Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Ölüm Oyunu

Salı :

Ölmüşsünüz. Yıkamışlar sizi ve kefenlemişler. Tabutunuz evinizin önündeyken herkes sizinle helalleşmek istiyor. Ama bir taraftan anneniz, babanız, eşiniz, akrabalarınız, bir taraftan da tüm dostlarınız sizin için ağlıyor. Siz sadece onları duyabiliyorsunuz. Ama ne dile gelip konuşabiliyorsunuz ne de başınızı kaldırıp onları görebiliyorsunuz.

 

Yavaş yavaş tabutunuz camiye doğru yol alırken anneniz, yeğenleriniz tüm tanıdığınız kadınlar, kızlar çığlıklarını atıyor. Veda vakti geldi bu fani dünyadan.

 

Büyük bir kalabalık var cenaze namazınızı kılmak için. Herkes suskun, herkes derin düşünceler içinde. Gözler bomboş bakıyor. Aslında herkes orada sizi düşünürken kendi geleceklerini düşündüğünün farkında değiller.

 

Hoca efendi yırtınırcasına bağırıyor cemaate “hatun kişi niyetine” diye. Ve namazın sonunda herkese soruyor hoca efendi “mevtayı nasıl bilirsiniz” diye. Herkes koro şeklinde “iyi biliriz” diyorlar. Daha sonra da orada bulunan cemaat size hakkınızı helal ediyor, kırık seslerle. Siz de “ben de helal ettim” diyeceksiniz ama bir türlü diliniz dönmüyor, haykıramıyorsunuz…

 

Tabutunuzu herkes yüklenmeye çalışıyor. Aheste adımlarla mezarlığa doğru giderken siz hâlâ bir oyunun içinde olduğunuzu zannederken artık gerçeğin farkına varmaya başlıyorsunuz o mezar taşlarını görünce.

 

Bir yakınınız sizin o cansız bedeninizi alıyor ve büyük bir itinayla dünyadaki son yeriniz olan mezarınıza yerleştiriyor. O canım vücudunuz toprakla bütünleşmek üzereyken tahtalar sıra sıra diziliyor.

 

Yine haykırmak istiyorsunuz beni kapatmayın, toprak atmayın diye üzerime ama nafile.

 

Hoca efendi son vazifesini yaparak size telkin veriyor.

 

Artık, herkes gitti. Siz ve yeni arkadaşlarınız var. O arkadaşlarınız ki, onlar da orada sessiz ve sedasız, hiç kıpırdamadan aylarca, yıllarca belki de asırlarca bekliyorlar, bir dostları gelir diye. Ansızın bir ses geliyor mezarınızda. İki ziyaretçi uğruyor yanınıza. Allah’ın vazifelendirdiği kutsal misafirler.

 

Münkir ve nekir melekleri fısıldıyor kulağınıza; “Rabbin kim? Peygamberin Kim? Kitabın ne” diye. Siz de sessiz ve sakince cevaplıyorsunuz. Daha birçok sorular var, sizi terleten. İbadetler konusunda sırılsıklam terliyorsunuz. Yutkuna yutkuna cevapları verirken bir anda tekrar dünyaya dönmek ve hayatınızı öncekinden daha farklı yaşamak istiyorsunuz. Ama boşuna. Artık, buradan öteye dönüş yok. Ne demişler son durak, kara toprak.

 

 

Sonra mahşeri bir kalabalığa gidiyorsunuz. Dünyadayken hiç görmediğiniz bir kalabalık. Tepede kızgın bir güneş. Herkesi boncuk boncuk terleten, bunaltan, çıldırtan bir kızgınlık. Herkes kaçacak yer arıyor. Siz de kaçmaya çalışırken uzaktan nur görüyorsunuz? Hemen o nura koşuyorsunuz. Efendimizin nuru. Her tarafı aydınlatan, insanı rahatlatan bir nur. Onu görünce içiniz ferahlıyor. O’nun gölgesine sığınmak istiyorsunuz fakat o size fazla nazar etmiyor lakin gölgesinden de mahrum etmiyor.

 

 

Önünüze bir defter geliyor, kocaman bir defter. Bunca yıllık yaşamınızın saniye saniye kayıt edildiği defter. Her nefes alışınız bile bu deftere kayıtlı. Hesabınız bitiyor…

 

 

Sizi alıyorlar. Sırat köprüsüne doğru gidiyorsunuz. İşte o an. Bunca yıllık hayatın sonunda kazanacağınız yeri belirleyecek o an. Uçmak mı istersiniz, sürünmek mi istersiniz karşıda güzelliği kavuşmak için? Sizin için hazırlanmış tükenmek bilmeyen nimetlere kavuşmak istiyorsunuz. Altınızda baldan akan ırmaklar, altından yapılmış köşkler ve sayısız civanlar var. Ama, “ya cehennemin çukuruna düşerse” diyorsunuz.

 

 

O an’ı iyi düşünmek gerekir. Ne yapıla bilinir o an’da? Hiç bir şey yapılamaz. Her şey bitmiştir. İşte o her şeyin bittiği an’a gelmeden önce iyice düşünelim...Ve o an’da bir şeyler yapmak için şimdiden bir şeyler yapalım, olur mu?

 

Her zaman da birbirimize dua etmeyi unutmayalım. Çünkü, mü’minin mü’mine duası makbuldür.

 

Dualarınızı bekliyoruz…  

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 13346 defa okunmuştur
ÖLÜM
ayşe karslı
Dilimde fatiham yanımda küçük oğlum Yol almaktayım yüzlerce insan arasından Sessizce bakmaktalar, bize doğru meyyitler O yere göğe sığmayan ağalar ve beyler Bir dilenciyle yan yana beklemekteler. Hepside ne olur bir dua diye inlemekteler. Kiminin başında taçlar var kimininse ateş Orda gerçek şu ki zenginde fakirde birbirine eş Geçerken yanlarından bize acıyla bakmaktalar Konuşabilselerdi kim bilir neler anlatacaktılar. Görün halimizi göründe ibret alın der gibiydiler Buradan kaçış yok diye sanki de seslendiler İbret almak için gitmek gerektir mezarlıklara Ahir ömrümüzün son sayfası yazılıdır orada...(ALINTI)
31 Ağustos 2011 Çarşamba 18:28
Beğendim (3)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ölüm
ayşe karslı
Bu bayramda buruk geçti.Yazıdaki gibi ben öldüğümde arkamdan ağlayacak hakkını helal edecek annem babam yok.Onlar benden önce göçüp gittiler.28 yaşındayım ama bi çocuk gibi anne baba özlemi duyuyorum.11 Eylül 2007 annemi 10 ocak 2010 babamı kaybettim.Bazen annem ölmedi diye düşünüyorum aklım almıyo,her bayram olduğu gibi evde yemekler hazırlıklar yapıyor sanıyorum...sonrada aceba kafayımı yedim diyorum.Anne baba yoksa hayatta sizi koruyan savunan kimseniz yok...evliyim 2 çocuğum var onlar için güçlü olmak ve uzun yıllar yaşamak istiyorum;onlarda benim hisstetiklerimi hissetmesinler diye...Hayatta yapayanlızım...
31 Ağustos 2011 Çarşamba 17:40
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
şeb-i arus demiş ölüme Mevlana...
gülizar aydın
Mevlana gibi aşık olamasak da Rabbe,ölümü O'na kavuşmak gibi göremesek de sevgisine layık birer kul olmak için çabalayalım,gaflet perdelerini aralayalım.hakikatlere,ibretlere,hikmetlere çevirelim biraz yüzümüzü.Mevlamız hepimize bereketli ömürler nasip etsin. Öldüğüm gün tabutum götürülürken, bende bu dünya derdi var sanma... Benim için ağlama, yazık, vah vah deme; Şeytanın tuzağına düşersen, o zaman eyvah demenin sırasıdır, Cenâzemi gördüğün zaman firâk, ayrılık deme, Benim kavuşmam, buluşmam işte o zamandır, Beni toprağa verdikleri zaman, elvedâ elvedâ demeye kalkışma, Mezar, cennet topluluğunun perdesidir. Batmayı gördün değil mi? Doğmayı da seyret, güneşle aya gurûbdan hiç ziyân gelir mi? Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumunda şüpheye düşüyorsun? Hangi kova kuyuya salındı da dolu dolu çıkmadı? Can Yusuf’u ne diye kuyuda feryad etsin? Bu tarafta ağzını yumdun mu, o tarafta aç. Zîrâ senin Hayy u Hû’yun, mekânsızlık âleminin fezâsındadır. Mevlana
31 Ağustos 2011 Çarşamba 16:22
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
.....
MEMURLAR.NET
ASIL GERÇEK İŞTE BU YAZIDA :(
11 Mayıs 2011 Çarşamba 16:09
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ÖLÜM YOK OLUŞ DEĞLDİR BİLAKİS VAR OLUŞTUR . !
Sevgi Pnarı
Çünkü;Ana karnındaki gibi saf ve temiz olmuyoruz bu dünyada..Ölümden mümin olanlar korkmazlar onlara bayram gibi gelir çünkü hazırlıklıdırlar... Teşekkürler.... (Sevgi Pınarı)
08 Aralık 2010 Çarşamba 08:10
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri