Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Kütüphaneci Mustafa Efendi ile Eşeği - 1 -

05.04.2010 13:02

Kütüphaneci Mustafa Efendi ile Eşeği

-1-

Ben bu yazımda ilginç bir alıntı yazıyı köşeme taşımak istedim.

Ama bu alıntı yazıyı size aktarmadan önce yazının içinde yer alan kitap okuma konusu ile klasik memurlar hakkında bir şeyler yazayım.

Her ne kadar bizim okuma – yazma oranımız artsa da bir türlü düzenli kitap okuma düzeyimiz artmamakta. Dünya kitap okuma oranlarına baksak inanın utanmaktan yerin dibine girmeliyiz. Çünkü Afrika ülkelerinden bile çok geriyiz.

Bizim halkımız gazetede iri yazıları okuduğunda, vahşet ve tecavüz içeren üçüncü sayfa haberlerini takip ettiğinde, fallara baktığında, basit bulmacaları çözdüğünde kendini istikrarlı bir okur sanıyor.

Türkiye halkının düzenli kitap okuma oranın da %0.01 yani onbinde bir. Anlayacağınız Türkiye’de her onbin kişiden biri düzenli olarak kitap okuyor.

Bu oranlar Japonya’da %14, Amerika’da %12, İngiltere ve Fransa’da %21.

Nüfusu 7 milyon olan Azerbaycan’da bir kitap ortalama 100.000 tirajla basılırken Türkiye’de bu rakam 2.000 – 3.000 civarında.

Ne kadar da komik değil mi?

Daha bitmedi. Asıl şu rakamlara bakın;

Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporunda kitap okuma oranında Türkiye, Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. sıradadır. Bir yılda kişi başına kitap okuma sayıları;

Bir yılda; Bir Japon ortalama 25 kitap, bir İsviçreli 10 kitap, bir Fransız 7 kitap okurken bu sayı Türkiye’de 6 kişiye yılda 1 kitap düşüyor.

En son istatistik bilgimiz de yıllık kitap basım rakamları;

ABD’de 72 bin, Rusya’da 58 bin, Japonya’da 42 bin, Fransa’da 27 bin, Türkiye’de ise 7 bin kitap basılmakta.

Dünya standartlarının kat kat altında olmamıza rağmen bizim Türkiye toplum olarak yine kendini en bilgili toplum kabul etmekte (!). Öyle ki, bilmediğimiz konularda bile atıp tutmasını çok severiz.

Biz televizyonkolik bir toplum olduğumuz için, izdivaç programlarına, dizi filmlere, işe yaramaz eğlence programlarına, vurdulu kırdılı haber programlarına bol bol vakit ayırırken hiç olmazsa günde birkaç sayfa kitap okumayı akıl edemeyiz.

Burada en büyük görev devlete düşmekte.

Kızlarımızı okula göndermeyi teşvik ederken devletimiz neden kitap okuma oranlarını artırmak için özel bir çabası yok?

Acaba bazı kesimler tarafından toplum fazla okuyup da ayak bağı olmasın mı istenmekte?

Bu hususu da Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi İbrahim Ortaş da bir makalesinde bunu şöyle dile getirmiş;

12 Eylül sonrası kitap okumak kamuoyuna zararlı diye tanıtıldı. Kim gerçekten suçlu ve zararlı tespiti yapılmadan, özellikle de okuyan ve düşünen kişiler bu süreçte hep mağdur duruma düşürüldü. Maalesef ülkemizde gelişen dinamik gençliğin eleştiri yapma şansı elinden alınarak sistemi eleştirmeyen ve kabullenen bir gençlik yaratıldı. Çok genç yaşta evden başlayarak sürekli dövülen, “Sus sen bilmezsin”,aklın ermez”,  büyüğüne saygı”,otoriteye saygı” kişinin kişiliğini önemli ölçüde zedelemiştir. Kitap okuma alışkanlığı kazanamamış toplum ne yapacağını bilemeyecektir. Kitapların bir taraftan yasaklanması, diğer taraftan yayıncıların yasaklanması yanında pahalı olması kitap okumanın önündeki en büyük engeller olarak görülüyor.

Türk halkının sevmediği diğer bir husus da klasik memurlar.

Nedense devlet dairelerinde çalışan ve kendini geliştiremeyen “salla başı, al maaşı” zihniyetindeki klasik memurlarımız da hiçbir zaman toplumumuz tarafından sevilmedi.

Çağımız kendi kabına sığamazken, her türlü yeniliğe herkes açıkken ve kendini geliştirme ve farklılaşma trendindeyken klasik memurlarımız bir türlü kendini geliştirmeme çabası içerisinde.

Bu memurlarımız nasıl mesleğe başladılarsa aynen öyle devam etmekte.

Ne fazla sivrilmeyi ne de fazla geride durmayı severler.

Bir kararda giderler.

Ama çağımız tam tersi.

Bunun en büyük sebebi devletimizin yanlış politikaları olabilir.

Memurlar için devrim niteliğinde kararlar almalıdır. Kendini yetiştiremeyen, performansı sabit veya düşük olan memurlar için kesinlikle bazı yaptırımlar yapılmalıdır.

Eğer böyle devam ederse zaten hantal olan devlet yapısı daha da hantallaşmaya mahkum olacaktır.

Bunları aktardıktan sonra bir sonraki yazımda Rahmetli Mustafa Güzelgöz'ün mücadelesini yazacağım.

Bu yazı kesinlikle ders çıkartılacak bir yazı olacak, hem benim için hem de sizler için.

Bekleyin, görün…

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 7836 defa okunmuştur
tek kelimeyle harika
menekşe 19
İnsan okumazsa nasıl gelişir.Bence okuma alışkanlığı ilk okuldun itibaren başlamalı ve öyle devam etmelidir.Öyle bir çağdayızki içler acısı kütüphaneler bomboşken kahveheneler ağzına kadar dolu.....
20 Ağustos 2011 Cumartesi 11:28
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
devlet memurları
kevser
Bir ilin en büyük mülki amiri olan Vali bile AK parti il-ilçe teşkilatlarındaki ilk okul mezunu insanlara karşı " boynum kıldan incedir haşmetma" derse diğer ufak memurlardan ne performans beklerisiniz..G... nün korkusundan kimse sesini çıkaramaz hale geldi malesef..
08 Nisan 2010 Perşembe 14:26
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ak parti ve devlet kurumları
kevser küçükaydın
Hastaneyi Başhekim değil, okulları okul müdürü değil ak parti ilçe teşkilatları yönetir olmuştur..Bu durumda malesef memurları salla başını al maaşını konumuna sokmuştur..Bu ülke gerçekleri değişmediği sürece devlet kurumları kanserleşmiş bir şekilde hizmet vermeye devam edecektir.. Bir partinin asıl amacı memur sürmekmi yoksa ortamı ve insanları geliştirmek adına hizmet sunmakmı? soruyorum sizlere...
08 Nisan 2010 Perşembe 14:13
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
küçükaydın
kevser
Konu : RE: Kütüphaneci Mustafa Efendi ile Eşeği Merhaba sayın Cezmi Koç.. Devlet memurları hakkındaki yazınızı okudum ..Bende bir devlet memuruyum ve sağlık çalışanıyım ..milletimizin klasik devlet memuru anlayışını yıkmak için kurumumuzun bizlere sunduğu biryığın hizmet içi eğitimlerden faydalanıyoruz.. Diğer yandan memurun günümüzde bir üst amiri, o bir üst amirinde diğer bir üst amiri ve il bazında amrimiz olan sağlık müdürünün bile basit bir ak parti ilçe teşkilatındaki ilk okul mezunu bir insandan emir alır konumda bırakılması, en basit işlerden tutunda en komplex işlere kadar direktifleri bu ilçe teşkilatlarındaki ilkokul mezunu insanlardan emir alır pozisyona sokulmuş olması biz değerli emektaşların gık çıkarmadan çalışmasına neden olmaktadır.. hastanenin iç işleri bile ilçe teşkilatındaki ne olduğu belli olmayan insanlar tarafından yönetilir olmuştur.. Bu durumda küçük bir memur en ufak bir itirazında soluğu bilmem hangi ilçenin bilmem hangi kurumunda alır olmuştur..
08 Nisan 2010 Perşembe 14:11
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Qtahya m
birsene
Yazıya PES diyenlerden biri olarak BAK HELE hitabını üzerime alayayım mı almayayayım mı diye terettütte kaldım doğrusu.Şimdi istatistiklerin söylediklerine göre okumayı sevmediğimizi söyledim için mi bu kadar celalllendiniz merak ettim.0,01 lik kitap okuyan TÜRK MİLLETİ ne dahil iseniz ne mutlu size.Aklı başında insanlar olarak kitap okumanın zararlarını faydalarını ayırt edebildiğimiz oyunlara gelmediğimiz içinde hiççç suçluluk psikolojisine girmiyoruz.Eee son olaraklta pess doğru size de.
08 Nisan 2010 Perşembe 13:59
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri