Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Boğaz’da Tefekküre Dalmak İstiyor musunuz?

24 Mayıs 2012 Perşembe

Hafta sonu bir hasta ziyareti için karşıya Üsküdar tarafına geçmiştim.

Öğle namazı yaklaşmışken Üsküdar Mihrimah Sultan Cami’nde namaz kılmaya niyetlenmiştim ancak tadilatta olduğu için tüm girişleri kapatmışlardı.

Nerede namazı eda ederim diye düşünürken işte hayat sürprizlerle doludur ya, hiç ummadığım bir arkadaşımla karşılaştım.

4245869482_059d8541e5.jpgBeni arabasına aldı ve beni Kuzguncuk’ta bir camiye götürdü; Üryanizade Nakkaş Baba Cami.

Arkadaşım, "Bu caminin cemaati normalde birkaç kişiyken milletvekilleri geldiği zaman adım atılacak yer olmaz" dedi.

Osmanlı mahalle camii tarzında yapılmış olan yapıt ahşap olup Boğaza sıfır ve Boğaziçi Köprüsünün ayağının hemen altında.

Sıra sıra dizilmiş yalıların arasında ufak olmasına rağmen devasa bir görünüşü vardı caminin.

Yaptığım incelemelerde camii 1860 yılında kırk günde tamamlanmış.

Aslında burası mescit olarak inşa edilmiş.

Eserin adı, "Üryanizade Nakkaş Baba Camii" olarak geçiyor. Çünkü birçok kaynakta bu isimle zikrediliyor. NakkaşBaba'nın mescitle hiç bir ilgisi yoktur. Mescidi yaptıranSultan II. Abdülhamid Han’ın şeyhülislamlarından Şeyhülislam Üryanizade Ahmed Esad Efendi olup, Bu caminin Vakıflar kaydındaki orijinal ismi Şeyhülislam Üryanizade Ahmed Esad Efendi Mescidi şeklindedir.

Cami küçük olmasına rağmen konumundan dolayı çok hoş ve ferahlatıcı bir hali var.

Orada namaz kılmanın tadı bambaşka.

Püfür püfür esen rüzgârın altında, Boğaz’ın şırıltı sesleriyle namaz kılmak insanı daha çok Allah’a yaklaştırır.

Hele ki orada yapılan tefekkür ve zikir insana dünyada verilecek en büyük manevi lezzet olsa gerek.

İstanbulbir başka güzel, tarihi camileriyle olsun, Boğazıyla olsun, yalılarıyla olsun, mescidleriyle olsun, tüm tarihi yapıtlarıyla olsun. Kısaca heruryanizade_mescidi1.jpg şeyiyle.

İşte İstanbul tüm güzelliği bu camide sanki odaklanmıştı.

Boğazın karşısına baktığınız zaman umulmadık İstanbul güzelliklerini seyre dalabiliyorsunuz.

Sanki tüm İstanbul güzellikleri ayaklarınızın altına serilmiş, siz vakarlı ve muhteşem siluetli İstanbul’u içinize sindiriyorsunuz.

Üryanizade Nakkaş Baba Camiinde namaz kılmak bize nasip oldu ama avlusunda. Lakin halılar yıkandığı için avlusunda kıldık ama fark etmezdi çünkü Boğaz’ın şırıltısını da duyduk, rüzgârının serinliğini de tüm bedenimizde hissettik.

Namazımızı eda ettikten sonra merakımdan dolayı caminin içini halılar ıslak da olsa gezeyim dedim.

Ahşap sanatının tüm incelikleriyle oymacılığın en güzel şekilleri mevcuttu camide.

4245869038_657a095ac7.jpgAyrıca ufak, sevimli ve samimi bir minaresi var. Minaresinin tarzı da diğer camilerden çok farklı.

Tam denizin sıfır olan kısmında pencerelerin önüne iki tane koltuk konulmuştu.

İşte o koltuklarından birine oturacaksın gözlerini kapatacaksın ve elinde tesbihinle kendini dünyadan soyutlayarak Hazreti Mevla’ya yaklaşmaya çalışacaksın.

Tefekkürün tüm derinliklerine işte orada inebilirsin.

Camiinin içini inceledikten sonra caminin imamı orta yaşlı Hoca Efendi’ye;

          -    Hocam siz o koltuklarda akşama kadar tesbih çekerseniz, inanın ihtiyarlamazsınız, deyince;

          -    Ama biz buraya ihtiyarlayıp da geldik kardeşim, cevabını verdi.

Şair – Yazar Figen Ünal Şende Boğaz’ın bu ufacık, sevimli camisi için bakın ne güzel ifadelerde bulunmuş;

Yok, kimse kızmasın, alınmasın, günah demesin…

 

Yok, bu camiye adımımı atar atmaz hissettiğimi sizden gizleyecek değilim.

Vallahi de billahi de inanın camii gibi değil burası; denizin üstüne kondurulmuş bir mücevher kutusu, bir deniz feneri daha çok.

Minicik, birkaç basamakla üst kata çıkarken “aman zarar görmesi”’ diye dikkatlice atıyorsunuz adımlarınızı.

Üst kat… Pencereyi açın, oltayı sallandırın, altınız deniz, dibiniz kayıkhane. Bahçesindeki incir ağacı sanki ondan yüksek. “40 günde tamamlanan cami” diyorlar, doğru. Öyle narin, öyle güzel ve küçük ki… Sarılıp sarmalanması, korunması gerek. Kuzguncuk’tan Beylerbeyi’ne gelirken, Nakkaş Mezarlığı’nın dibinde, ahşap oymalı minaresine hayran olmamak mümkün mü?

 

Sevgili Okurlar,

Siz en iyisi yolunuz Üsküdar tarafına düşerse mutlaka bu sevimli ve mücevher kutusu gibi olan camiyi gezin. Biz ne kadar yazıp çizsek de o zevki tadamazsınız. O camiyi görün, orada Allah’a yaklaşmak için namaz kılın, elinize tesbih alarak Mevla’yı zikredin, işte o zaman o eşsiz zevke vasıl olabilirsiniz.

Çok şey istemiyorum değil mi sizlerden?

Not:       Artık üç aylara girdik ve bu gece de nasip olursa Regaib Kandilini idrak edeceğiz. Allah bu geceyi hakkıyla geçirmeyi nasip etsin. Herkesin de bu gecesini en kalbi duygularımla tebrik eder, dualarınızda bize de yer vermenizi istirham ederim.

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 7756 defa okunmuştur
Tarih ve İmanın Harmanı
Leyla Doğan
Güzel görmek için güzel bakmak, güzel algılamak ve güzel yorumlamak gerekir. İnsan, nasıl görmek isterse, öyle görür; kısaca her şey niyete bağlıdır... Değerli yazarımızda tarihi sevgisi ve inancının kuvvetiyle güzel bakmış .. İnsanlara tarih sevgisini ve inancının içine işlemiş ahengiyle harika bir yansıma yapmış.. Bu güzellikler için teşekkür edriz..İnşaAllah bizlerede ziyaret nasip olur..Güzel dile, güzel bul; olma insanlara kul; Gerçek saâdet vermez hem mal, hem de para pul... Bütün güzellikler hepimizin olsun... Leyla Doğan..
27 Mayıs 2012 Pazar 23:20
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Ah İstanbul
Songül E.
İstabul\'un taşı toprağı altın derlerdi de inanmazdım.Gerçekten öyleymiş,her yerinde ayrı bir güzellik,ayrı bir huzur...İşte o altınlarından biride Cezmi beyin anlatımıyla bizler gibi o güzellikleri gidip göremeyenlerin beyninden yeryüzüne çıkarıldı. Güzel bir anlatım.Başlığı okuduğumda Sultan Ahmet camii gibi tanıdık bir yerden bahsedilecek diye düşünüyordum ama daha önce ismini bile duymadığım bir yer karşıma çıktı.Bilinenden ziyade bilinmeyen güzellikleri anlatmak çok doğru bir seçim.
26 Mayıs 2012 Cumartesi 12:06
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Tebrikler
Kemal Bozkurt
Sevgili Cezmi Koç bu güzel Istanbul YAZILARINA kesintisiz devam etmelisin. Yarım asırlık üsküdarlı olan bendenize bu güzel camiyi ögrettigin için çok teekkür ederim.
24 Mayıs 2012 Perşembe 19:11
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Çok güzel bir betimeleme yazısı
İnci Kayar
İstanbul'u gören biri olarak bu yazınızla İstanbul sokaklarında ve hasavasını solurken hissettim kendimi
24 Mayıs 2012 Perşembe 18:17
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Tefekkür Deryası
Zer
İstanbul'u gezme fırsatımız olmadı ama böyle tanıtıcı yazılardan hissetmeye yaşamaya çalışıyoruz. Umarız bizimde gitme şansımız olur da o güzelliği o heyecanı bizde hissederiz. Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş...Paylaşım için sizi tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerim.
24 Mayıs 2012 Perşembe 10:54
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri