Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Dest-i Rezâlet

08.05.2009 20:47

Uzun süredir İstanbul’un karşı yakası Anadolu’ya geçememiştim. Bir iş dolayısıyla geçenlerde oraya gitmem icap etti. Eminönü’nden Kadıköy vapuruna bindim ve havanın güzel olmasını fırsat bilerek üst güverteye çıktım.

Güvertenin orta kısmında ellerimi tahta korkuluklara dayayarak ayakta İstanbul’u seyre dalmıştım. Bir yandan martıların kanat çırpmalarını seyrederken bir taraftan da dalgaların bir nağme gibi şakırdaması insana ayrı bir haz veriyordu. Süleymaniye Camii’nin heybeti, Yeni Camii’nin efkârlı duruşu, Beyazıt Kulesi’nin kalem gibi sivrilmesi seyre doyum olmayacak güzellikteydi. Bu güzellikleri seyre dalmıştım. Otuz küsur yıllık ömrümün geçtiği güzelim İstanbul’da nelere şahit olmuştum. Hepsi birer birer gözlerimin önünden film şeridi gibi geçerken birden güvertedeki yolculara yüzümü döndüğümde İstanbul’un ne kadar tezatlar içinde olduğu gördüm.

Eski İstanbul’u ararken gözlerim yeni İstanbul’un gençlerine takıldı. Hepsi çeşit çeşit. Farklı paersingli gençleri mi ararsınız, yoksa tam tesettürlü genç kızları mı? Ne ararsan vardı güvertedeki gençlerde. Feci bir şekilde dejenerasyona uğramıştı gençlerimiz.

Sadece gençlerimiz mi? Orta yaşlılarımız olsun, ihtiyarlarımız olsun onlar da nasibini almıştı bu değişimden. Hep değişmiştik, çok değişmiştik.

O güvertede değişmeyen sadece o takla atan ve birbirleriyle cilveleşen martılar ile kıyıları birbiri ardına döven dalgalar. Bir de yıllara meydan okuyan ihtiyar vapur.

O duygular içerisinden sıyrılıp bir kenara oturmuştum.

Tam karşımda 60 yaşlarında bir kadın ile bir erkek oturuyordu. Kadın; olgun, vakarlı ve bakımlı, erkek ise; sırnaşık, sinekkaydı tıraşlı ve lafazan. Sanki karşımda liseli gençler vardı. Erkek, kadına iyice sokulmaya başlamıştı. Kurduğu tatlı tatlı cümleler kadına bir serenat hazzı veriyordu. O vakar görünüşlü kadın sohbet koyulaştıkça hafiften mayışmaya başlamıştı.

Onların hal ve hareketlerinden bu iki ihtiyar gencin bir izdivaç programında tanıştıkları anlaşılıyor. Artık erkek epeyce ileriye gitmeye başlamıştı. Kadının ellerini tutup öpmeler en hafif kalırdı. Sohbetin en koyu ve en tatlı anında birden erkeğin cep telefonu çaldı. Belli belirsiz bir öfkeyle telefonu açtı. Karşısındaki sesi duyunca yüz hatlarında hafif bir değişiklik oldu.

Kadına hava atarcasına biraz sesini yükselterek telefondaki kişiye “Ben hayatımın kadınını buldum. Artık onunla bir ömür geçireceğim. Beni arama bundan sonra. Seni istemiyorum.” Dedi. Telefonu kapattıktan sonra kadına dönerek bir savaş mağruru gibi “ Ya bunla daha önce bir programda tanışmıştık. Trakyalı bir kadın. Telefonumu bir yerden almıştı da. Beni durmadan rahatsız ediyordu. Artık sen varsın, etmez.” Diyerek kadının gönlünü alma çabasındaydı.

Ben fazla dayanamadım ve oradan kalktım. Zaten vapur da iskeleye epeyce yaklaşmıştı.

Ne kadar basite alınmaya başladı evlilik müessesesi. Herkesin gözü menfaatte. Çıkar uğruna yapılan evlilikler ne kadar başarılı olur? Cicim ayları geçtikten sonra sevgi denen duygu tazeliğini korur mu? Yoksa tekrar başka heyecanlar mı aranır? Ya da menfaat bitince yerini öfke ve kavga mı alır?

Bu programlarda dikkatimi çeken bir nokta da genelde sunucuların bekâr olmaları. Sunucuların kendileri bekârken başkalarını evlendirmek istemeleri programın ne kadar güvensiz olduklarını ortaya çıkarmıyor mu?

Bu saçmalıklar devam ederken hiçbir devlet kurumu bu konuya el atmaması da hakikaten düşündürücü bir durum.

Eğer bu programlar böyle devam ederse evlilik müessesesi ciddi bir erozyona uğrayabilir.

Sonra da pirincin taşını zor ayıklanır.

Bunu herkes böyle bilsin. En başta da yetkili kişiler ve kurumlar.

 

Öneri ve eleştiriler için;

yazarcezmi@hotmail.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6726 defa okunmuştur
YOZLAŞMA..
seda ırmak
zaten ugramış durumda..ne yazıkki planlı ve sistemli bir toplumsal erezyon yaşaıyor yaşatılıyoruz..modern olmak ile hafif olmanın anlamı birbirine karışmış...bayalıklar tercih edilir olmuş..boş bilğisiz bir gençlik var elimizde süs diplomalrı ve boş bırakılmış karekterleri ile...evet dünya hala aynı dünya sületi değişsede var oluşun anlamıda hala aynı yaşanırken değiştirilsede..ben modern çağdaş hala öğrenmeye çalışan bir kadınım ve o evlilik proğramlarını reklamlarında dahi izlemiyorum ve mümkün olsa hemen yayınlardan kaldırılsalar diliyorum...toplum olarak ileri ve modern insanlar olmanın anlamını ahlaksız ve boş insanlar olmağa yüklemişiz ....boş ve çelişen nesillerde tabiki bizlerin eseri..onları öyle boş bu ülkeyi bu keşmekeş ortama el birliği ile o planlı dejeneresyona uyarak hepimiz birlikte getirdik..el veren ve vermeyip bakanda aynı oranda suçludur bana göre...teşekkürler... Günaydınlar olsun size ve cümle aleme...
15 Ocak 2011 Cumartesi 10:29
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Zaman
su ateş
Günümüzde o denlı batıl fıkırlerle yozlaşmısızkı gelenek ve göreneklarımı bır yerde ınsanlıgımızı duyarlılıgımız yıtımel üzereryız aile kavramın kendı aile ahlakı içersınde degıl öteleşmış toplumlarınıkın örnek alma cabasındayız
17 Şubat 2010 Çarşamba 15:27
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
zamanın ve teknelojinin getirdikleri
zehra sert
yazdıklarınıza tamamen katılıyorum, zamanla insanlar değişti, uzaklaştı birbirlerinden ve aynı hızla değer yargılarımızdan, bizi biz yapan herşeyden. örfler adetler demode oldu, bizler de geri kafalı olduk. tabii bunlar yine iyi günlerimiz ben gençlerin haline bakıyorumda bunlar ilerde nasıl anne baba olurda nasıl bir nesil yetiştirir? hiç bilmiyorum ve bu beni çok korkutuyor. ve bir eğitimci olarak teknelojiye ve beyaz cama yenik düşüyoruz maalesef.
15 Şubat 2010 Pazartesi 22:53
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
peki
leyla
Çok güzel yazılmış evet. Peki bu yozlaşmayı neye bağlıyorsunuz? Bu konuda da bir fikriniz var mı? gerçekten kadın gibi davranmayan kadınlar, erkek gibi olmayan erkekler olabilir mi? Vazifelerimizi unutmamız, aile mahremiyetini aşikar bir şekilde açmamız olabilir mi? Ya da sabırsızlıklarımız, eşlerimize karşı tahammülsüz davranışımız olabilir mi? Ben bu yazıda gerçekleri açıklamanızı isterdim. İman yozlaşmasından bahsetmenizi. Değerlerimizi ortaya koymanızı isterdim.Müslümanlar, hakiki insanlar için olmazsa olmazları anlatmanızı isterdim. Evet sorun var ama bu sorunun temelinde neler var? Ne yapmalıyız? Çok güzel takdir ediyorum yazılarınızı. Fakat aynayı sadece dışarı tutmak değil mesele biraz da iç dünyamızı irdelemek gerek diyorum. Emeğinize sağlık
06 Ekim 2009 Salı 10:03
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAŞLISIDA GENCİDE..
LİLA
"Ne kadar basite alınmaya başladı evlilik müessesesi. Herkesin gözü menfaatte. Çıkar uğruna yapılan evlilikler ne kadar başarılı olur?" OLMUYOR ELBETTEKİ...BENİ ÜZEN İSE YAŞLI İNSANLARIN BUNA ALET OLASI...
15 Mayıs 2009 Cuma 11:36
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri