Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Hiç

11 Ekim 2009 Pazar

Hiç

Çok iyi hatırlıyorum lise son sınıftayken psikoloji dersinde dürtüleri öğrenmiştik. Dürtü; bedenin ve ruhun ihtiyaçlara tepki göstermesi olarak bilinir. En çok bilinen dürtüler de açlık, susuzluk ve cinsellik. Buna bir de kadınlar için annelik dürtüsünü eklemek gerekir. Aslında bir sürü dürtüler var. Yeri gelir aşk da bir dürtüdür, müşfik davranmak da.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan Hoca’nın bir  radyo konuşmasında sonsuzluk, tatminsizlik dürtüsünden bahsetmişti. İnsan kazandığı bir şeyle yetinmiyor onun daha üstününü istiyor. Bilhassa kadınların bu dürtüde zaafları çok olduğunu belirten Nevzat Tarhan Hoca, alınan herhangi bir eşyanın en üstesini almaya çalışılır. Keza makamlarda da öyle. En üst seviyeye ulaşmak için çırpınır insan.

Bir zamanlar cep telefonlarıyla düğmesine basıp konuşulurdu. Daha sonra FM radyolusu, kameralısı derken en son olarak da 3G’lisi çıktı. Durmadan teknoloji kendini yenilerken insanın tatminsizlik dürtüsü bunlara ve bunların daha üstüne ulaşması için çabalıyor.

Siyasette de öyle. Herhangi bir partinin ilçe başkanı iken yavaş yavaş basamakları çıkarak il başkanı, belediye başkanı, milletvekili, başbakan, cumhurbaşkanı olan bir insan ondan ötesini de düşünür. “Acaba dünyaya hükmedebilir miyim?”, der ve onun için de çabalamaya çalışır.

Bitmez, tükenmez bir doyumsuzluğun içinde olan insan hiç elinin altındakiyle yetinemez.

Zirveye ulaşsan bile bu sefer gökyüzüne ulaşabilir miyim derdine girer?

Ama bir noktaya kadar. İnsan ne teknolojide en üst seviyeye gelebilir, ne makamda daha üste gelebilir, ne de gökyüzüne ulaşabilir.

İşte insan sabrın ve şükrün kıymetini bilse bu dürtüye gereksiniz kalmaz. İnsan eline geçene şükredebilse, ulaşamadığına da sabredebilse hiçbir sorun kalmayacak.

Şimdi bununla ilgili çok hoş bir hikâye var. O hikâyeyi dinleyince tatminsizliğin de sonuçta bir hiç olduğunu çok iyi göreceğiz.

Aslında hiçliğin içinde yer aldığımızı çok iyi anlayacağız.

“Çok eski zamanda bir hükümdar varmış. Bu hükümdar halkın içine girmiş. Hükümdar halkın içine girince herkes el pençe divan durmuş sonsuz saygı ve hürmetlerini gösteriyormuş.

Herkes saygı ve hürmetlerini gösterirken adamın biri hiç istifini bozmamış ve bir kenarda oturuyormuş.

Hemen adamın yanına hükümdarın adamları gelmiş ve onu uyarmış. O yine de istifini bozmamış.

Hükümdar bir hışımla yanına gelmiş;

-          Bre adam sen nasıl böyle duruyorsun?, demiş

Adamcağız da hükümdara acır gözle bakarak aralarında şöyle bir konuşma geçmiş;

-          Niye bozayım ki,

-          Ben koskoca hükümdarım, ya sen nesin ki?

-          Ben de Allah’ın bir kuluyum ve hiçim. Ama sen sadece hükümdarsın.

-          Sen bir hiçsen niye benim yanımda istifini bozmuyorsun?

-          Sen bir hükümdarsın ama daha sonra ne olacaksın ki?

-          Bu kıtaya hükmedeceğim.

-          Peki, daha sonra

-          Dünyaya hükmedeceğim ve dünya hükümdarı olacağım.

-          Ondan sonra ne olacaksın?

-          Hiç.

-          Ey hükümdarım sen hiç olmak için o kadar uğraşırken ben şimdiden hiç oldum, diyerek aslında hükümdara büyük bir ders vermiş.

Bizler de aslında bir hiçiz. Bu dünyadan göç ederken herkes gibi sadece kefenimizle gidiyoruz. Ondan başka hiç bir şey almıyoruz yanımıza.

Aslında bu hikâyeden çok ders çıkartmalıyız.

Eğer bundan ders çıkartmazsak asıl o zaman koskoca bir hiçiz.

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 9988 defa okunmuştur
Mutluluk
feride
çok hoş bir hikaye. üstelik hayatı, gerçeği anlatıyor.insanın sonu ölüm orası bir gerçek ama önemli olan ne kadar uzun yaşadığın, hangi mevkilerde olduğun değil; önemli olan sağlıklı, mutlu ve huzurlu hayat sürebilmek.gerçekten yaşayan insanlar sağlıklı, mutlu ve huzurlu olan insanlardır.onun haricindeki insanlar yaşamıyordur bence.Kendimden pay biçeyim, inanın bana bana deselerki seni Sivasa vali mi yapalım yoksa Konyada sıradan memur mu olmak istersin deseler, Konyada memur olmayı tercih ederim.Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum.Çünkü mutlu olmadıktan sonra dünyanın hazineleri benim olsa ne çıkar.Bu arada insan bulunduğu konumda ilerlemeyi ister tabiki.Bu kötü bişey değil. Yeterki hırs meselesi haline getirip, insanlığını unutmasın.Yeterki konumunu başkalarını ezmek için kullanmasın.Yeterki herşeyi var edenin Allah olduğunu, sahip olduğumuz herşeyin emanet olduğunu unutmasın.Şu da bir gerçek ki insan ne kadar yüksekteyse düştüğü zaman okadar canı yanar.o yüzden ne için neye kibirlenec
04 Nisan 2011 Pazartesi 08:38
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
hiçliğe bi adım daha
meri_merim
bu yazınızda insanın bitmek tükenmek bilmez daha üstün olma dürtüsünü anlatmışsınız. sanırım son zamanlarda bunu medya körüklüyo en son diziler filimler yarışma proğramları hep zenginlik üzerüne şatafat üzerine lüks arabalar, güzel kıyafetler incecik kızlar insanın ister istemez psikolojisi bozuluyo ondan sonrada para uğruna yapılmayacak şey kalmıyo rüşvetler,hırsızlık ...................
03 Nisan 2011 Pazar 14:16
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
insanlık ölmesin...
platon ebruli
gerçekten çok güzel bir hikayeydi. söylediğiniz gibi insan herşeyi elde etmek istiyor kefene sarıldığı an zaten bir hiç oluveriyor... umarım anlattıklarınız bazı insanların kulağına küpe olur öyle insanlar var ki bulundukları mevkiinin aşkından deliye dönmüş aslını kaybetmiş bil hasla edebini...insanlara farklı gözle bakmalar herşeyi sanki kendi etrafında olup bitiyor ama bir ders almaları gerek bunu umarım ölürken anlamazlar umarım onlar için geç olmaz... sahip olduklarımızın kıymetini bilmek ve aslımızı en değerli şeyimizi insanlığımızı kaybetmemek dileğiyle...
03 Ekim 2010 Pazar 20:54
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
insanlık bitmesin...
platon ebruli
gerçekten çok güzel bir hikayeydi. söylediğiniz gibi insan herşeyi elde etmek istiyor kefene sarıldığı an zaten bir hiç oluveriyor... umarım anlattıklarınız bazı insanların kulağına küpe olur öyle insanlar var ki bulundukları mevkiinin aşkından deliye dönmüş aslını kaybetmiş bil hasla edebini...insanlara farklı gözle bakmalar herşeyi sanki kendi etrafında olup bitiyor ama bir ders almaları gerek bunu umarım ölürken anlamazlar umarım onlar için geç olmaz... sahip olduklarımızın kıymetini bilmek ve aslımızı en değerli şeyimizi insanlığımızı kaybetmemek dileğiyle...
03 Ekim 2010 Pazar 20:47
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
hiç olmak ya da hiç olduğunu unutmak
erman
cok doğru ama bugun karar veriyoruz daha tatminkar olcam , insanlara karşı daha hosgörülü, daha doğru bir kul olcam diye ama bir bakmıssınız sözlerinizi unutmussunuz. tuaf bir hırs ya da sizin deyiminizle dürtü size yine dediklerini yaptırıyor. hayal kuruyorsunuz farkında olmadan ; hayallerinizde basarılı , en zirveye kosan biri yani kendiniz. belki bunlar kötü seyler değiller ama ya hiç olduğumuzu unutup biz de etek öptürme ye çalışırsak....
22 Temmuz 2010 Perşembe 15:30
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri