Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Çanakkale Vicdanların Sesi Olmalıdır..!

25 Haziran 2012 Pazartesi

 

Gelibolu’ya tarihi ve kültürel geziye gittiğimizde Rehber Hanım, İngilizler olsun, Anzaklar olsun, Fransızlar olsun tüm düşman devletlerinin oralarda anıt mezar kurmaları 1930’lu yıllardan başlarken ve oralara atalarını ziyaretler ederken, bizim henüz 15-20 yıl öncesinden bilinçlenmeye başladığımıza dikkat çekti. Ne kadar da acı değil mi?

100_4699.jpgMetrekareye 6 bin merminin düştüğü, tahminen 250 bin şehidimizin olduğu Gelibolu Yarımadasında her adım atışında sanki bir şehidin üzerinden geçecekmiş hissi verirken, dudaklarda hiçbir an duaların, Kur’anlar’ın eksik olmaması gerekir diye düşünüyorum.

Evet, insan Çanakkale’nin Gelibolu’sunda ayrı bir âleme dalıyor. Hüzünle kahramanlık arasında gidip gelirken o günün şartlarıyla bugünün şartlarını insan kıyas etmeye hayâ ediyor.

İsterseniz 43. Alay 1. Piyade Taburu 1. Bölük, 1917 yılı yemek listesine bir göz atalım;

15 Haziran Sabah: Üzüm hoşafı. Öğlen: Yok. Akşam: Yağlı buğday çorbası ve ekmek.

26 Haziran Sabah: Yok. Öğlen: Yok. Akşam: Üzüm hoşafı, ekmek.

18 Temmuz Sabah: Üzüm hoşafı. Öğlen: Yok. Akşam: Yarım tayın ekmek.

8 Ağustos Sabah: Yarım ekmek. Öğlen: Yok. Akşam: Şekersiz üzüm hoşafı, ekmek yok

21 Temmuz 1917'den itibaren ordu emriyle ekmek istihkakı 500 grama indirilmiştir.

Gezimiz boyunca gelen insanlar acaba bu bilinçle mi geldiler?

Geldilerse eğer etrafa saçılan yemek artıkları neden?

Yiyemeyeceğini bildiği halde alıp da yemekleri çöpe atarken en küçüğü 17’lik vatan yiğitlerinin o halleri hiç aklına gelmedi mi dersiniz?

Seviniriz, övünürüz biz böyle kahramanların torunlarıyız diye.

Mağrur oluruz, gurur akar her yanımızdan.

Ama o yiğitlerin çektikleri çileleri hiç düşündük mü, onların yanı başındayken?

seyit-onbasi.jpgHele ki 250 kilonun üzerindeki top mermisini bir anda kaldırıp 3-4 basamak çıkıp da İngilizler’in o ünlü Ocean gemisini yerle yeksan eden, savaşın seyrini değiştiren Koca Seyit'e ne demeli? Komutanı ona ne dilerse yapacağını söylemiş, o da doyamadığını, ekmeğinin bir dilim daha artmasını istemiş, lakin birkaç gün sonra, ekmeği arkadaşlarından fazla olduğu için vicdanı rahat etmediği için, o da arkadaşları gibi bir ekmekle kifayet etmiş. Bize bundan daha büyük ders ne olabilir ki?

Hatta bununla da kalmıyor Koca Seyit ve onun biricik kızı Ayşe. Devletin ona maaş bağlamasını kendisi gururuna yediremezken kızı da onunla aynı düşüncede olup babasının almadığı maaşı kendisinin de alamayacağını söylüyor. Şimdi bir de, neredeyse her dönem devleti söğüşleyenlerin ne kadar gurursuz ve ne kadar şereften yoksun olduklarını hatırlayalım.

O zamanlar yenilen kurşun, verilen can, çekilen eziyetler vatan ve millet içindi.

Kâğıt üstünde biz onların torunuyuz ama vicdanlarda onların torunları mıyız?

Onlar kadar vatan sevgimiz var mı?

Vatan için canımızı mı veririz yoksa vicdanlarımızı mı satarız?

O zamanın derme çatma sahra hastanelerinde o kahraman askerler narkozsuz, canlı canlı elleri, kolları, bacakları kesilirken onların torunları olan bizler en lüks hastanelerle bile yetinemiyoruz.

Sakın kimse yanlış anlamasın; o kahramanlar çile çekti diye biz de mi çile çekeceğiz polemiğinde değilim. Ancak şükretmesini bilmiyoruz. Hiç bir şeyle yetinemiyoruz. Bir tatminsizliktir gidiyor.

Onlar helalinden bile bir lokma yiyemezken, haramları havuduyla götürenlerde 100_4643.jpgacaba nasıl bir vicdan mevcuttur?

O tarihi yarımadaya yığınla insan ziyarete geliyor şimdi.

Niçin geliyorlar acaba?

Sadece ziyaret amaçlı mı yoksa o zamanın niçinlerini, nasıllarını düşünmek için mi?

Birkaç alışveriş yapayım, birkaç mezar göreyim, birkaç dua okuyayım mı diyorlar?

Oraya giderken donanımlı gidilmeli.

Birkaç kitap karıştırılmalı ve önbilgi edinilmeli. Sadece rehberlerin söyledikleriyle yetinilmemeli.

Biz tarihimizi kitaplardan ve rehberlerden öğrenirken vicdanlarımızın ve bilincimizin de cilalanması için oraları şevkle, hüzünle, kahramanlık duygularıyla ziyaret etmeliyiz.

Böyle bir geziye vesile olanları da tebrik etmek istiyorum.

Aslında Gelibolu’ya sadece yakın yerlerden insanlar gitmemeli. Devlet tüm imkânlarını kullanarak uzak yerlerden de insanların buraları ziyaret etmeleri sağlanmalı.

Milli ve manevi duygular ancak bu ziyaretlerle ayyuka çıkar.

Şunu da söyleyeyim; orada sadece Türkler can vermemiş. Orada Diyarbakırlı Maho Ağa da şehid olmuş, Medineli Mehmet de.

Bu sınırlar içinde olan herkesin bu bayrağın üzerinde kanlarının olduğu unutulmamalı.

Sadece Türk kanıyla sulanmadı bu topraklar.

Son söz olarak da Güngören Belediyesi’ne birkaç sözüm var.

Belki yukarıdaki yazdıklarımla şimdiki yazdıklarım çelişebilir.

Allah razı olsun Güngören Belediyesi çok güzel bir hizmet yaparak binlerce insanları buraları ziyaret etmesine vesile oluyor.

Ama bu ziyaretler milletin vergileriyle yapılıyor.

Onun için tek kuruşun bile önemi var.

Bize tahsis edilen otobüs çile otobüsü oldu.

Mikrofonu bozuk olmasından dolayı Rehber Hanım’ın dediklerinin bir kısmı anlaşılamadı. Bundan dolayı da bilgilenme açısından büyük bir sıkıntı oluştu.

Klimanın olmasını bırakın otobüs sıcaktan kavruluyordu.

İnsanlar ziyadesiyle çile çektiler.

Hangi sebepten?

İhalenin teknik şartnamesine baktım; muğlak cümlelerle kurulmuş bir şartname. Ne yükleniciye herhangi bir yaptırım var ne de belirgin ifadeler mevcut.

img_0097.jpgSayın Şakir Başkan!

Lütfen bu konularda müdürlerinizin dikkatini çekin.

Bunca yapılan hizmetin bir mikrofon ve klima yüzünden berbat edilmesine izin vermeyin. Hizmete çıkacak olan tüm arabaları kontrol ettirin ve bu ziyaretler çileye dönmesin.

Halkın çile çekerek aldığı hizmetlerin geri dönüşü olumsuz olacaktır.

Bu satırlar, dostça ve kardeşçe hatırlatmalardan ibarettir, yanlış anlaşılmayacağını umuyorum Sayın Başkan.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 8996 defa okunmuştur
çanakkale ve akif
bizimköylü
mehmet akif haykırıyordu: şu cihan harbi nedir, var mı ki dünyada eşi, en kesif orduların yükleniyor dördü beşi ... ve o harbi en güzel dizelerle dile getiren mehmet akif, kimsesiz bir insan gibi sessiz sedasız belediye görevlileri tarafından ve kimseye haber verilmeden son yolculuğuna uğurlanıyordu. neden haber verilmedi? devlet neden akifi, onun adına yakışan bir şekilde uğurlamadı son yolculuğuna? bunun nedeni yoksa o müthiş savaşı müthiş dizelerle geleceğe duyurmak, anlatmak istemesi olabilir miydi? 1915 te olan bir savaş eğer insanlar tarafından taa 1980 lerin sonunda değer bulduysa bu neden yanlış sayılamaz ve akifin oğulları öyle mi verecektiler son nefeslerini? bir çöplükte mi ölecekti çanakkale ve istiklal marşı şairi akifin çocuğu? yazık 250 bin vatan evladının şehit olduğu bir savaş bugün tarih kitaplarımızda yarısı resimli bir sayfada anlatılıyorsa yazık
30 Haziran 2012 Cumartesi 13:21
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
unutturulmak istenen çanakkale
bizimköylü
15-20 yıl önce neden bilinçlendik? bilinçlenme gereği duyulduğu için mi? bak burası çok önemli biz 15-20 yıl önce birkaç uyanığın ticari zekası ile bilinçlenmeye başladık zira oraya yapılan ilk geziler tamamen bir ticari çıkar içindi geziyi düzenleyenlerin derdi "bilinçlendirmek" falan da değildi bugün yine aynı şekilde ticari çıkar için turlar düzenliyorlar yani birkaç uyanığın ticari kaygısı olmasa biz çanakkaleyi hiç bilmeyecektik
30 Haziran 2012 Cumartesi 11:34
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Koca Seyit
Songül E.
Çanakkale Savaşı dendi mi aklıma ilk Koca Seyit gelir her nedense.Mecidiye tabyasında kalan tek top ve onunda mermisini kaldıran vincin bozulması... Ve sonrasında Seyit onbaşının büyük bir güçle 215 okka (275 kg)lük mermiyi kaldırarak namlunun ucuna sürmesi.Düşünüyorum da bu mümkün mü?Koca Seyit'e bunu yaptıran hangi güçtü?Ve aklıma gelen ilk cevap hep şu oluyor:'İNANÇ KUVVETİ,İMAN NURU'.Evet bu iş ancak inançla yapılabilirdi.Seyit onbaşı bunu hiçbir karşılık beklemeden,yazarımızın dediği gibi 'vicdanının sesi' ile yapmıştı. İnşallah herkes Çanakkale Savaşı'ndaki bu inancın farkına varır ve her işini,her düşüncesini bu inançla gerçekleştirir.Sağ yada sol ideolojisiyle değil sadece VATAN için yapılsın bütün yorumlar diyorum.Çünkü bu vatan hepimizin. Koca Seyit'i ve tüm Çanakkale şehitlerimizi rahmetle ve MİNNETLE yad ediyorum.
27 Haziran 2012 Çarşamba 11:41
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri