Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Ramazan-ı Şerif’i Yarılarken

22.08.2010 12:46

Ramazan-ı Şerif’i Yarılarken

 

“Ey Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl. Bizi Ramazan’a kavuştur.” Duasıyla birlikte yine bir Ramazan-ı şerife kavuştuk.

Camileri dolduracağız, bol bol Kur’an-ı Kerimler okuyacağız, mukabeleleri takip edeceğiz, fakirleri iftar soframıza davet edeceğiz.

Kısacası diğer aylardan farklı olacak.

Bu ayda ne kadar sevap doldurursak o kadar kârlı olacağız.

Malum günler uzun ve biraz meşakkatli olacak oruç.

Ama Rabbim kolayını verecektir mutlaka.

Böylesi bir mübarek aya girmeden önce mutlaka kendimizi hem ruhen hem de bedenen hazırlamalıyız.

Bunun için Recep ve Şaban ayları büyük bir fırsat.

Bu zamanlarda ibadetlerimizi artırmalı, bu mübarek aylarda az da olsa oruç tutmalıyız ki, Ramazan ayında vücut zorlanmasın.

Aslında bizim bu konularda derin konuşmamız hiç haddimize değil.

Onun için size Rahmetli Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan Hocamızın çok müstesna bir vaazını burada sizinle paylaşalım istedik.

İnşallah sizlere faydalı oluruz.

 

Es'ad hocamızdan:

 

Zâten her hangi bir işi yaparken, kardeşlerimizin yapacakları iş hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Diyelim ki bir ticaret yapacak, diyelim ki bir mal alıp satacak, diyelim ki bir yere seyahat edecek... Önceden oraları hakkında, o iş hakkında bilgi edinmek, bilgili olmak iyidir. Hattâ öğrencilerin derse başlamadan önce, hocanın o gün hangi konuyu anlatacağını önceden öğrenip, o konuyu hazırlanarak okula gitmesi uygun olur. O zaman az çok bildiği bir konuyu anlatmış olacak hocası, öğretmeni, öğreticisi, muallimi ve o zaman daha iyi aklına girecek. Bir de anlamadığı yerleri sorma imkânı olacak.

 

O bakımdan dâimâ önemli bir usül olarak, yapacağı iş hakkında kardeşlerimin önceden araştırma yapmasını, kitap karıştırmasını, inceleme yapmasını tavsiye ederim.

 

Ramazana geliyoruz... Tamam, o zaman "Ramazan orucu nasıl tutulur?" diye bütün ilmihal kitaplarındaki Ramazan bahislerini okumalı!.. Bütün hadis kitaplarındaki Ramazanla ilgili hadis-i şerifleri okumalı!.. Kur'an-ı Kerim'deki oruçla ilgili ayetleri bilmeli, ona göre ayağını denk almalı!..

Hacca gidecek... İşte şimdi Ramazan... Ramazan bittikten iki ay on gün sonra Kurban Bayramı gelir. Şimdiden bence, hacca gidecek kardeşlerim hac kitaplarını okumalı, haccın âdâbını öğrenmeli!.. İbadetlerin Allah tarafından kabul edilmesi için, ne gibi mânevî şartlar gerekli, ne gibi gönül şartları gerekli, neler gerekli; İmam Gazâlî gibi bunları yazan kitaplardan okuması, iyice hazmetmesi, yaptığı işi bilerek yapması uygun olur.

Biz de âcizâne ilk evlendiğimiz zaman, hemen bir çocuk nasıl bakılır, nasıl büyütülür diye ilgili kitapları almıştık, tekrar tekrar okumuştuk. Daha çoluk çocuk sahibi olmadan, bakımı hakkında bilgi sahibi olalım da, sonradan yanlış yapmayalım diye.

Bazı tecrübesiz anneler, babalar çocuklarına iyi bakamıyorlar, ölümüne sebep oluyorlar. Meselâ, hatırlıyorum, bizim bir hoca kardeşimiz kendi memleketinden olmuş bir hadise nakletmişti:

Çocuğunu doktora getirmiş anne, ama çocuğun derisi kaplumbağa derisi gibi olmuş. Yâni pörsümüş, çektiğin zaman öyle kalıyor. İçinde su kalmamış, çocuğun bütün suyu gitmiş. Çünkü ishal imiş çocuk... Tam son kerteye, son raddeye geldiği zaman doktora gitmişler.

Annesine doktor demiş ki:

"-Hanım, sen bu çocuğun ağzına hiç su vermedin mi?.."

İshalde en mühim şey, su kaybı oluyor tabii. Su kaybı olunca da suyun telâfî edilmesi, tedarik edilmesi lâzım! Bol bol su verseydi, öyle olmayacaktı. Çocuk kurtarılamamış maalesef... Annenin bilgisizliğinden öyle olmuş.

İshal olunca çocuğa su verilmesi gerekir. İshal önemlidir. Bazıları önemsemiyor bazı hastalıkları; iyice yatağa esir duruma düşmeden, veyahut yürüyemeyecek hale gelmeden, veya pat diye düşüp, bayılıp sedyelik olmadan doktora gitmiyor. Çok yanlış, çok yanlış, çok yanlış!..

Ben bizim camimizde bir oda rica etmiştim; bilmiyorum kardeşlerim hâlâ devam ettiriyorlar mı?.. "Doktor kardeşlerimiz nöbetleşe oraya gelsinler, Allah rızası için isteyenleri, fakirleri, cemaatimizi, ihvanımızı muayene etsinler!" demiştim. "Sağlıklıyken muayene etsinler, hastayken değil..." demiştim.

Sağlıklı bir insana, "Gel bakayım, seni bir muayene edeyim, bir ölçeyim; kanının basıncı nasıl, kalbin nasıl?.. Şekerin yüksek mi, bir şikâyetin var mı?.." denilsin. Çünkü bazı insan kendisini sağlıklı szanıyor da, aslında hasta oluyor, bilmiyor. Sonradan da iş işten geçmiş oluyor.

Rahmetli Mustafa [Yazaroğlu] kardeşimiz (Nur içinde yatsın... Cümle ihvanımıza bu vesile ile bu mübarek Ramazanda Cenâb-ı Mevlâ'dan, Rabbül-àlemîn, Erhamür-râhimîn Mevlâmızdan rahmet diliyorum. Nur içinde yatsınlar, kabirleri nur dolsun, ruhları şâd olsun...) gençti, delikanlıydı, ateşliydi, hareketliydi. Doktora gittiği zaman kendisini sağlam sanıyordu ama, vücudu gitmiş, artık yükünü çekemeyecek hale gelmiş. Doktor demiş ki:

"-Kardeşim yâ, sen dağ başında mı yaşadın, hiç doktor, hastane olmayan bir yerde mi yaşadın?.. Hiç kendini muayene ettirmedin mi?" demiş.

Halbuki dikkat etseydi, tedavi edilmeyecek hastalık yok... Her hastalığı Cenâb-ı Hak indirmiş, devâsını da indirmiş. Yâni dikkat etmek lâzım, şartlarına riayet etmek lâzım! Şartlarını da önceden bilmek lâzım!..

O bakımdan, yapacağı şey hakkında önceden bilgi sahibi olmak lâzım!

Beni Güney Afrika'ya çağırmışlardı, seneler önce, fakültede iken... "Gelsin bize, İngilizce vaaz versin!" demişlerdi.

Hemen ben Güney Afrika Cumhuriyeti'ni ansiklopedilerden okudum. "Neresiymiş, neyin nesiymiş, ne kadar müslüman varmış?.. " diye. Ama hayret ettim, baktım, Güney Afrika'da hiç müslüman var diye göstermiyor ansiklopediler. "Şu kadar puta tapıcı var, bu kadar şu dinden var, bu kadar şu dinden var..." diye azınlıkları, çoğunlukları söylüyor; ama müslümanın sayısını es geçiyor.

Es geçmek musiki tabiri, yâni susmak, bir şey söylememek. Nota olmayan yere "s" koyuyorlar. Sükût mânâsına da geliyor Türkçede. İngilizcede silence (saylıns), sessiz olmak demek; denk düşmüş birbirine.

Halbuki Güney Afrika'da bir hayli müslüman var; dernekleri var, neşriyatları var, çok güzel, kıymetli eserler neşrediyorlar.

O vesile ile ansiklopediye bakınca, bir şey daha öğrendim: Bu ansiklopediler tercüme olduğu için, bize tam ve doğru bilgileri vermeyebiliyorlar. Kendi işimizi kendimiz görsek, araştırmaları kendimiz yapsak, neler bulacağız, neler bileceğiz. Eğer böyle araştırma yapan insanlar olsak, dünyada ne kadar elimizde fırsatlar olduğunu göreceğiz.

Ben şimdi yurtdışında bunları gören bir insan olarak yerimde duramıyorum. Yâni o kadar fırsat, o kadar imkân var... Amma, kardeşlerimiz kapanmışlar içlerine, sözleri de dinlemiyorlar, tavsiyeleri de tutmuyorlar. Gösterilen işaretlere de koşmuyorlar.

Halbuki ateşli, hareketli, fa'al, cevval olmamız lâzım!..

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4824 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri