DTP: Hayaller ve gerçekler

Demokratik Toplum Partisi (DTP) söz konusu olduğunda somut gerçekler ile hayalimizde yaşattığımız gerçekler birbirine karışıyor galiba; çoğu kez hayaldekini gerçek sanıp gözümüzün önündeki gerçekleri göremiyoruz.

Bundan daha vahimi şu: Galiba DTP'liler de gerçek-hayal dengesinde yanlış yerde duruyorlar; onlar da hayal ile gerçeği çoğu kez karıştırıyorlar... Öyle olmasaydı, bu ülkenin bir gerçeği olan DTP, son kongresinde, ülkenin başka gerçeklerini bu denli ıskalar mıydı?

Acaba Abdullah Öcalan mı mahkum, yoksa DTP'liler mi? Mahkum olan Öcalan tabii ve mahkumiyetini tek başına hapis tutulduğu İmralı Adası'nda sürdürüyor. Peki ya bazı DTP'liler? Onlar da İmralı'da mahpus olan Abdullah Öcalan'a mahkummuş gibi görünüyorlar. Öcalan'ın İmralı'daki yalnızlığı yanına gönderilecek birkaç başka mahkumun adaya erişmesiyle sona erebilir de, gözlerini İmralı'dan bir türlü ayıramayanların şaşılığı galiba hiç bitmeyecek.

Ne kadar yazık.

Kongrede salonun Öcalan posterleriyle kaplanmasının, yapılan konuşmalarda muhatap olarak İmralı adresinin verilmesinin anlamı herhalde bu. Koskaca bir parti, halktan o kadar oy almış milletvekilleri, örgütte çalışanlar bir tarafa, kendisine izin verildiği kadar bir hareket kabiliyetine sahip İmralı'daki mahpus bir tarafa...

Oysa başlayan sürecin hatırına olmasa bile, kendilerine oy veren kitleler ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşayan bütün insanlar hatırına, DTP lider kadrosu, süregiden süreçte sorumlu muhatap olma misyonunu bu kongrede üstlenebilirdi. Süreç onların kim veya kimlerle muhatap olduğuna aldırmaz, DTP kadrosundan gelecek bütün teklif ve talepleri dikkate alırdı.

Kongrede sergilenen tavır onları bu fırsattan uzaklaştırıyor.

Galiba yanlış bir algılama hüküm sürüyor DTP saflarında. “Bölgeyi temsil eden tek parti biziz, bizsiz yapamazlar” diye düşünüyor ve süreci yürütenlerin her şeye rağmen kendilerini muhatap alacağını öngörüyorlar. Oysa bu düşünce ve öngörünün gerçeklerle hiçbir ilintisi bulunmuyor. Süreç için doğru olan DTP gibi bir muhatapla yola devam edilmesidir; ancak muhatap bulunmaz veya sorumluluğu taşıyamaz bir görüntü verirse, 'illâki' onunla devam etmek gerekmez.

Partisinin kongresinde yaptığı konuşmada Başbakan Tayyip Erdoğan Ak Parti tepelerinde bu düşüncenin yer edinmeye başladığının ipucunu sundu: 22 Temmuz (2007) seçiminde Ak Parti Güneydoğu Anadolu'dan yüzde 52, Doğu Anadolu'dan yüzde 54 oy almış; 29 Mart'ta (2009) her iki bölgede de yüzde 40 civarına düştüğü halde, diğer bütün partilerden ve bağımsızların toplamından daha yüksekmiş yine de oran...

Ne demek istediği belli Başbakan Erdoğan'ın: Açılımla çözülmek istenen sorunu en fazla hisseden kitlelerin temsiline Ak Parti diğer bütün siyasi unsurlardan daha fazla lâyık...

Bu mesajı almamışsa önümüzdeki günlerde ciddi bir hayal kırıklığı yaşayabilir DTP yöneticileri...

Varolan 'Türkiye gerçeği' iktidarı ister istemez tavır değişikliğine zorluyor; kurduğu hayali 'gerçek' sanmayan herkes bu yöne doğru yol alındığını görüyor. DTP'liler de bu gerçeğe uyanmalı artık.

'Kürt sorunu' konusunda çözümden yana tavır alıp sürece umut bağlayan bizlerin “En iyi muhatap DTP'dir” görüşümüzün 'varolan DTP gerçeği' karşısında bir hayale dönüştüğünün anlaşılacak olması elbette üzücü.

Önceki ve Sonraki Yazılar