Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Kapitalistleşen Camilerimiz

19 Şubat 2011 Cumartesi

Kapitalistleşen Camilerimiz

 

Her zaman demişimdir İstanbul’un sur içi bir başkadır diye.

Sur içine girdiğin an havası bir başka oluyor İstanbul’un.

Hem mimarisi hem de kültürü bir farklı oluyor.

Osmanlı’dan kalan tüm yapıtlar İstanbul’un sur içinin her tarafını kuşatmış adeta…

Camiler olsun, hamamlar olsun, mezarlıklar olsun, taş binalar olsun İstanbul’a nokta nokta tarih yazdırıyor.

Hele ki Osmanlı camilerinde yapılan ibadetler insanın ruh halini değiştiriyor.

Ben Osmanlı camilerinde kıldığım namazların tadını yeni camilerde pek bulamıyorum.

Osmanlı camilerine girerken kendinizi uhrevi bir havada buluyorsunuz.

En başta Osmanlı camilerinin avlusundan girdiğiniz zaman hemen bir mezarlık karşınıza çıkıyor.

Mezarlığı görünce hemen kendinizi uhrevi duygulara kaptırıyorsunuz.

Dünya artık yok oluyor  gözünüzde.

Mezarlıkları ziyaret ederken sanki dünyadan elinizi eteğinizi çekiyor ve ölümü hatırlıyorsunuz.

Zaten Osmanlı’nın mezarlıklarla çevrili avluları insanın ruhunu dizginliyor ve müthiş bir huzur hissediyorsunuz içinizde.

Camiye girip cemaatin içerisinde benliğinizi yitirerek namaz kıldığınızda bir başka oluyorsunuz.

Sanki inzivaya çekilmişsiniz, dünyalıkları bir an olsun elinizin tersiyle atmışsınız.

O atmosferde kıldığınız namazla ruhunuz tertemiz oluyor.

Çünkü atalarımız insanların dünyalıktan soyutlanarak Rabbi ile başbaşa kalması için her şeyi yapmışlar.

Çünkü Osmanlı eserlerinde estetik kaygı her zaman önplandadır.

En ince ayrıntıları bile göz ardı etmemişlerdir.

Her şey ölçülüdür tüm yapıtlarda.

Pencerelerin sayısı, basamakların sayısı ve kubbelerin sayısı hepsi bir ölçüdedir.

Şimdiki camilerle Osmanlı camilerini kıyas ettiğimizde uçuk farklar çıkıyor ortaya.

Yeni yapılan camilerin bir kısmında ölümü hatırlatacak izler, Osmanlı eserlerine göre çok zayıf.

Bilakis dünyalığı hatırlatacak nice emareler var.

En başta günümüz camilerinin hemen altında koca koca süper marketler var.

Ya da düğün salonları. İbadethanenin ruhuna uyuyor mu?

Katiyen uymuyor.

Bir taraftan alışverişin telaşı olan yerler, bir taraftan da Rabbi ile başbaşa olmanın telaşı.

Birbirine zıt işler bunlar.

Günümüzde Osmanlı eserlerine benzetilmeye çalışılarak yapılan camilerin bazısında belli bir ölçü bulamazsınız.

Onların bir kısmı plansız ve estetikten yoksun yapılar.

Kubbelerdeki pencereler ölçüsüz, kubbenin direklerin birbiriyle olan ölçülerinde ince hesaplar yapılmamış.

Bu kadar estetikten uzak yapıtlarda, mesela doğru dürüst bir ses düzeni mevcut değildir.

Sonuna kadar açılan hoparlörden çıkan kuvvetli sesler insanın kulaklarını ziyadesiyle rahatsız ediyorlar.

..

Neden bu kadar estetikten uzak kaldık?

Hep çakma Osmanlı mimarisi mi yapmak zorundayız?

Aslında bunun tek çözümü Diyanet’in elinde.

Farklı projeler hazırlatarak göze hoş olan camiler ortaya çıkabilir.

Teknolojiden faydalanarak göze hoş gelen ışıklandırmalar yapılarak, ses düzenini en hassas şekilde ayarlanarak daha farklı ve daha aktif camiler yapılamaz mı?

Altlarında süper marketlerinin, düğün salonlarının yerine okuma salonları, kongre salonları vs. gibi yerlerin olduğu daha fazla sosyal aktivitelerin yapılabileceği yerler her hâlükârda düzenlenebilir.

Asrısaadette yapılan mescidlerin en baştaki amacı ibadet, irşad ve eğitimdi.

İbadet, irşad ve eğitim.

Hepsi uhrevi amaçlar.

Asrısaadetteki maneviyatın en güzel örneklerini atalarımız yaptıkları camilerde göstermişken biz bunların tam zıddını yaparak Müslümanları ibadeti sadece günlük bir meşgale gibi algılamaya çalışılması hiç de hoş olmayan bir durum.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın derhal camileri ele almaları ve camileri aslına döndürmeleri gerekmektedir.

Bu Diyanet’in asli görevi olmalıdır.

Camiler aslından uzaklaştırılır, Müslümanlara gerekli irşad ve eğitim vazifeleri öğretilmezse, bu toplum İslam’ı ne kadar yaşayabilir ki?

Onun için yeni Diyanet İşleri Başkan’ın en başta bu konuya el atması kaçınılmazdır.

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4806 defa okunmuştur
Günaydınlarr!!!
mahur
sanırım fırından yeni çıkmış buğu üzerinde yazınızın..paylaşım için tşk..okurken çocukluğum geldi aklıma..Evliya Cami miz geldi..kuranı kerim öğrenmeye gidiyorduk camiye..( öğrendim ama tekrar etmeyince uçup gitti) o camide soluduğum havanın verdiği huzur bambaşkaydı..hala da öyle… memleketime gittiğimde değişiklikler yapılmış türbeler duruyor..bayağı nostalji yaşadım..iç huzuru yaşadım..sizle de paylaşmış oldum böylece..ama söylediğiniz gibi yeni camiler ruhtan uzak..en son konya da ve ankara hacıbayram caminde gezi amaçlı yaptığım ziyaretlerde de o eski huzuru bulamadım.nitekim o kadar dünyevi şeyler var ki konsantre olamıyorsunuz..kaleminize sağlık..:)))
15 Ocak 2013 Salı 09:26
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
merhaba
sevgi yalnızlık
Cezmi bey merhaba, çok güzel bir konuya değinmişsiniz teşekkürler, bence diyanet görevlileri düğün salonu ya da marketlerin üstünde cami yapmasının sebebi heralde insanların dikkatini çeker camiye giderler diye düşünüyorlar ama unuttukları bir şey var genç topluma dini aşılamadıktan sonra cami yapılmasa ne olucak içini dolduramadıktan sonra , geçlere dini aşılamalı ki camiler dolsun sadece ramazanda ya da cuma günleri dolması yeterli değil mi ?
23 Şubat 2011 Çarşamba 22:48
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
istanbulll
ebru
bu yazıdakı fıkırlerınz dogru guzel bı yazı acıkcası okumam pek kose yazısı ama bu tur guzel degısk kaybedılen degerler yozlasan seyler okuyoruz elestırıyoruz laf atıyoruz herkese herseye ama iş hayata yansıtmaya gelınce yok bızede cok gelıyo oncelıkle kendımızden baslamalıyız bence istanbul buyuleyıcı sehır ama gocler degısen yasam standartları ekonomı vs degıstırıyo ıstanbullu kavramı kalmıyo pek...
20 Şubat 2011 Pazar 15:26
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
İktsadi Açı
Kazanlı
Devlete egemen olan vesayet anlayışının sonucu olarak devletin teknik ve mali imkanları uzun yıllar cami yapımında kullanılamadı. Türkiye'de camiler genelde hayırsever vatandaşların yardımlarıyla yapıldı. İşte bu ahval ve şerait içerisinde son yüzyılda yapılan camiler estetik açıdan zayıf kaldı. Yazınızın yüzde 87'sine katılıyorum ancak camiler müstakil olmak yerine toplumsal hayatın içinde olmalı diye düşünüyorum.
20 Şubat 2011 Pazar 11:51
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Kapitalizm
Komutan Marcos
Kapitalizmin en büyük amacı, insanlara ölümü unutturup bu dünyaya 4 elle sarılmalarını sağlamak ve bunun sonucunda daha fazla ve farklı pazarlar bulup çarkına bütün insanlığı sokmaktır. Bu niyetteki kapitalizmin çarkına sokulan her çomak, ona karşı atılan her adım saygıdeğer niteliktedir. Saygılar...
20 Şubat 2011 Pazar 10:38
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri