Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erol BATTAL

Erguvanilerin Saltanatı Sarsılıyor: Ertuğrul Özkök, Ali Şeriati Okuyor

03 Kasım 2009 Salı

Uzun soluklu bir seferin yolcuları olduğumuzu ta en başından beri biliyorduk. Usanmanın, sıkılmanın, yorulmanın yolda kalmak, menzile ulaşmamak olduğunu da. Bu bilgi, başlangıcından beri bütün teşkilatımız için şuur oldu, benlik oldu. Bu şuur ve benlikle çalışmalarımızı planladık. 1992’den beri her yıl yeniden bilendik. Her dönem başında heyecanlarımızı yeniden tazeledik. Rabbimin yardımını yanımızda hissettik. O bize istek verdi, arzu verdi, azim verdi, sebat verdi; şükürler olsun sonunda başarı nasip etti.

 

İşte yeni bir dönemin başındayız. Bu dönem, Ramazanın feyiz ve bereketiyle kulaç açtık yeni başlangıçlara. Onun heyecanıyla sardık iftar sofralarının etrafını. Lokmalarımızı iftarlarda sevgiyle birleştirip, muhabbetle paylaştık. Ülkenin dört bir yanında teşkilatlarımızla iftarlar verdik, sofralar dizdik, dostlarımızı bir araya topladık. Ramazanın arındırıcılığında tazelendik, yenilendik, bilendik, güçlendik. Bu döneme, bayramın aydınlığında yeni heyecanlarla yeni hedeflere, yenilenmiş yol arkadaşlarıyla başlıyoruz.

 

Geçen yılı hepiniz biliyorsunuz dostlar, dönemi Milli Eğitim Bakanlığı’nda yetkiyle kapattık. Onun heyecanını, sevincini hepimiz birlikte yaşadık. Ancak başlangıcından beri sayımız on binlerdeyken bile, potansiyelimizin 300 binin üzerinde olduğunu hepimiz birbirimizle paylaştık. Şimdiki hedefimiz üniversitelerde yetkiyle beraber, Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki potansiyelimize ulaşmaktır.

 

2009 Mayısı’nda 17 üniversitede yetkili olduk. Bu bir önceki yıla göre yetki bağlamında 4 kat, sayısal olarak da yüzde 100 artış demekti. Bu seneki hedefimiz 35 üniversitede yetkili, sayımızı ise yüzde 300 artırmaktır. Önümüzdeki günlerde Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Şubesi’nin kongresini yapacağız. Hedefimizde üniversite şubelerimizin sayısını hızla artırmak var. Sırada Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Adana Çukurova Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi ve diğerleri var.

 

Bu çerçevede üniversite ağırlıklı çalışmalarımıza hız vereceğiz. Kasım ayına kadar üniversite temsilciliklerimizi yeniden değerlendirip, temsilciliğimizin bulunmadığı bütün üniversitelerimizde temsilcilikler oluşturacağız. Üniversiteye yönelik bağımsız bir üniversite bülteni çıkaracağız. İnşallah ilk sayısını Kasım ayı başında sizlere ulaştırmış olacağız. Bu bültende hem üniversite çalışanlarının sorunlarını dile getireceğiz hem de üniversite eğitimiyle ilgili ciddi makaleler yayınlayacağız. Bültenin yanında hakemli bir akademik dergiyle ilgili çalışmalarımız meyvesini yakında vermeye başlayacak. Yani önümüzdeki aylarda hakemli dergimizin ilk sayısını bilim dünyasına sunmuş olacağız. Bunlarla beraber üniversitelerimize yönelik düzenli afiş çalışmalarımız olacak. Kasım ayı başlarında üniversite yöneticilerimizle geçen yıl yaptığımız istişare toplantısının ikincisini gerçekleştireceğiz.

 

Bu sene kadın çalışanların örgütlenmesine yönelik çalışmalarımızı da yoğunlaştırmış olacağız. Daha önceden başlattığımız komisyon çalışmalarını bu dönem kadın çalışanların imkan ve şartlarını göz önünde bulundurarak daha işlevsel kılacağız. Teşkilatlarımızda kadın çalışanların kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri zeminler oluşturacağız. Buna yönelik planlamalarımızı kısa zaman içerisinde teşkilatımızla paylaşacağız.

 

Teşkilat çalışmalarımızı ekip halinde yürütmenin alt yapısını oluşturacak, planladığımız teşkilat eğitim çalışmalarının startını önümüzdeki günlerde vermiş olacağız. Bu minvalde ilk çalışmamız teşkilatımızın bütün yöneticilerini bir araya toplamak olacaktır. Bu sebeple hızla tayinler nedeniyle oluşan teşkilat yönetim eksiklerini tamamlama çalışmalarımız devam etmektedir.

 

Yine teşkilat eğitimine yönelik “100 Soruda Sendika ve Sendikacılık” çalışmamızla beraber, teşkilat eğitimine yönelik slayt çalışmamız yakın zamanda şubelerimize ulaştırılmış olacaktır.

 

‘Gayret bizden başarı Allah’tan’ inancı içerisinde çalışmalarımızı yürüteceğiz. Eksiklerimiz olacak, yanlışlarımız çıkacak, engellerle karşılaşacağız; Allah’ın izniyle hepsinin üstesinden geleceğiz. İhtimal mi verirlerdi, memur sendikalarının yetkilisinin Memur-Sen olacağına? Ama biz onların ihtimal hesaplarını hep altüst etmedik mi?

 

Bu ülkede ezberler bozulacak. Milletimizin asli kimliğini ortaya çıkaracak altüstler devam edecek, “erguvani”(1) saltanatlar son bulup, erguvani sahteliklerin yerini hakikatler alacaktır. Bugün yaşananlarsa, hakikatin doğum sancılarıdır. Bu doğumun gerçekleşmesini sağlayanlara selam olsun.

 

Bugün artık gerçek edebiyatçıların eserleri okuyucuyla buluşmakta, filmlerin imamları camileri tanımakta, “şeker bayramı” kavramı gülünç kaçmakta, Kur’an-ı Kerim’deki hadislerden bahsedenler kendi komikliklerinde kızarmakta; Ertuğrul Özkök, Ali Şeraiti okuyup, Mustafa İslamoğlu’nu referans göstermekte, “Bu sene Kurban Bayramı hacca denk geldi” gerzeklikleri zırvalık olarak hatırlanmakta; 28 Şubat’ın şeyhülislamı Yaşar Nurilere, Zekeriya Beyazlara artık Ayşe Özgünler bile gülmekte. “Bel’am” kavramı muhatabıyla eşleşmekte, katsayı kepazeliği bitirilmekte, Rasim Özdenören’e Üstün Hizmet Ödülü verilmekte, Tuncer Kılınç, Mehmet Haberal savcılara ifade vermektedir.

 

Evet dostlar, erguvanilerin saltanatını sarsıp, bugünü kuranlar; dünün MTTB’lileri, Akıncıları, Dirilişçileri, Partilileri, Mefkureci Öğretmenleri, “Bab-ı Ali’de Sabah”ları, “Bugün”leri, “Sebilürreşat”ları, “Büyük Doğu”ları, “Fikir ve Sanatta Hareket”leri, “Mavera”ları, “Şura”ları, “Tevhit”leri ve onlara ruh veren, can veren abide şahsiyetlerdir.

 

Dostlar, yarının inşacıları ise bizleriz. Bizlerin küçücük tembellikleri, vardığımız noktanın rehaveti, edindiğimiz gücün israfı, yönetimlerimizdeki ehliyetin ihmali, birlik şuurunun zaafı, günübirlik hesaplarımızın hakimiyeti, beklentilerimizin şahsiliği, hakkaniyet duygumuzun körleşmesi, örgütlenme şuurumuzun sektesi bizi mesuliyetlerimizin girdabında boğar. Buralara takılmamanın duasıyla birlikte her birimiz diğerimizin aynası olmanın şuurunu asla kaybetmemenin de güveni içerisindeyiz. 

 

Eğitim-Bir-Sen’e harç taşıyanlar olarak şunu bildik ki, gerçek özgürlük hiçbir zaman nihilist düşüncenin, neme lazımcılığın sonucu olmamıştır. Bireysel özgürlüklerimizi ancak toplumsal mücadeleler sonucunda elde edeceğiz. Bugün eğitim çalışanları olarak bireysel özgürlüklerimizin taşıyıcısı; toplumsal özgürlüğümüzün mücadele zemini, Eğitim-Bir-Sen’dir. Tarihte hiçbir hak mücadelesiz elde edilmiş değildir. Hep birlikte insanca yaşayabilmenin mücadelesini vermek zorundayız. Bundan hiç kimse muaf olamaz. Bu zorunluluğumuz, geleceğimize karşı sorumluluğumuzun gereğidir.

 

Bütün eğitim çalışanları olarak Eğitim-Bir-Sen’de birlikte mücadele vereceğiz. Birlikte başaracağız.

 

(1) Erguvani: Oligarşi sınıfı, iktidar doğanlar. Bizans’ta imparator çocukları erguvan rengi saraylarda, evlerde doğuyorlardı. Erguvan rengini elde etmek çok pahalı olduğu için böyle bir yerde doğmak zaten bir gücün sahibi olmak manasına geliyordu. Bu nedenle de buralarda doğanlar için Bizans halkı “yeni bir erguvani doğmuş” derler. Buradan mülhem, doğuştan güç sahibi olanlara “erguvani” denir. Türkiye’deki erguvanilerle ilgili çok fazla bir çalışma yok. Bu alanda öne çıkanlarsa, Mahmut Çetin’in Boğazdaki Aşiret/X İlişkiler ve Tayfun Er’in Erguvaniler/Yalıdakiler’dir.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3212 defa okunmuştur
s.a
h.taha
hoş geldiniz sefalar getirdiniz...
05 Kasım 2009 Perşembe 13:59
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Can veren abideler
Ali Naim Uğurlu
Tanımlamanız çok yerinde sayın battal."Evet dostlar, erguvanilerin saltanatını sarsıp, bugünü kuranlar; dünün MTTB’lileri, Akıncıları, Dirilişçileri, Partilileri, Mefkureci Öğretmenleri, “Bab-ı Ali’de Sabah”ları, “Bugün”leri, “Sebilürreşat”ları, “Büyük Doğu”ları, “Fikir ve Sanatta Hareket”leri, “Mavera”ları, “Şura”ları, “Tevhit”leri ve onlara ruh veren, can veren abide şahsiyetlerdir." tespit ve ifadeleriniz çok doğru.Yüreğinize sağlık.
04 Kasım 2009 Çarşamba 18:00
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri