Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Emir CENGİZ

BEYAZ YALAN,SİYAH YALAN

20 Aralık 2010 Pazartesi

HUZUR İÇİNDE YALAN SÖYLEYEBİLİYOR MUSUNUZ?

Padişahın biri esirinin öldürülmesini emretti. Umutsuzluk halindeki biçare, padişaha ağzına geleni söylemeye , sövüp saymaya başladı. “Canından umudunu kesen, içinde ne varsa söyler “ demişler.

Padişah, “Ne diyor?” diye  sordu, iyi yaratılışlı vezirlerinden biri :

  • Efendim “Onlar öfkelerini yenenler ve insanlardaki haklarından bağışlanma ile vazgeçenlerdir.” ayetini okuyor.

Padişah bunun üzerine merhamet ederek esirinin kanını dökmekten vazgeçti.

Buna muhalif olan öbür vezir :

-Bizim gibilerin padişahların huzurunda ancak doğruyu söylemesi gerekir. Bu adam padişaha küfretti, ileri geri konuştu, dedi.

Bu sözleri duyan padişah yüzünü buruşturdu:

-Onun yalanı senin doğru sözünden makbul geldi bana! Çünkü onun sözü hayra yönelikti; oysa seninki kötülük üstüne oturtulmuş.

Akıl sahipleri ne demişler: Hayır için söylenen yalan fitne koparan doğru sözden yeğdir.

 

 

 

Sadi-i Şirazi’nin Gülistan adlı eserinde anlatılan bu güzel hikayedeki en rahatsız edici kelime “yalan” kelimesi… “Hayır” için söylenen “yalan” paradoksunu çözmek oldukça zor görünüyor. Hayır için işlenen cinayet olur mu ? Ya da hayır için içki içer misiniz? Kendi içinde kavgalı bir cümle gibi görünüyor. Vezirin yaptığı eylemi “yalan” olarak nitelendirmemek en güzeli… Padişahın biri esirinin öldürülmesini emretti cümlesiyle başlayan marazlı sürecin tedavisi bir başka marazlı gibi görünen sağlıklı bir davranış ile yapılabilmiş .Vezir yalan değil politika üretmiş gibi görünüyor. Bir insanın(padişahın) yaptığı yanlış olunca, yanlışı bir başka yanlış gibi görünen doğruyla çözebilmekten başka çare kalmıyor galiba.

Tabii burada sorulması gereken en önemli soru: Yalanın siyahı ya da beyazı olur mu ?

Bana kalırsa yalanın siyahı da beyazı da olmaz. Çünkü bir insanda karakter erozyonuna uğramanın en önemli işareti olan bir davranış şeklinin meşrulaştırılması için “icat edilmiş” bir kelime “beyaz yalan”. 

Günlük hayatımızda karşılaştığımız en tanımsız insan tiplerinden biri  profesyonel palavra makineleridir. 10 lafından 11 tanesi yalan olan insanlardan bahsediyorum.  Sizin anlattığınız bir olayı 3 gün sonra kendi başından geçmiş gibi size  anlatan palavracılar var çevremizde.

Bunların bir kısmı sohbet adamıdır. Sohbet ortamındaki herkes bu kişinin hayali olaylar anlattığını bilir ama gözlerinden yaşlar gelinceye kadar gülmeyi de ihmal etmez. Yani tüm olup bitenler bir nevi tiyatro sahnesi gibidir. Yalan sizi sinirlendirmiyor aksine güldürüyorsa buna “palavra” demek en güzeli…

Tabii yalanını not edenleri de unutmamak lazım.  Bir emlakçı arkadaşım mal sahibiyle konuşurken biz sizin ofisinizi İtalyan müşteriye teklif ettik dedi sonra bunu bilgisayar programına yazdı. Yani yalan unutulan bir şey olduğu için not etmekte yarar var diye düşündü herhalde! Aynı mal sahibi yarın öbür gün ya şu İtalyan müşteri vardı ne oldu dediğinde “çuvallamamak” için önlem almış oldu.

Oysa insan beyni doğuştan doğru söylemek üzerine tasarlanmış.Bunu test etmenin en iyi yolu: Henüz ahlaki telkinleri almamış olan küçük bir çocuğu sıkıştırıp yalan söylemeye zorlamak. “Ben yapmadım” derken ya kafasını başka bir tarafa çevirecektir, sıkıldığını veya  sıkıştığını belli eden ya da en basit tanımıyla rahatsız olduğunu ifade eden bir hareket yapacaktır.

Suç bilimi uzmanları insanların vücut dillerini okuyarak yalan söylendiğini tespit edebiliyorlar.

Yalan makinesi yanıltıcı sonuçlar verdiği için çokça tartışılan bir konu şu günlerde.Konunun  uzmanları yalanı en iyi ses tonundan tespit edebiliyorlar. Son yıllarda bunun üzerinde çalışılıyor. Büyük oranda da başarı sağlanmış durumda.

Doğru konuşmamak insan ilişkileri konusunda amatör ve zayıf karakterli olanların işidir aslında. Amatör satıcıların çok fazla yalana başvurmalarını buna örnek verebiliriz. Oysa satışın en önemli kuralı güven vermektir.

“Yalan söyleyen insan güven veremez, güven vermeyen insan da satış yapamaz”

Yalancılık galiba farkında olsak da olmasak da gündelik hayatımızda kâr ediyorum derken zarara yol açan bir davranış şekli ve ahlaki bir problem.

Ben yalan söylüyor muyum?  Her insan, yazdıklarını önce kendine yazar. Hele ahlaki öğüt veriyorsa insan önce kendinden başlamalı. Ben kendime anlattım, -biraz yüksek sesle oldu galiba- siz de okudunuz

 

   

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6754 defa okunmuştur
Profesyonel yalancılar-4
Ahmet Faruk
Fiziksel olarak çekicidirler: Haklı veya haksız, güzel ve yakışıklı insanların, çirkin ve itici tiplerden daha dürüst olduğuna inanılır.. İfade yetenekleri çok gelişmiştir: İnsanlar üzerinde iyi izlenim bırakırlar. Böylece dikkatleri farklı yöne çekerek insanların düşüncelerine tecavüz ederler. Rol yaparlar: İyi aktörler iyi yalan söyler; izleyicilerin yalanlarına kandığını görünce özgüvenleri artar. Bellek çok iyidir: Sorgucunun kulakları tutarsızlara çok açıktır. İyi bir bellek, yalancının ayrıntılar konusunda hata yapmamasını sağlar. Kuşkuyu okuma becerisine sahiptir.. İyi bir yalancı, dinleyicilerde ortaya çıkan en ufak bir kuşku belirtisini bile sezebilme ve anında gerekli ayarları yapma becerisine sahiptirler.
30 Ağustos 2011 Salı 23:50
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Profesyonel yalancılar-3
Ahmet Faruk
İyi hatiptirler: Etkili konuşma yeteneğine sahip olan yalancılar, sözcüklerle oynayarak dinleyicilerin kafasını karıştırırlar. Sorulara verdikleri yanıtların, soru ile ilgisi olmadığı için dinleyici ne sorduğunu bile hatırlayamaz. Duygusal kamuflaj: Yalancılar gerçek duygularını maskelemekte ve bunların tam tersi bir izlenim uyandırmakta ustadırlar. Özgüvenleri tamdır: Her şeyde olduğu gibi kendinize güvendiğiniz zaman mücadeleyi yarı yarıya kazanmış sayılırsınız. İnsanları kandırma konusunda yeteneklerinize güvenmeniz şarttır. Yalan konusunda deneyimlidirler: Daha önce yalan söylemeye alışık olan insanlar korku ve suçluluk gibi duygularını örtbas etmekte ustadırlar. Oysa deneyimsiz bir insan bu duyguları davranışlarına yansıttığı için kendisini ele verir. Doğal performans sanatçılarıdır: Bu insanlar ani değişikliklere çok kolay uyum sağlarlar ve bunun yaparken de çevrelerini kolayca kandırırlar.
30 Ağustos 2011 Salı 23:47
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Profesyonel Yalancılar-2
Ahmet Faruk
Hızlı düşünme yeteneği: Duraksamalar ve “hımmm”, “ıııı” gibi dolgular, dinleyicilerde kandırılıyormuş kuşkusunu doğurur. Dolayısıyla hızlı düşünen ve tek ayağı üzerinde yalan kıvırabilen yalancılar makbuldür. Acil durumlar için ilginç ve orijinal düşünceleri vardır: Kılı kırk yaran bir yalancı bile beklenmedik bir soru veya durumla karşılaşırsa afallayabilir. Bu gibi durumlarda cebinizde her koşula uyabilecek orijinal ve ilginç düşünceleriniz bulunmalı. Bilgiyi tutumlu kullanırlar: Yalancılar, kendilerine sorulan soruları yanıtlarken minimum bilgi verirler. Böylece ayrıntılarla ilgili soru sorulmasını engellemiş olurlar Doğrulanması mümkün olmayan yanıtlar: Bilgiyi gizlemek (“Gerçekten hatırlamıyorum”, “ Şu anda aklıma gelmiyor” vb..) bazen o anda uydurulmuş bir yalana tercih edilebilir, çünkü onaylama gereksinimi ortadan kalkar. Hazırlıklıdırlar: Her soruya hazır bir yanıtları olduğu için tereddüde yer bırakmazlar. İnsanlar hızlı yanıtların doğru olduğuna inanır
27 Ağustos 2011 Cumartesi 12:22
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Profesyonel Yalancılar-1-
Ahmet Faruk
Davranışları manipülatiftir (yönlendirme yeteneğine sahiptirler : Makyavelciler pragmatik yalancılar olup, hiçbir şeyden korkmazlar ve endişe duymazlar. Bunlar sürekli dolap çevirip planlarını çok akıllıca kurgularlar.“Konuşurken sizi etkileri altına almaya çalışırlar. Ancak bunu yaparken son derece rahattırlar ve özgüvenleri tamdır. Doğrudan çok fazla uzaklaşmamaya çalışırlar: Doğruyu büken yalanları vardır. 180 derecelik yalanlardan genellikle daha inandırıcıdır ve daha az bilişsel çaba gerektirir. İyi yalancılar bu hassas ayara dikkat ederler. Zekâ önemlidir:Zekâ yalancının üzerine binen “bilişsel yükü” kaldırmasında çok büyük kolaylık sağlar. Yalan söyleyen bir kişi, söylediği yalanın yarattığı içinden çıkılması zor durumlardan zekâsı ile yara almadan kurtulur.
27 Ağustos 2011 Cumartesi 12:20
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri