Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dilek SOYSAL

DERSİMİZ ATATÜRK-2-

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Neden cumhuriyet ?

“Batan bir güneşin, yeniden Türk milleti için doğuşudur”

Kim giyerdi bu milletten başka ateşten kızıl, ateş koru kadar yakıcı bu gömleği ?

Giymişti bu millet ve şimdi çıkarma zamanı…

Özgürlüğe susamış bir Milletin, gözlerde yaş kalmayan anaların, babasız kalmış evlatların görmesi lazımdı bu güneşi.

Elleri nasır tutmuş kışlaya cephane taşımaktan,

Yürekler zindan, bir ışık arar olmuş tepelerde.

Tek bir kıvılcım yetecekti, sönmüş ateşi tekrar yakmaya ve,

Kurtuluş savaşı sonrası yıllarında, insanlık ve yaşam adına, halkla beraber alınan  en önemli  karardı Cumhuriyet ateşi...

*

Bu yıllarda, birçok ülkenin yönetim biçimini ve etkisini günümüzde de hala sürdüren, halkını ezip bitirmiş, yaşama sunduğu örnekleri gören, Gazi Mustafa Kemal;

“ Bu Aziz Millet öyle bir yönetim biçimiyle yaşamalı ki, bundan sonra, yine hesap vereceği tek yer kendi benliği olmalıdır…”

Yıllarca toprağını, namusunu, dinini ve daha bir çok özelliğini kaybetmeden yaşamaya çalışan bu halkı, tekrar kral’a,padişaha veya kendini ifade edemeyeceği bir yönetim şekline teslim edemezdi…

Kimseye hesap verilmeden, kendi hür iradesiyle yaşamış bir imparatorluğun  evlatları, yine ataları gibi, hür yaşamayı hak ediyorlardı. Fakat halk ve yönetim arasındaki aşılmaz engel, bu sefer olmamalıydı. Öyle ki, millet kendi yerine vekilini de tayin etmeli,yeri geldiği zaman vekilinden de hizmet beklemeliydi…Kulağa ilk geldiğinde mümkün olmayan, hatta olanaksız olarak da nitelendirilen bu yönetim biçimi, bu gün bile bazı milletlerin rüyasıdır…

İşte K.Atatürk’ün “Aziz İnsanlar”  diye adlandırdığı ve kendi “ben” olma duygusunun içinde asla olmadığı, yine Milletin kendi hür iradesiyle, Cumhuriyeti büyük bir heyecan ve şevkle ilan etmişlerdir…

Ve böylece;

İslam dünyasının,tek demokratik, laik ve serbest piyasa ekonomisine dayalı ,“fazilet düzeni” adı verilen bir sistemi  içine alan, yönetme ve yönetilme biçimi tüm halk tarafından kabul görmüş ve halen günümüzde de devam etmektedir ve edecektir…

Yüzyıl boyunca ve halen dikta rejimlerinin altında inim inim inleyen mazlum halkların aradıkları, işte Atatürk’ün ileri görüşlülüğü sayesinde bugünü görerek milletine armağan ettiği Cumhuriyet yönetim biçimidir aslında…

*

“Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçik’le yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Bu asırda kendi insanına bile düşman olan halk’a en güzel yanıt,  Mustafa Kemal’in, Anzaklar için söylediği bu söz, kendi ikballerini halkının ikbalinin üstünde tutan dünün ve bugünün liderlerinin karanlık düşünce dehlizlerinde yollarını aydınlatacak bir meşale gibidir!..

Bu mesajın İngilizce çevirisi Avustralya’nın pek çok anıtsal yerinde, baş köşede duruyor…

Anzak gazilerinin,şehitlerinin çocukları, torunları dernek kurmuşlar…

Sadece Avustralyalılar üye olabiliyor…

Bir de Türkler…

Mustafa Kemal’in o mesajına karşılık şöyle söylüyorlar:

“ Öyle bir liderin ülkesinden gelenlere kapımız açık…”

Bu Cumhuriyeti kurmakla, dış ülkelerdeki Mustafa Kemal sevgisi hiç yadsınacak cinsten değildir…

Bizlere yine bir mesajları var, diyorlar ki;

“Mustafa Kemal’i silemezsiniz… Bu topraklarda silmeye kalksanız, dünyanın öteki ucunda karşınıza çıkar”…

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4130 defa okunmuştur
görünen köy
esat paköz
Siz bu siteye dahil oldunuz bende takibe başladım anlamlı ve yararlı yazılarınızı.Ama bakıyorumda arada birde gülme krizine giriyorum niye derseniz köşedeki tüm yazarlar ya size yada yazılarınıza bir türlü alışamadılar.siz ne yazarsanız 1 saat sonra hopbala birde bakıyorum hemen karşı bir yazı.ama unutmayın meyve veren ağaç olmak kolay değil.yolunuza kimse taş koyamaz biliyoruzsa ama bu arkadaşlar ne kadar biliyr onası tartışılır sayın yazarım.
01 Ağustos 2012 Çarşamba 01:28
Beğendim (5)Beğenmedim (3)
YORUMUN DEVAMI
Yazı, fikren zayıf lisanen ilkokul seviyesinde
zeynep
Dikkatli okuyan ve şöyle veya böyle Türkçe bilen birisi bu kısa yazıda onlarca imla yazım ve anlatım hatası olduğunu görür.İşin tarihi yönü ise... İşin o tarafını ise hiç kurcalaman...
31 Temmuz 2012 Salı 12:42
Beğendim (5)Beğenmedim (7)
YORUMUN DEVAMI
HOCAM SORULARI CEVAPLAMADAN YENİ KONUYA GEÇTİK
Mustafa Analitik
HATIRLAYALIM BİRİNCİ DERSİMİZDE ŞU SORULARI SORMUŞTUM Soru 1: "...Hocam Atatürk ilk TBMM'ni hatimlerle, dualarla, kurbanlarla, tekbirlerle, 23 nisan 1920 cuma günü açtığı halde daha sonra bu geleneği terk ederek niçin kokteyllerle açmaya başladı? Soru 2: Hocam Mustafa kemal emperyalist batılılara (ingiliz fransız italyan yunan) karşı kurtuluş savaşı yaptığı halde niye savaştan sonra bu emperyalsitleirn hukukunu, harfini, kıyafetini,takvimini ölçü birimlerini kabul etti? soru 3: Hocam Atatürk Ayasofya camisini niçin müzeyaptı? Soru4: size Hocam dedim ama sizce mahsuru varmı? Cevap: Yok. Olur mu hocam! Hoca kelimesini kullanmak inkilap kanunlarına aykırıdır. Tıpkı, hanım, bey, paşa, ağa, hacı... kelimelerini kullanmak gibi... Öğretmenim bunları cevaplarsanız başka sorularımda olacak! Teşekkür ederim....." AMA CEVABINI VERMEDEN yeni konuya geçtik. Pedogojiye zıt birduruum değil mi öğretmenim .
30 Temmuz 2012 Pazartesi 21:26
Beğendim (2)Beğenmedim (4)
YORUMUN DEVAMI
SIKICI
SIKICI
Çok sıkıcı ve her zamanki gibi bir yazı. Yalnız dikkat çekici birşey daha var.Siz de çevreniz de çirkefçe önüne gelene saldırmaktalar.İkinci Sevda TÜRKÜSEV vakası yaşıyoruz sitede. Sonunuz benzemesin
30 Temmuz 2012 Pazartesi 19:10
Beğendim (6)Beğenmedim (5)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri