Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Mustafa Kemal’in İçki Masasındaki Hayali

09 Aralık 2011 Cuma

Mustafa Kemal adı bana hâlâ muamma geliyor.

Mustafa Kemal’in çok bilinmezleri var.

Hayatı tam olarak bize öğretilmedi ilkokuldan bu yana.

Yalan yanlış bilgilerle donatıldığımızı zamanla öğreniyoruz.

Babası Ali Rıza Efendi’nin resmi diye bize yıllardır yalan resim gösterdiler...

Mustafa Kemal’in sözleri diye bize nice ona ait olmayan sözler ezberlettiler.

Daha düne kadar Gençliğe Hitabenin onun kaleminden çıktığını zannederdik ama meğerse Milli Şef tarafından yazıldığını Tarihçi Mustafa Armağan geçenlerde köşesinde yazdı.

Mustafa Kemal’in şeceresi hakkında da elle tutulur bir bilgi yok.

Dedesi kimdir, nedir, necidir?

Bu sorularla ilgili resmi bir bilgi şu ana kadar ben duymadım.

Kimse de yanlış anlamasın, var olabilir.

74275_163024040395137_139930176037857_371564_2150629_n.jpgBize öğretilen Mustafa Kemal karga kovalayan, Şemsi Efendi okulunda okuyan,  adı öğretmeninin adı Mustafa olduğu için, Kemal eklenerek Mustafa Kemal olmuş olan, Şemsi Efendi Mektebinde okuyan bir kişilik.

Kısa ve tatmin edici olmaktan uzak bilgiler bunlar.

Hayatını en geniş şekilde yazmıştır diye Şevket Süreyya Aydemir’in “Tek Adam” adlı üç ciltlik kitabını okumaya karar verdim.

Ancak orada da biraz romansı ve biraz da hayali cümleler kurulmuş gibi geldi bana. Öyle sanıyorum ki, yazar kitabın hacmini artırmak için böyle bir yol izlemiş.

Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken taraf da Mustafa Kemal’in Selanik’teki çilingir sofrasında arkadaşlarıyla içki içerken paylaştığı bir hayali.

Bu hayal belki yazarın kendi hayali belki de gerçekten Mustafa Kemal’in...

40949_2.jpgİsterseniz bu hayali önce olayın gidişatını yazarak okuyalım;

Mustafa Kemalve arkadaşları İstanbul’da kiraladıkları bir apartmanda II. Abdülhamid’e suikast düşüncesinde oldukları dolayısıyla yargılanırlar ve yargılanma sonucu Mustafa Kemal, Şam’a sürgün edilir.

Şam’da bir müddet kaldıktan sonra bir yolunu bularak buradan kaçar ve Selanik’e geçer. Selanik’te arkadaşlarıyla beraber bir meyhaneye giderler. Devamını Şevket Süreyya Aydemir’in kaleminden okuyalım;

Mustafa Kemal, daha Selanik’e ilk ayak bastığı günden itibaren yeni vazife çevresinde tanınmış sivrilmiştir. Ona rütbesinden üstün işler verilmiştir. Rütbesinin üstünde insanlar onun bilgilerinden, çalışma kudretlerinden faydalanmışlardır. Ama resmi hayatının icapları, onun serbest zamanlarında ve hele akşam saatleriyle boş gecelerinde, yakın arkadaşlarını çevresine toplayıp Selanik’in kordon gazinolarında, Olimpos’ta, Kristal’de, Jnuyo’da balozlarda yahut Tokli’nin meyhanesinde yemeğine, içmesine, eğlenmesine mani değildir. Hem bütün bu içki ve eğlencelerde o, kendi grubunun, kendi arkadaşlar çemberinin başı ve buyrukçusu gibidir. Bu içki, eğlence sofralarında ve âlemlerinde dilediği gibi ve hatta bazen biraz aşırı hareket edebilir.

Enver Bey, Mustafa Kemal’in bu hallerini bilir ve hoş görmez. Ona göre bunlar sarhoşluk, hatta ahlâksızlıktır. Hâlbuki Mustafa Kemal’in bu içkili dostlar çevresi onun aynı zamanda bir hitabet, hayal ve geleceğe dair ümit ve ihtiraslarının açığa vurulduğu sahnelerdir. Aslında elbette birer içki sofrası olan bu toplantılarda arkadaşlarını seçer, dener. Onlara “tûl-i emel” yani geleceğe ait büyük arzular aşılamaya çalışır. İçki âleminin en taşkın anlarında hitabet sahnelerine girer. Güzel konuşur. Padişahı, kumandanları, İttihat ve Terakki Cemiyeti arkadaşlarını ve bu arada Enver’i de cesaretle eleştirir.

abc400e5b87c7224b933c83efb1e9e40_k.jpgOna sorarlar:

 -          Peki Kemal, sen olsan ne yapardın?

Yapacaklarını anlatır. Önce memleketin ve hele ordunun genel bir tasvirini çizer. Padişah yıkılacaktır. Ordu yeniden kurulacaktır. Savunulması kabil olmayan Osmanlı Rumeli’sinde, hem de çıkacak harbin daha ilk günlerinde hiç gözünü kırpmadan toprak fedakârlıkları yaparak, savunulması imkânsız yahut stratejik değer taşımayan yerleri bırakarak, bir çekirdek müdafaa cephesi şeklinde yeni bir strateji uygulanacaktır. Ama sonunda ilk ve kesin darbe, Balkan devletleri cephesinin en tehlikeli kudretine, yani Bulgaristan’a indirilecektir. Balkan ordularının birbirleriyle birleşmelerine meydan verilmeyecektir. Ama bunun için ne bu hantal idare, ne bu kağsamış (eskimiş) ordu yeterli değildir. Yeni bir idare, yeni bir ordu kurulacaktır!

İşte bu tartışmalar bu genişliğe varınca artık hayal de işler. İleride ve günün birinde edineceği yetkileri biliyormuş ve sanki bu yetkiler daha şimdiden elindeymiş gibi etrafındakilere görevler, meslekler dağıtmaya başlar. Hem de gayet ciddidir. Karar ve emirleri kesindir;

-          Seni Harbiye Nazırı yapacağım. Sen Başvekil olacaksın.

-          Peki Kemal, bizi bu mevkilere getirmek için sen ne olacaksın? Padişah mı?

-          Hayır, ondan da büyük…

Geleceğin cumhurbaşkanı, 1907-1910 arasında Selanik’teki Beyaz Kule gazinolarında yahut evlerinde içki âlemlerinde işte böyle konuşur.

Onun o zaman sadece sarhoşluk, taşkınlık diye alınan bu çıkışları, tabii İttihat ve Terakki Umumi Merkezindeki yakın, uzak tanıdıklarının veya diğer arkadaşlarının kulaklarına gider. Kimi güler, hoş görür. Kimi başını iki tarafa sallar. Kimi de sadece susar.”

Mustafa Kemal bir hayal kurmuş içki sofrasında. Bu hayal yazar tarafından (mı yok) yazılmış bir senaryo mu yoksa gerçekten Mustafa Kemal’in bi1.20111209085654.jpgzzat kendi hayali mi?

Bunu bilemem ama şu bir gerçek ki; içki sofraları insana cesaret verir ve hayallerini cesurca herkesle paylaşmasını sağlar. Çünkü artık mantık aranmaz içkili insanda, sadece hayaller ve ütopyalar vardır. Ayrıca ayıkken söylenemeyen nice gerçekler söylenir.

O zamanlar cesaret ister herkese "padişahı yıkacağım" demek. Ama insan içkili olunca cesareti gelir ve tüm söylenemeyenleri söyler ve Mustafa Kemal de böyle yaparak kendi hayalindeki ikbali dostlarıyla paylaşır.

Bir bakıma da Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli Mustafa Kemal’in içki sofrasındaki cesurca söylediği hayallerle kurulmuş olmuyor mu?

Okuduğum kadarıyla bana öyle geldi.

Bilmem, size de öyle gelmedi mi?

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 16336 defa okunmuştur
Aferin Cezmi!
Mustafa Kemal'in Askeri
Aferin Cezmi, sen bu yolda devam et...
08 Mayıs 2012 Salı 13:34
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Demokrasi
Çotanak
Siz hoşlanmıyorsunuz diy bir 80 yıl aha mı gerçekler saklansın?
26 Ocak 2012 Perşembe 21:37
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Yazıklar olsun!
Gül Sarıtürk
Cezmi Bey kendilerine çok büyük birini seçmiş reklam aracı olarak ama hiç de iyi yapmamış bence daha güne damgasını vuran birilerini seçselerdi keşke. Günümüzde eleştirilecek o kadar çok şey var ki, neden Atatürk? Öncelikle Cezmi Koç kim,kendilerini tanıtmadan bizim tanıdığımız ulu önderi nasıl bu şekilde eleştirebilir? Sanırım yazdıkları okunmuyor diye kendilerine Atatürk'ü seçmiş. Yazık! Atatürk'ü sarhoşlukla itham eden kişi içki sofrasında kurulan hayallerden söz ediyor, o hayallerle koca bir Türkiye kurdu. Peki siz nerden biliyorsunuz sarhoşluk o kadar kötü bir şey? Siz hayallerinizi nerede kuruyorsunuz? Atatürk açık seçik miileti ile kurdu hayalleri gizli değil. Hani bir söz vardır."Dinime küfür eden dinimden olsun" der! Cezmi Bey affedilmez bir yanlışlık yapmış kınıyorum! Atatürk tarihe adını altın harflerle yazdırmış ulu bir önder. Ya siz kimsiniz? Bu kişilerin son zamanlarda yapacak işleri ve uğraşacak kimseleri kalmamıştır gün yüzüne çıkmak için büyük oynamışlar.
01 Ocak 2012 Pazar 20:51
Beğendim (3)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
bakış açısı
paris
cezmi bey, böylesi bir hayalden çok farklı yorumlar çıkarabilirdiniz, ama bakış açısı herşeydir tabi, ırmağı bile tersten akıtabilir. Dünya, ekonomik bir kaosun eşiğinde ileriye dönük kurtarıcı çözümler ararken biz geçmişimizin olumsuz mevzularından çıkamamakta direniyoruz. kim kaldı da, kimi sorguluyoruz. Bize bıraktıklarına azıcık da bizler ek yaparak sahip çıksak ya.. ama katkımız olmadığı gibi köstek olmak da ayrıca zevk verir insana maalesef.. Haticeyi bırakıp neticeye bakalım biraz, düşünelim! (ki, en zor ve en son yaptığımız şeydir bu bizim-düşünmek!-)sonuçta yaşadığımız ülke "O"nun diktiği ağacın meyvesi, tadını çıkarın yerken olur mu? bir de arada bir rahmet okursanız ayrıca hoşluk olur. daha ne diyeyim? yattığı yer nurla dolsun, hesabını vereceği mevki bizler değiliz. aldığı alkol bütün başarılarını yerle bir edecek değil ya! reytingi bırakıp, kaliteli eserler çıkaralım..
15 Aralık 2011 Perşembe 19:36
Beğendim (3)Beğenmedim (3)
YORUMUN DEVAMI
tahammülsüzlük
turgut
ön yargı, nefret, cehalet...körü körüne ve bilinçsizce sahiplenme. yorum yok!
13 Aralık 2011 Salı 13:16
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri