Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Özkök Bu Yıl Zekâtını Verdi mi?

24 Eylül 2009 Perşembe

Özkök Bu Yıl Zekâtını Verdi mi?

Aslında böyle bir başlık atmam pek hoş değil. Ancak Özkök’ün aleni olarak umre yapması bizim böyle bir başlık atmamıza cesaret verdi.

Özkök, bildiğiniz gibi yıllarca Türk Basının en etkili gazetesi Hürriyet’in yayın yönetmeni.

Gazete ile ilgili her şey ondan sorulur. Atılacak olan manşetler olsun, girilecek arka sayfa güzeli olsun ne var, ne yoksa gazete adına o karar verir.

Aslında o da kimin karar verdiğini iyi biliyor. Daha doğrusu herkes de biliyor. Bir zamanlar sahibinin iş takipçiliğini yapıyordu.

Bundan da anlaşılıyor ki, sahibine çok bağlı Özkök.

Sözünü ettiğimiz bu eleman Ramazan ayında Medya Hergelesi Yenimahalleli Ahmet Hakan ile beraber umreye gittiler.

Öyle bir umre yaptılar ki, bütün medya ayağa kalktı.

Ne oluyor ya Hu!

Nedir bu?

Diyenler çok oldu.

Bir Müslüman’ın umre yapmak gibi doğal bir ibadeti olamaz. Yapacaktır elbet. Buna kimse karışamaz.

Ancaaaak…!

Sen bu ibadeti allandıra ballandıra anlatırsan,

Yok, ben hiç namaz kılmadım da şurada iki rekat namaz kıldım dersen,

Hiç oruç tutmadım ama oruçlunun karşısında da bir bardak su içmedim dersen, işte orada duracaksın.

Ya ibadetini gizli yapacaksın ya da ibadetini ifşa ettiysen diğer ibadetleri de herkesle paylaşacaksın.

Tamam, umre ibadetini yaptın, herkes biliyor.

Namaz kılmıyorsun, herkes biliyor.

Oruç tutmuyorsun, bunu da herkes biliyor.

Peki, zekât konusunda bir şey demedin Bay Özkök?

Ya zekât verdin mi bu yıl?

Bari bunu da herkese ifşa et de tam olsun ibadet muhaseben.

Aslına bakarsak Özkök’ün köklerinde bir şeyler var. Bunu araştırmak gerekir.

Bunu yapabilecek uzmanlarsa gönül doktorları. Bir baksın, dinlesin gönlünü Özkök’ün. Onun gönlünün derinliklerinde elbet bir şeyler var.

Yoksa boşuna umreye gitmez.

Ya da yatak odasının başının ucunda o enfes hat levhasını asmazdı.

Ben Ertuğrul Özkök’ü, T.C.’nin ilk Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e benzetiyorum.

Hasan Ali Yücel’in de bir sahibi vardı; İsmet İnönü.

Hüseyin Yılmaz’ın Öldükten Sonra Allah Diyen Bakan adlı çalışmasında şu rivayete yer veriyor;

Hasan Ali Yücel, davudi bir sese sahip. Dinleyenleri mest eden hoş sesi ile Kur’an, mevlid ve ilahiler okumaktadır. Bir gün Cevriye Hanım (İsmet İnönü’nün validesi), Çankaya yalnızlığının da verdiği bir sıkıntı ile İsmet’e,

-          Evladım, şu Hasan Ali’yi Çankaya’ya alsan da ara sıra bana Kur’an okusa, der.

İnönü yaslı annesini kırmak istemez. Hasan Ali’yi çağırtıp karşısına alır. Annesinin meramını anlattıktan sonra;

-          Seni Çankaya’ya alacağım, fakat bir şartla… Dinini dışarıda bırakacaksın. Bundan böyle de din lafı etmeyeceksin…, der.

Hasan Ali bu teklifi nasıl karşıladı, yüzünde, geniş alnında ne gibi raşeler gezindi, bilmiyoruz.  Bildiğimiz şey, onun, bu ikbalperest adamın Çankaya’ya çıktığı ve dinden bahsettiği.

27 Mayıs Mersiyelerinde Hasan Ali hep üç kelimeden bahsediyor ve kelimeler kendi hayat felsefesini çiziyordu; Hürriyet, Ordu ve Atatürk.

Onun için bu üç kelime kutsal kelimelerdi. Ordusuz Türk, Türksüz Atatürk ve Ata’sız her ikisi olamıyordu Hasan Ali’ye göre.

Bunu Özkök ile kıyaslarsak fark eden bir şey yok. Onun için de Hürriyet, Ordu ve Atatürk önemli. Sadece Hürriyetin anlamı aynı ama ifadesi farklı. Özkök’e göre Hürriyet günümüzdeki para ve koltuk hırsı.

Nasıl 1961 yılında Hasan Ali’nin kutsal kelimeleri Hürriyet, Ordu ve Atatürk ise 50 yıl sonra da Ertuğrul Özkök’ün de kutsal kelimeleri bunlar.

Aslına bakarsak Hasan Ali’nin ruhu başka, aklı başka konuşuyor.

Eğer Hasan Ali’nin hayatını araştırırsanız çok çelişkiler göreceksiniz. Hayatı boyunca ikbal ve menfaat peşinde koşan Hasan Ali yazdığı ama bir türlü yayınlanmayan şiirlerinde hep arayış içerisinde. Hep ruhu sıkıntılarla dolu.

Biliyor Allah’ın varlığı ve şiirlerinde aşırı bir bağlılık gösteriyor. Kendisi hayattayken yayınlanmayan Allah Bir aldı eserinde bir dörtlükte şunları ifade etmekte;

     “Senden korkmam, Rahimsin, Sen;

                  Adilsin Sen, Hakimsin Sen.

                  Korkum, beşer adlı korkusuzdan;

                  Vicdanı sağır, o duygusuzdan.”

Bilmiyorum belki de bu iki şahsiyeti birbirine benzetmekte mübalağa yapmış olabilirim. Ama Özkök’ün de mutlaka ruhunda inkişaflar vardır. Ya da zerre tanesi kadar da olsa bir kırıntı.

Benim umudum odur ki, Özkök ruhunun derinliklerindeki sese bir an önce kulak verir de ruhunu bedenine köle yerine aklını ruhuna köle eder.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4906 defa okunmuştur
slm
özlem
özkökü dinlemedim ama gösteriş için yapılan ibadet ibadet değildir bence ama 25 kerede hacca gitmek gösteriş değilmi erbakandan bahsediyorum biz boşuna konuşuyoruz zaten yüce allah bütün kalptekileri bilir en güzel ödülüde en ağır cezayıda o verir allah gerçek anlamda dindar birilerini idareci olarak versin ülkemize
29 Eylül 2009 Salı 21:20
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Kalemine Sağlık
Ali Mollahüseyinoğlu
Kalemine Sağlık,Cezmi Bey. Allah c.c. dan Ümit kesilmez,bende isterim Ertuğrul un Hidayetini ama Put ları onu rahat bırakmaz...
26 Eylül 2009 Cumartesi 21:40
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
???
deniz
basın şöhret dindarlık sıralaması nasıl olmalı ?
26 Eylül 2009 Cumartesi 17:06
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ihlaslı olmak
eyüb uğur
allaha inanmak ile allahı sevmek başka şeyler allaha inananların en şöhretlisi iblistir sevenlerin en şöhretlisi ise muhammed mustafadır yol hangisinin yolu daha güzel tabiki sevenlerden olalım yol bu işimiz bu selam ve sevgiler
25 Eylül 2009 Cuma 23:45
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Örnek mi dersiniz?
Fatma Çetin Kabadayı
Başlığın ilgi çekiciliği, yazının okunasılığı ile bütünleşmiş sevgili kalem dostum... Evet haklısınız, belki gösteriş belki içinde var olan kırıntıların dışa vurumu. Medyanın abartması bile olabilir ki açıklamaları durumu iyice batırmış diye düşünmemek elde değil! Örnek mi kötü örnek mi ona da karar veremiyor insan. Konfiçyus demiş ki "Çenesinin kuvvetli olmasına karşın dili çok yalan söyleyenden korkun!" Bilemiyorum. Kaleminiz daim olsun, saygılar. Fatma çetin Kabadayı Eğitimci- yazar
25 Eylül 2009 Cuma 23:31
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri