Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Kütüphaneci Mustafa Efendi ile Eşeği - 2 -

10.04.2010 11:00

Kütüphaneci Mustafa Efendi ile Eşeği -2-

 

Önceki yazımızda söz verdiğimiz gibi bu yazımızda aslında ilginç olmaması gerekirken bizim topluma göre maalesef ilginç olan ve ilginç olduğu kadar da ders çıkartılacak yazıyı size aktaracağım.

Filiz Aydoğdu adlı okurumun göndermiş olduğu bu yazıyı okuyunca bu yazdıklarımın vahametini daha da iyi anlayacaksınız.

Kendisi de yazıyı http://www.renklidergi.com adlı siteden almış.

Çok hoş ve can alıcı bir yazı.

İnşallah bu yazıdan ben dahil olmak üzere herkes bir ders çıkartır.

…..

Yıl 1943. Genç Mustafa’nın tayini kütüphaneci olarak Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne çıkar. Devlet memurluğu o dönemde süper bir şey, çünkü özel sektör falan yok. Bizimki kütüphanede heyecanla okurları bekler; bir gün olur, beş gün olur, gelen giden yok. Etraftakilerle konuşur, herkese anlatır: “Bakın kütüphane bomboş duruyor, gelin kitap okuyun.” Gelen giden olmaz. Amirlerine durumu bildirir.

 – Kardeşim otur oturduğun yerde, maaşını düzenli alıyon mu, almıyon mu?

 – Alıyorum.

 – Eee, o zaman ne karıştırıyon ortalığı, gelen giden olsa maaşın mı artacak? Başına daha fazla bela alacan, o kütüphaneye yıllardır kimse gelmez zaten.

 23 yaşındaki genç memur “Ne yapayım, ne yapayım?” diye düşünür durur. Sonunda aklına bir fikir gelir, eşine söyler. Eşi önce “Deli misin bey?” der, ama kocasının bir şeyler üretme, işe yarama çabasını yakından görünce fikri kabullenir.

 O dönem devletteki amirlerinin çıkardığı tüm engellerin tek tek, binbir güçlükle üstesinden gelir. Çünkü o zaman da şimdiki gibi, “Aman bir şey yapmayalım da başımıza bir iş gelmesin. Çalışsan da aynı maaş, çalışmasan da“ zihniyeti aynen var.

 O bıyıklı, kravatlı, asık yüzlü, sigara kokan, arkalarındaki Atatürk resminden utanmayan, ama ülkesine gram faydası olmayan bürokratları zorlukla ikna eder ve bir eşek alır. İki tane de sandık yaptırır. İki sandığa, kalınlığına göre 180-200 kitap sığar. Sandıkların üstüne “Kitap İade Sandığı” yazar.

 Kitapları eşeğe yükler ve köy köy gezmeye başlar.

 Kütüphaneye de bir yazı asar: “Sadece Pazartesi ve Cuma günleri açıyoruz.” Köydeki çocuklar şaşırır. Eşeğe bir sürü kitap yüklemiş bir amca, o gariban çocukların küçücük ellerine kitapları verir. Düşünün, Noel Baba gibi. Noel Baba yalan, Mustafa Amca ise gerçek. Geyikler yerine eşeği var. Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da.

 Çocuklar bunları okuyun, aranızda da değişin. On beş gün sonra aynı gün gelip alacağım. Aman yıpratmayın, diğer köylerdeki arkadaşlarınız da okuyacak” der.

 Mustafa artık Ürgüp’teki kütüphanede bir iki gün durmakta, diğer günler eşeği Yüksel’le köy köy gezmektedir. Köylerdeki çocuklar Eşekli Kütüphaneciyi her seferinde alkışlarla karşılarlar. Kalpleri küt küt atar heyecandan, sevinç içinde yeni kitapları beklerler. Mustafa Amca‘nın ünü etrafa yayılır. Diğer devlet memurları makam odalarında sıcak sıcak oturup iş yapmazken, Mustafa’nın eşeği Yüksel yediği otu hepsinden fazla hak etmektedir.

  Zamanla insanlar kütüphaneye de gelmeye başlar. Mustafa bakar ki kütüphaneye kadınlar hiç gelmiyor. Zenith ve Singer’e mektup yazar: “Bana dikiş makinesi yollayın, firmanızın adını kütüphanenin girişine kocaman yazayım“ der. Zenith dokuz tane, Singer bir tane dikiş makinesi yollar (ilk sponsorluk faaliyeti). Salı günlerini kadınlar günü yapar. Kumaşı alan kadın kütüphaneye koşar. On makine yetmediği için sıra oluşur. Sırada bekleyen kadınların eline birer kitap verir, beklerken okusunlar diye. Okuma-yazma oranının düşüklüğünü görünce halkevlerine okuma yazma kursları vermeye gider. Halıcılık kursları başlatır, bölgede halıcılığı canlandırır. Bu arada valilik Mustafa hakkında dava açar, “kendi görev tanımı dışında davranıyor” diye. 50 yaşına gelen Mustafa Amca baskıyla emekli edilir.

 Mustafa Amca köylüler arasında efsane olur, yıllar geçtikçe köylerdeki çocuklarda okuma aşkı yerleşir. 2005 yılında Mustafa Amca vefat eder.

 Tüm Kapadokya çok üzülür, aralarında toplanırlar. Ürgüp’e Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykelini dikerler.

 Girişimcilik ne biliyor musun?

 Bulunduğun yere yenilik katmalısın.

Mutlaka adım atmalısın.

Yaptığın iş olduğu yerde durup duruyorsa, sende bir uyuzluk vardır arkadaş.

İnsan var, dokunduğu yere değer katar; insan var, dokunduğu yere değer kaybettirir.

 Bakın Nevşehir’den ve bu ülkeden nice müdür, amir, vali, bürokrat, milletvekili, politikacı geçti; binlercesinin adını kimse hatırlamaz ama Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykeli var.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 10718 defa okunmuştur
mustafa efendı
betül DURSUN
buna bayıldım harıka bır gecmış tsk ederız
07 Ocak 2011 Cuma 01:17
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Ne Güzel Bir Yaşam
Mehmet Kelemci
Nur içinde yatsın hocam, nur içinde... Bir çok insanın dünyasını aydınlatan bu insanın kabrini de Allah (C.C.) aydınlatır İnşaallah. Sevgi ve dua ile...
12 Nisan 2010 Pazartesi 22:02
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Fani dünya
ahmet müfit kutlu
Bir insan göçtü mü ondan kalacak şey eseri Bir eşek göçtü mü ondan da ancak semeri ( Mehmed Akif ) Burada hizmet eden eşeğe toprağı bol olsun derken hizmet erbabı sahibine de Allah'tan rahmet dilerim .
12 Nisan 2010 Pazartesi 16:47
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
iki günü bir olan
nur_alem
İKİ GÜNÜ EŞİT OLAN ZİYANDADIR. H.Ş SONY’nin kurucusu Akio MORITA, " İşin doğası, kendi ürününüzü piyasanın gerisinde bırakmaktır. Eğer biz bunu yapmazsak, biliyoruz ki rakiplerimiz bunu bizim için yapacaklardır." diyerek sürekli gelişimin ve rekabetin önemini vurgulamaktadır.
12 Nisan 2010 Pazartesi 15:38
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
iki günü bir olan
nur
İKİ GÜNÜ EŞİT OLAN ZİYANDADIR. H.Ş SONY’nin kurucusu Akio MORITA, " İşin doğası, kendi ürününüzü piyasanın gerisinde bırakmaktır. Eğer biz bunu yapmazsak, biliyoruz ki rakiplerimiz bunu bizim için yapacaklardır." diyerek sürekli gelişimin ve rekabetin önemini vurgulamaktadır.
12 Nisan 2010 Pazartesi 15:37
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri