Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erol BATTAL

BİR İNTİKAM OPERASYONU OLARAK MENEMEN HADİSESİ

30.04.2010 15:31

Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı inceleyen birçok makalenin, araştırmanın başlığında bile Menemen Olayı vardır. Çünkü olay Serbest Fırka ilgisinin bir devamıdır. Nasıl ki Şeyh Sait İsyanı, İzmir Suikastı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ndan bağımsız ele alınamazsa, Menemen olayı da Serbest Cumhuriyet Fırkası deneyiminden ayrı incelenemez.

Tarihçiler, sosyal bilimciler için Serbest Fırka’nın kendisinden ziyade sonuçları önemlidir. Nihayetinde bu hareket ülkede bugüne kadar yüzlercesi kurulmuş, bir o kadarı da kapatılmış ya da feshedilmiş siyasal hareketlerden biridir. Hatta kuruluş biçimi ve amacı bakımından en ciddiyetten uzak olanıdır.

 Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı diğerlerinden ayıran özellik bütün muhalefetin susturulmuş olmasına rağmen, 99 günlük ömründe halk tarafından gördüğü ilgi ve bu ilgi karşısında meydana getirdiği tedirginliktir. Bu tedirginliğin sonucu olarak parti kapattırılır ama kapatılmakla yetinilmez. Çünkü olay tam bir travma yaşatmıştır. Bu ilginin sebepleri ve ilgi gösterenlerin ortadan kaldırılmasının yöntemi araştırılır. İlginin yani muhalefetin ortadan kaldırılması için, her il ve ilçede yöneticilerin itiyat ve tıynetine göre farklı bir yöntem uygulanır. Bunların en kapsamlı ve kanlı olanı Menemen de sahnelenen ve tarihe Kubilay Hadisesi diye aktarılan olaydır.

23 Aralık 1930 günü yani Serbest Cumhuriyet Fırkasının feshinden yaklaşık bir ay sonra nereden geldikleri, kim oldukları bugün bile hala net olarak bilinmeyen dördünün adı Mehmet, ikisinin Hasan olan mahkeme kayıtlarına da esrarkeş oldukları geçmiş olan 6 kişi, bir sabah vakti Menemen’e gelerek Müftü Camii’ne girerler. Buradan aldıkları sancakla şehrin meydanına çıkıp, başlarındaki Giritli Mehmet’in Mehdi olduğunu, Şeriatı ilan ettiklerini; şapka giyenlerin kâfir olduğunu, büyük şeriat ordusunun oluştuğunu, yakında kafirleri yok edeceğini söyleyerek etraflarına toplanan meraklı insanlara nutuklar atmaya başlarlar. Durum kaymakama ve askeriyeye bildirilir. Alay komutanı, yedek subay Mustafa Fehmi’yi olaya müdahale etmesi için görevlendirir. Mustafa Fehmi yanına 26 asker alarak olay yerine gelir. Göstericilerin teslim olmalarını ister. Bu altı kişi teslim olmayıp ateş ederek Kubilay’ı yaralarlar, durum karşısında silahlarında mermi olmadığı için paniğe kapılan askerler kaçar. Giritli Mehmet, yaralı Mustafa Fehmi’nin kafasını keser, bir iple sancağın ucuna bağlar, şehri dolandırır. Askerler gelir bu altı kişinin etraflarını çevirir, ateş eder ve hepsini orada öldürürler.

Bu, olayın anlatılan birçok versiyonundan biridir. Ancak o dönemi, o olayı anlatan hangi kitabı, yazıyı okursanız hiçbirinde anlatılanlar birbirini tutmaz. Hele ayrıntılar birbirinin tamamen zıddıdır. Mesela bazı kitaplarda 6 kişinin altısı da başta liderleri Giritli Mehmet olmak üzere aynı yerde sonradan gelen askerler tarafından öldürülmüşlerdir. Bazı kitaplarda sağ yakalanıp Mustafa Fehmi’nin öldürüldüğü yerde asılmışlardır. Bazıları askerlerin silahlarında mermi yoktu derken bazıları eğitim mermisi vardı der. Ve her ayrı ayrıntı ayrı bir kahramanlık ya da vahşete dayanak olarak kullanılır. Hatta Kubilay’ın başının kesildiği bıçak bile Bandırma Vapuru efsanesi gibi envai çeşit tasvirlerle verilir. Anlatıların hiçbirinde bu altı kişinin yaşları, kimlikleri, nerden geldikleri, nereye gittikleri birbirini tutmaz. Hatta Soyadı kanunu 1934’te çıkmış olmasına rağmen Mustafa Fehmi’nin 1930’da bir soyadı bile vardır: “Kubilay.”  Yanlarında taşıdıkları “Kıtmir” adı verdikleri köpeklerinin akıbeti bilinmemektedir.

Menemen Hadisesine çok şiddetli bir tepki verilir. Bölgede sıkıyönetim ilan edilir. Mustafa Kemal, Menemen’in yakılmasını emreder. İkinci gün bu emrini geri alır ve “benim bu tür emirlerimden sonra bana ikinci kez sorunuz, emrin geçerli olup olmadığını” der. Ardından daha sonra 1944 yılında Van’da 33 köylüyü kurşuna dizmekle ünlenip, bu olay nedeniyle 1950’de atıldığı hapiste ölen, 12 Eylül sonrası yine Van’da askeri bir kışlaya ismi verilmiş olan Mustafa Muğlalı oluşturulan Divan-ı harbin başkanlığına atanarak olay soruşturulmaya başlanır. Soruşturma İstanbul’dan Antalya’ya kadar geniş bir alanı kapsar. Olay, Nakşibendî Tarikatıyla ilişkilendirilir. Bu ilintiyi İçişleri Bakanı Şükrü Kaya kurar. Çünkü 31 Mart Vakası ve Bayburt Ayaklanması da Nakşibendîler tarafından düzenlenmiştir. Bu sebeple bölgede bu tarikatla ve Serbest Fırka’yla ilintili kaç kişi varsa hepsi soruşturmaya dahil edilir. İstanbul Erenköy’de oturan olayın olduğu tarihte 95 yaşında olan Erbilli Esat Efendi konuyla ilintilendirilerek sedyeyle Menemen’e getirilir. O da idama mahkûm edilir. Ancak idam edilemeden hapishanede ölür. Zehirlendiği de söylenmektedir. Bunun üzerine yerine oğlu Mehmet Ali idam edilir. Burada gerçekten trajikomik olaylar yaşanır. Yahudi Joseph irticadan idama mahkûm edilir. O da bu adamlara ip satmıştır. İdamlar 3 Şubat 1931’de olayın meydana geldiği alanda gerçekleştirilir. Ancak ilginç olan bir nokta daha vardır ki idam edilenlerin tamamına yakını Balkan göçmenidir.

Konu sadece idam ve hapis cezalarıyla sınırlı tutulmamış Serbest Fırkayı destekleyen Yarın, Son Posta ve Kazım Karabekir’in yazı yazdığı Hür Adam gazeteleri de Menemen Hadisesi’yle ilintilendirilerek kapatılır. Fethi Okyar’ın da konuyla ilintilendirilmesi için İsmet Paşa büyük gayretler gösterir ancak Mustafa Kemal buna izin vermez. Dünya basını olayı Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’nün bir mizanseni olarak değerlendirir.

Olay başlangıç yıllarında görevini icra etmiş bir hadise olarak görülüp tarihin tozlu sayfaları arasına aktarılmışken daha sonraki yıllarda Cumhuriyetin ritüelleri haline sokulup en önemli sembollerden biri olarak her tülü sopalama da kullanılmıştır. O yıllarda sadece 1934’te Nadir Nadi’nin Cumhuriyet Gazetesi bir kampanya başlatarak 1934’te Menemen’e bir heykel dikilmesini sağlar. Daha sonraları, her yıl, o yılın önemine binaen yeniden tedavüle sokulup Müslümanlara sövgü için bir araca dönüştürülmüştür. En son 2006 yılında Atatürkçü Düşünce Derneği ve Kamu-Sen’in de aralarında bulunduğu 41 sözüm ona sivil toplum kuruluşu darbeye zemin hazırlama faaliyetleri çerçevesinde Kamu-Sen Genel Merkez’inde bir eylem planı açıklamışlar ve bu planın başlangıcını “Menemen’den Ankara’ya İrticaya Dur Yürüyüşü” olarak ilan etmişlerdi. Ancak bunu hayata geçirebilme imkânına sahip olamadılar. Çünkü Ergenekon Operasyonları başlamış bu 41 sivil toplum örgütü unvanlı çeteden büyük bir kısmı şu an ya Silivri’de ya da iddianamelerin arasındadır.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4344 defa okunmuştur
gerçekler
fatih erkal
ağzınıza yüreğinize sağlık gerçekler mutlaka gün yüzüne çıkar zalimler istemesede... bu elim olayın sonucunda zamanın zalim yöneticileri tarafından şehit edilenlere başta ESAD ERBİLİ (k.s) ALLAH rahmet etsin
23 Aralık 2012 Pazar 23:48
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri