Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

İskenderpaşa'da Feyizli Bir Pazar Sabahı

12.12.2010 07:19

 

İskenderpaşa'da Feyizli 

Bir Pazar Sabahı

Her Pazar sabahı rutin olarak arkadaşlarla sabah namazına Fatih İskenderpaşa Camii’ne gidiyoruz.

İskenderpaşa Camii’nin havası çok farklı.

Herkesin Görünmeyen Üniversite diye bildiği İskenderpaşa Camii yıllara rağmen hâlâ o tekke havasını muhafaza ediyor.

Ramazan’da teravih namazları hatimle kıldırılıyor, her sabah evrad-ı şerif okunuyor, hatmeler yapılıyor ve sohbetler devam ediyor.

Kimler yetişmedi ki bu tekkede?

Mehmed Zahid Efendi’den (Allah ondan razı olsun) sohbet dinlemiş, istifade etmiş nice mümtaz şahsiyet var.

Bu çerçevede, bürokrasiden, siyasi alandan ya da sivil hayattan pek çok isimden söz edilebilir. 

Merhum Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan, Merhum Turgut Özal, Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Prof. Dr. Osman Nuri Çataklı, Ali Rıza Demircan, Merhum Celaleddin Ökten Hoca, Merhum Av. Yusuf Türel, Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan (Görünmeyen Üniversite isimli eserin yazarı)vs…

Bu isimlerin hepsi Türkiye’ye damgasını vurmuş kişiler.

İşte böyle bir tekkedede namaz kılmanın zevkini gelin siz anlayın.

Üç araba dolusu arkadaşlarla erkenden İskenderpaşa Camii’nde yerimizi aldık.

Derin huşu ile namazımızı eda ettikten sonra evrad-ı şerif okumaya başladık.

İnsana tarifi zor bir huzur veren o mübarek mekanda evrad-ı şerifi yorulmadan takip edebiliyorsunuz.

Biz evrad-ı şerifimizi okurken yaşlı amcalardan birisi namaz kılmaya başladı.

Yanımda bulanan dayım kulağıma “kerahat vakti namaz kılınıyor mu?” diye sordu. Ben de “20 – 30 dakika sonra kılınabiliyor” diye yuvarlak bir cevap verdim. (Aslında ben de merak etmiştim. Sonraki satırlarda bunun cevabını birileri verecek.)

Evrad-ı şerif okuma faslı bittikten sonra işrak namazları kılındı.

Bu arada her sabah okunan Kur’an-ı Kerim’in hatmi tamamlanmış ve cemaatin ileri gelenleri bizi sabah kahvaltısına davet ettiler.

İskenderpaşa Camii’nin eski halindeyken alt katta bir yemekhane vardı. Fakat yeni halinde orası kaldırılmış.

Arkadaşlarla "kahvaltı nerede yapılacak" diye konuşurken Osman Başpehlivan Amca bana dönerek “Osman Nuri Çataklı Ağabeyimizin apartmanın altında yapacağız. Necati Amcamızın da kaldığı apartman. Sen biliyorsun orayı arkadaşlarını oraya götür” dedi. Osman Amcamızı yıllardır tanırım. Tam bir hizmet adamıdır. Kendisini tanıdığım yıllardan bu yana onu hep güzel hizmetlerin içinde koşar halde görüyorum.

Böyle bir görevle karşı karşıya kalınca şaşırdım; “Çataklı Amcamızın evini ben nereden biliyorum?” diye düşündüm.

Arkadaşlara da "Ben bilmiyorum" dedim.

Fakat aslında biliyormuşum. Osman Amca da sanki keramet göstermiş de benim bildiğimi biliyormuş.

Eski adı Sarıgüzel Caddesi olan Mehmed Zahid Kotku Caddesi’nden giderken hatırladım ki, eski Kaymakamlığın arkasıydı.

Demek ki büyüklerimiz bizden daha iyi biliyorlar bazı şeyleri.

Gittiğimiz yer bir öğrenci evi.

Öğrenciler kendileri istemişler burada hatim sonrası kahvaltı yapılsın diye.

Mükellef bir kahvaltı sofrası vardı.

Hem bereketliydi hem de neşeliydi soframız.

Kahvaltı esnasında İskenderpaşa Dergâhının silsilesinden olan Abdülaziz Bekkine’nin (Allah ondan razı olsun) damadı olan Osman Nuri Çataklı Amcamız geldi.

Kendisi hem ilim erbabı, hem derviş, hem de adeta bir ayaklı kütüphane. Yakın tarihimiz konusunda önemli bir kaynak ve de tam bir hizmet adamı.

Böyle bir zat gelmişken onun tecrübelerinden faydalanmamak büyük kayıp olur düşüncesiyle, bize Rahmetli Abdülaziz Bekkine’den bahsetmesini istirham ettik.

Allah razı olsun bize doyurucu ve akılda kalıcı bilgiler verdi.

Ondan geniş kapsamlı, doyurucu ve feyizli bir sohbet dinledik.

Sohbette en şaştığım taraf ise Türk siyaset tarihine damgasını vuran Süleyman Demirel ile aynı sınıfta okumuş olmaları ve onu da kazanmak için çaba sarf etmesiydi. Ancak Süleyman Demirel'in tekkenin suyundan fazla içemediği, nasiplenememiş olduğu yürüyüşünden ve icratlarından belli.

Sohbet esnasında Osman Nuri Amcamız benim zihnimde olan soruya ben sormadan doğrudan cevap verdi.

Yukarıda bahsettiğim üzere kerahet vaktinin kaç dakika olduğunu izah ederken, bu sürenin 23 dakika olduğunu söyledi.

İskenderpaşa Camii ve benzer feyizli mekânların atmosferini teneffüs edenler işte böyledir.

O güzel mekânlardan geçen Allah dostlarının duaları bereketine olmalı, sormayı düşündüğünüz soruların cevapları sohbet içerisinde verilir.

O pazar sabahı sohbet öyle güzeldi ki vaktin nasıl geçtiğini anlayamadık.

Bir pazarım böylesine muhabbetle dolu dolu idi.

Herkese tavsiyem bir sabah gidin İskenderpaşa Camii’ne ve orada sabah namazı kılın. Ardından da evrad-ı şerif okuyun.

Bu tadı çok az yerde bulacaksınız.

Benden söylemesi!

Sonra bana hak vereceksiniz.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 12398 defa okunmuştur
istanbul
s
ne kadar şanslısınız ki haftada bir gün de olsa o duyguyu içinizde hissedebiliyorsunuz. ben kayseride yaşıyorum fakat kayseride beni benden alıp da başka diyorlara götürübilecek bir mekan yok. benim anne tarafın yani teyzelerim dayılarım hep istanbulda, evlenene kadar da her yıl mutlaka istanbula giderdik ve oranın havası beni çok değişik duygulara sürüklerdi.teyzemler bizi her çarşamba pazara götürürlerdi o fatih camiinin bahçesinde simit yemek çok müthiş bir zevkti . ama şu da bir gerçekki fatihten aldığım o tadı hiç bir zaman çekmecede alamadım
06 Şubat 2011 Pazar 13:08
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
iskenderpaşada sabah namazı
eyyup uğur
sevgili cezmi kardeş allah razı olsun birlikteydik yaşadıklarımızı çok güzel anlatmışın başka güzel günlerde feyizli nurlu sabah namazlarında yine birlikte olmak dileği ile
16 Aralık 2010 Perşembe 19:19
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Murat Beye Cevaben-3
Bilgen
Aynı hakikate işaretle Üstad Bediüzzaman şöyle der: “Âhiret ve dünya dengesini korumak ve her vakit ümitle korku arasında bulunmak maslahatı gerektirir ki; her dakika hem ölmek, hem yaşamak mümkün olsun.” (bk. Sözler, 24. Söz) Kur'an ve hadis, bize devamlı dünyanın faniliğini ve asıl yurdumuz olan ahiret için hazırlık yapmamız gerektiğini vurgular. Bu iki farklı şekilde yapılan irşadları birleştirirsek şöyle demek gerekir: "İnsan ahiret için yaratıldığından dünyadaki bütün hayatını onu kazanmak yolunda sarf etmelidir. Fakat bunu yaparken dünya işlerini ihmal edip özensiz yaparak değil, onları da doğru ve güzel niyetlerle ahireti kazanmaya vesile yapması lazımdır."
16 Aralık 2010 Perşembe 12:56
Beğendim (3)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Murat Beye Cevaben-2
Bilgen
Bu hadis, dünya için olsun, ahiret için olsun, yapılacak işlerin ciddiyetle ele alınması gerektiğine işaret etmektedir. Yarın ölecek olan insan, bütün dünyevi işlerini unutur ve samimi ve ciddi bir şekilde ahiretine yönelir. Hiç ölmeyecek olan insan da, yapacağı işlerin ileride sonsuz seneler boyu kendine faydalı olabilmesi için yaptığını sağlam ve dayanıklı, güzel yapması gerektiğini düşünür. Bu yönüyle bu hadis hem dünya hem de ahiret işlerini, özenle yapmak gerektiğine dikkat çekiyor. “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için” çalışmak gerektiğini söyleyerek, dünyaya aşırı derecede dalıp, ahireti unutanlara, hadisin ikinci kısmı olan yarın ölecekmiş gibi ahretine çalış cümlesini hatırlatmamız yeterlidir
16 Aralık 2010 Perşembe 12:55
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Murat Beye Cevaben-1
Bilgen
Haklı olmanız sert bir üslup ile eleştirmenizi gerektirmez heele hele cehennemi kıyasen.Yumuşak bir üslup ile açıklama getirebilirdiniz bu da yorumunuza ayrı bir güzellik ve derinlik katardı. -------------------------------------------------------------------------------- Sözün aslı şöyledir: -------------------------------------------------------------------------------- ''Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış,yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.''Camiu's-Sagir,2/12,Hadis No 1201 -------------------------------------------------------------------------------- Bu rivayette dünyaya teşvik değil ahirete teşvik vardır.Yani insanlarda dünyaya çalışma meyli olduğundan bu sözle dünyaya çalıştığınız kadar ahirete de çalışınız yönünde insanlar teşvik edilmektedir.
16 Aralık 2010 Perşembe 12:54
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri