Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Ben Mahallemin Baskısını Özledim

15 Şubat 2009 Pazar
Ben Mahallemin Baskısını Özledim
 
Ne güzeldi eskiden. Mahallemde buram buram baskı kokardı.
 
O baskıyı biz vicdanlarda hissederdik. Her yapacağımız hareketi
 
Vicdanımıza danışarak yapardık.
 
Vicdanımız saygıyla, hürmetle, iffetle, sevgiyle, muhabbetle, kardeşlikle, ülfetle doluydu.
 
Onun için ben Şefika Teyze’min pazardan gelirken filelerini taşırdım.
 
Şerife Teyzem çağırdığı zaman hemen yanına gider bir isteği varsa yerine getirirdim.
 
Kemal Ağabey hiçbir zaman büyüklerinin yanında sigara içemezdi.
 
Hele hele küçükler bacak bacak üstüne atmak ne demekti bilmezlerdi.
 
Niçin bunlar olurdu?
 
Mahalle baskısından.
 
Baskı mahallemize huzur verirdi. Kimse kimseye zarar veremezdi. O baskıyı hisseden kimse, başkasına kem gözle bakamazdı.
 
Kapkaçtı yapamazdı kimse.
 
Bali çekemezdi gençler.
 
Küfürler havada uçuşamazdı.
 
Flörtler bile bir başkaydı o zamanlar.
 
Herkes herkese yardımcı olmaya çalışıyordu.
 
Birisi komşususun çocuğunun hatasını görse hemen uyarırdı tatlı diliyle. Hiçbir çocuk da karşılık vermezdi utancından dolayı.
 
Bizler bunları yaşadık. Hâlâ yaşayanlarımız da var. Çünkü bu bizim kültürümüzde var.
Selçuklular’da, Osmanlılar’daki kültürler İslam kültürünün potasında eriyerek günümüze kadar en güzel şekilde gelmişti.

Doğuşundan hayata gözlerini kapayışına kadar Mustafa Kemal’i ele alan Tek Adam adlı kitabının ilk cildinde Şevket Süreyya Aydemir, Mustafa Kemal’in yaşadığı mahalleyi ne güzel dile getirmiş;
 


Zaten bütün Osmanlı şehirlerinin Müslüman mahallelerinde olduğu gibi, Selanik’teki Ahmet Subaşı mahallesinde de toplumun muhafazakâr gelenekleri, mahalle toplumunun otoritesi, mahallemin nizamını, her türlü fazla rahatsız edici hareketlerden korurdu. Çevre halkının, merakı, karşılıklı bir ilgi çerçevesini hiçbir zaman aşamazdı. Eski Müslüman mahallelerindeki evlerin zayıf duvarları, bu evleri çok defa, ortaçağ kalelerinin surlarından daha iyi korurdu.
…..

Son zamanlarda Batı’nın o vefasız, lakayt, hiçbir değeri olmayan, sığ kültürünün etkisiyle beraber yeni nesilde mahalle baskılı kültür hemen hemen asimile olmaya başladı.
 
En çok bu durum büyükşehirlerde hissedilmeye başlanırken bu Anadolu’da da hissedilmeye başlandı.
 
Eski değerler artık zaman içinde eriyip gidiyor.
 
Saygı, sevgi, iffet, hürmet, vefa, merhamet, vs. kavramlar yeni neslin kitabında hiç yer almıyor.
 
Biz mahalle baskısına müspet olarak bakarken kavramların yanlış anlaşılmasından dolayı bazı kimseler de buna menfi olarak bakabilir.
 
Mahalle baskısından kastımız eski değerlerimiz olan sevgi, hürmet, vefa, merhamet, saygı, iffet, kardeşlik, ülfet gibi değerlerin bize sevdirilerek öğretilmesi ve onu tatbik edilmesidir. Yoksa cebren ve hile ilen bu değerlerin öğretilmesi değil.
 
Ben hiçbir zaman baskıdan yana değilim. Nerede bir baskı varsa ben ondan kaçmışımdır. Hele hele yasak kelimesi beni çok gocunduran bir kelimedir.
 
Sosyolog Şerif Mardin’in bahsettiği mahalle baskısı bana göre güzel değerlerin sevdirilerek öğretilmesi ve onun hayata işlenmesi demektir.
 
Zaten mahalle baskısı da hemen hemen kaybolmuş toplumumuzda artık neleri söküp götürecekler?
Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5292 defa okunmuştur
yazınız hk.
emel varinli
teşekkürler ,kaleminize,yüreğinize sağlık.Gerçektende değerlerimiz yok olup,gidiyor.bizde arkasından bakıyoruz.
06 Mart 2009 Cuma 00:14
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
VİCDAN MESELESİ
A.GİZEM KORKMAZ
aklı selim bir insanın, doğruyu bulması için baskıya gerek yoktur. insanı iyiye, doğruya yönelten kendi vicdanı, sağduyusu olmalıdır. bunlar eksik kaldıktan sonra, baskı denen şeyin insanı doğruya itmesi kısıtlıdır. baskı ortadan kalkınca, birey yanlış yapmaya başlar. bu yüzdendir ki, yapılması gereken, vicdanı sağlam insanlar yetiştirmektir. birileri olsun ya da olmasın, doğruyu bulabilen. ben de özledim dedikleri
19 Şubat 2009 Perşembe 10:31
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
yazı güzel
tuğba çömlkoğlu
yazılarınızı beğenyrm cezmi bey tuğba ben doğa medikal başarılarızın ve yazılarınızın devamını diliyorum
17 Şubat 2009 Salı 21:22
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ben hiç özlemedim
kardemay
Doğrusu ben hiç özlemedim mahalle baskısını. Bayan gözüyle ve erkek gözüyle bu baskılar farklı şekilleniyor sanırım. O döneme dair saydığın güzellikler mahalle baskısından kaynaklı değildi. İnsanların içine dönük yapısıyla ve herkesin sen gibi olmasıyla alakalıydı. Tabi bu arada teknolojinin hayatımızda açtığı delikleride unutmamak lazım. Bu delikler büyüdükçe kendimizi ve etrafımızdakileri unuttuk.Tarihte eminim ki hiç görülmemiştir baskıyla b
17 Şubat 2009 Salı 11:20
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
baskı mı? ilgi mi?
nur
:)okudum yazınızı,başımız agrıdında evin kapısına vurulmadan elinde bir çorba kasesiyle dalan komşumuzu hatırlattınız bana ben küçükken hastalandığımada hep aynı şeyi yapan rahmetli komşumuz,hiç sevdiğimi söylemediğim halde elinde ya çorba yada kuru incerle dalar Nur bunları ye diye zorla ağzıma tıkıştırmaya çalışan maviş gözlü teyze.Oysaki normal günlerde o maviş gözleriyle bi hatamızı gördügünde tek bakışıyla bizi yerimeze çivileyen maviş
16 Şubat 2009 Pazartesi 23:25
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri