Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Demliyazılar

Seçim Sonrası Atmosfere Bir Tarihçi Yorumu

14 Haziran 2011 Salı

 12 Haziran Genel Seçimleriyle ilgili olarak Tarihçi bir dostumdan çok güzel ve yerinde tespitler içeren elektronik bir posta aldım. Seçim sorası ortaya çıkan sonuçla Türkiye gerçeklerini ortaya koyan tespitleri siz okurlarımla da paylaşmayı uygun buldum. Dostumuz ne demiş, hep beraber okuyalım;

12 Haziran seçimleri;

Süleyman Demirelve merhum Necmettin Erbakan'ın doğrudan tesirleri ile Nureddin Coşan’ın bir ölçüde merkezde olduğu bir ortamda geçmiştir. Süleyman Demirel'in işaretleriyle Demokrat Parti'nin % 6'lık potansiyeli %5 oranda CHP'ye, Saadet Partisi'nin  % 5'leri bulan mevcut tabanının ise %3'ü Ak Parti’ye kaymıştır. Bir önceki genel seçimlerde adı geçen partilerin aldıkları oy oranlarına bu rakamlar ilave edildiğinde, sonuç kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla söz konusu iki partinin seçimlerdeki olağanüstü gayretleri, kitleleri aslında pek 64040.jpgetkileyebilmişe benzememektedir. Sayın Coşan’ın açıklaması ise yuvadan ürken ve kıyıda köşede tereddütler içerisinde bocalayan bozkurtların, yuvaya dönmelerinde büyük oranda etkili olmuş ve cemaatin de oy desteği ile barajı rahat aşmışlardır. Böylelikle Coşan’ın açıklamasında da ifade edildiği gibi “meydanlarda özgürlükler vadeden arkadaş” önümüzde ki çok önemli dönemde bölücü unsurlara ve CHP’ye karşı yalnız bırakılmamıştır.

Bu seçimler de üzerinde durulması gereken diğer iki parti ise BBP ve HAS Parti'dir. Seçim stratejilerini "her evden bir oy" dilenme üzerine geliştiren BBP'liler, kapılardan ters yüz olmuşlardır. Hatta elde avuçlarında olanlar da bitmiş, liderleri havlu atmıştır.  HAS Parti ise taban tutturabilme ümidi ile girdiği mücadeleden hüsranla çıkmıştır.

13 Haziran'da Türkiye'nin siyasi ve sosyal ortamına bakıldığında ise;

1.Günlük maişet ve rahatlığını önemseyenlerin cem olduğu ve oy verdiği bir parti halini alan Ak Parti'de İslamî hassasiyetleri hala ön planda olan birçok kişi ve kesimin huzursuz destekleri olduğu görülmektedir.

2. Saadet Partisi miadını tamamlamıştır.

3. İktidar partisinin biraz "sol" versiyonu olan HAS Parti 'nin tutmayacağı ortaya çıkmıştır.

4. BBP iflas etmiştir.

5. MHP'nin özellikle muhafazakâr kanadı İskenderpaşa’yı daha iyi tanımış ve sevmiştir.

Oysa ülkemiz 8 sene öncesine oranla çok ciddi ahlaki ve İslami zaafiyet içerisine düşmüştür. 8 sene önce tahayyül edemeyeceğimiz bir şekilde hızla İslamî hayattan uzaklaşılmıştır. Faizcilik en muhafazakâr arkadaşlarımıza kadar sirayet etmiştir. Üç-beş sene öncesine oranla, parklar, toplu ulaşım araçları hatta cadde ve sokaklar kadın erkek ilişkileri açısından mütedeyyin insanların her an yüzlerinin kızaracağı mekânlar halini almıştır. Buna rağmen sekiz sene önce herkesin bir birine sorduğu “Yahu nereye gidiyoruz?” sorusu hiç kimsenin aklına gelmemektedir. Çünkü insanlar artık hastanelerde daha iyi hizmet görmekte, memleketlerine duble yollarda gitmekte, altlarındaki arabalarda en az 4 hava yastığı bulunmaktadır. Çok şükür ölüm biraz daha ötelenmiştir.

Ülkemde aile dinamikleri alt üst olmuş kime ne?. TV'ler vasıtası ile aile içi sapık ilişkilerin normalleştirilmesi ve meşrulaştırılması sağlanmış kimin umurunda? Türkiye artık resmen iki ulus haline getirilmiş, sana ne?. Özerklik talepleri çok sıradan bir tartışma halini almış; özgür ortam, oh ne âlâ! En mütedeyyin insanlarımız bile çocuklarının eğitimini  planlarken sadece dünyevî makam ve maişetlerini hesaba katmakta; olsun bundan doğal ne var?. Çocuklara yeterli görülen dini eğitim, "kulhü" ve "elham"dan ibaret; yeter, buna da şükür…

Bir dört sene sonra insanların İslamî duyarlılıklarının ve ülkemdeki İslamî hayat tarzının daha iyi konumda olabileceğini kimse rahatlıkla söyleyememektedir.

Türkiye’de "Siyasal İslam" denen akım, 60’lı yılların sonlarında o zamanki siyasi yapıya göre oldukça muhafazakâr, bünyesinde birçok dinî akımı barındıran, oy oranı %50’lerde, ekonomik başarıları da zamanına göre en üst seviyede sayılan Adalet Partisi’nin iktidarda olduğu bir dönemde bir tarikat lideri olan Mehmed Zahid Kotku’nun telkin ve izinleri ile başlamıştır. Çünkü o zamanlar da gelişmelerin farkında olan insanların en büyük şikâyeti yine ahlak ve maneviyattaki bozulmalardır. Bu gün de öyledir. Tarih, benzer gelişmelerin benzer sonuçlar doğurduğunu öğretmektedir.

Günübirlik politik hesaplar yerine ülke ve İslam adına planlı programlı işler düşünmek ve yapmak daha anlamlıdır.  İnşallah ülkemizde insanlar 4 sene sonra İslam’ı yaşama, anlama ve mücadelesini verme hususunda daha iyi bir yerde olurlar.

Bir de;

Bu ülkede Fethullah Hoca gerçeği var. Fethullah Hoca ve ekibi "ulus" adına iyi işler çıkartıyor. Bir boşluğu doldimagesca1rm8ta.jpguruyor. Bunu her defasında ülkeyi yöneten iktidarlarla çok iyi geçinerek yapıyorlar. 12 Eylül’de ihtilali destekliyor, akabinde Özallı Hükümetlerle iyi ilişkiler tesis ediyor, Demirel’le zaten kadim dostlar, 28 Şubat sürecinde İslamî camianın bütün tepkilerine karşı Ecevit ile beraber. Ve şimdi de mevcut iktidar ile!. Bu da bir metod. Bu camia içerisinde istikrarla hizmet vermeye çalışanlar, her dönemde bazı kesimlerden aldıkları övgünün bir başka kesimde yerini yergiye bırakmasına aldırmadan hareket ediyorlar. Eh ne diyelim?

Ama bu bana uymaz!

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3766 defa okunmuştur
Kalemine sağlık
A.Semih
Cezmi kardeşim, Güzel tesbitlerinizden istifade ediyoruz. Teşekkürler.
15 Haziran 2011 Çarşamba 19:31
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
...
isimsiz
bu meclisin yeni bir anayasa hazırlayabileceğine ihtimal vermiyorum.
15 Haziran 2011 Çarşamba 12:18
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
yazılanlar sübjektif
Mesut Uğur
Saadet, HAS ve BBP ile görüşlerim şu şekilde. Belki kendileri kabul etmeyebilirler. Akparti, Saadet, HAS ve BBP aynı şadırvanın içindeki suyun muslukları. Şu an abdest almaya müsait tek bir musluk var Akparti. Diğer musluklar sadece damlatıyor, damlayan su abdest almaya yetmiyor, israf oluyor. Bu musluklara şimdilik tıpa çakılmalıydı. Eğer 330 üzeri bir parlemonto çoğunluğuna ulaşılsaydı anayasa müzakereleri daha çok inanaların yönlendirmesiyle olurdu. Şu an israf edilen oylar nedeniyle süreç zorlaştı, sürtünme kayıpları olacak ve istenilenlere tamamen ulaşılamayacak. Sonra da ağzımızda sakız gibi "çok dış düşmenımız var, Türkiyenin gelişmesine engel oluyorlar diye" lafları çiğneyip duracağız. Bir defa daha gördük ki kendimize asıl çelmeyi takan, çekiştiren, faul yapan kendimiziz....
15 Haziran 2011 Çarşamba 11:11
Beğendim (2)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
Yazılanlar subjektif
Mesut Uğur
Sujektif bir yorum. Gerçeklerin yarısını yansıtmıyor. Milletimiz hizmete oy vermiştir. Buna rağmen bölünme korsusuna da epey bir oy gitmiştir. Bu giden oylar bu ülkenin demokratikleşmesine, ilerlemesine çelme takacak oylardır. Ancak kin ve nefret bölünme nedeni olur. Kin ve nefret acılardan, daha doğrusu savaş ve çatışmadan doğar. Özellikle kan davası kültürü olan orientte kin ve nefret ateşi kolay kolay sönümlenmez. Çünkü MHP gibi evhamları olan partiler bu alevin yakıtlarıdır. Nuretin Çoşan sönmek üzere olan bu ateşe üfleyerek oksijen temin etmiştir, 4 sene daha yanmasına destek vermiştir. Bir başka değişle sorunun kolay çözülmesine engel olmuştur. Daha önceki yorumlarımda MHP kadrosunun hizmet üretmekte başarısız olduğunu, bilgi birikimi olmadığını yazmıştım. Bilgi birikimi elde etmek içinde gayret göstermediklerini, hatta bilgiyi tutup emecek kapasiteleri olmadığını yazmıştım. devamı var...
15 Haziran 2011 Çarşamba 11:02
Beğendim (0)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
doğruları söyleyebilmek
hilal bayram
has partinin tutacağını zaman göstercek, halk korkuyla tehditle oy kullandı, bu gün, oy verenlerin kalbinde, sonuçlardan sonra bir sızı olduğuna eminim. seçim çalışmalarında gördük ki halk öğrenilmiş çaresizliğe mahkum edilmiş, halkın uyanması, korkularından arınıp bilinçli düşünebilmesi için bu sonucu yani chp'nin tüm çırpınışlara rağmen bir şey olmadığını görmesi gerekiyordu. meydanda bir horoz dövüşü vardı ve patırtı o kadar çoktu ki halk vicdanının sesini duyamadı.
15 Haziran 2011 Çarşamba 09:35
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri