Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erol BATTAL

YGS SINAVI YENİLENMELİ, ALİ DEMİR İSTİFA ETMELİDİR

09 Mayıs 2011 Pazartesi

Güven duygusu huzurun sigortasıdır. İnsanlar, güvenlerini kaybettiklerinde onların huzurlu olması mümkün değildir. Toplumsal hayatımız içerisinde; ihtiyaç duyduğumuz insanlara, kurumlara güven duymak zorundayız. İhtiyaç duyduğumuz insanlara, kurumlara güvenimizi kaybettiğimiz zaman; kendimizi güçsüz, çaresiz hissederiz. Çocukların anne, babalarına ve öğretmenlerine güvenlerini kaybettiklerinde yaşayacakları travmayı bir düşününüz.

Vatandaşlar için devletin bazı kurumları; çocuklar için anne, baba ve öğretmenleri neyse aynıdır. Onlara güven duymak zorundadır. Bu güven kaybedildiğinde hayat, çekilmez hale gelir. Bu güven kaybıyla ortaya çıkan çekilmezlikten kurtulmak, için kişi çeşitli çarelere başvurur. Devletin kurumları yerine başvurulan bu çareler, çoğu zaman yeni açmazları doğurur. Mesela devletin adalet mekanizmasına güvenini kaybeden, kendi mekanizmasını oluşturacaktır. Bu da kanunsuzluğu, hukuksuzluğu ve içerisinden asla çıkılamaz belaları, sıkıntıları ortaya çıkaracaktır.

Ebeveynlerin en büyük amaçları, çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamak adına, onların nitelikli bir eğitim almalarını sağlamaktır. Bunun için varlarını, yoklarını ortaya dökerler. Türkiye’de eğitim sistemi, eleştirsek de, sınavlar üzerine kuruludur. Özellikle kademeler arası geçişler, ilköğretimden meslek atamalarına kadar tamamen sınavlara bağlıdır. Bu sınavları da bu güne kadar ÖSYM hazırlayıp, sunmuştur. Şu ya da bu şekliyle bugüne kadar çeşitli aksaklıklar yaşansa da, vatandaş ÖSYM’ye güvenmiştir. ÖSYM ülkemizde vatandaşın güvenini kazanmış az sayıdaki kurumdan biridir. Ancak son bir yıldır yaşanan çeşitli olaylar nedeniyle, kuruma olan güveninde belli zedelenmeler meydana gelmeye başladı. İnsanların geleceğini ilgilendiren böyle bir kurumla ilgili güven zedelenmesinde, yaşanan olumsuz olaylar kadar, bu olayların yönetimi noktasında da belli beceriksizlikler yaşandı.

Yüzyıllardır bu ülkede çeşitli hikâyeler anlatılır. Biz anlatılan bu hikâyeleri çoğu zaman “Aman ne iyi adamlarmış” mantığı içerisinde dinliyoruz. Bu yaşanmışlıklardan dersler çıkarmak gibi bir hasleti nedense hep ihmal ederiz.

Mimar Sinan’a atfen bir hikâyeyi hepimiz defalarca dinlemiş ve anlatmışızdır. Mimar Sinan, Süleymaniye Cami’sini yaptığında; bir çocuk, caminin minaresinin eğri olduğunu söylerler. Bu söz, söylenti şeklinde yayılmaya başlar. Koca Sinan, minarenin eğri olmadığını bilmekte, Bunda da en küçücük bir şüphesi duymamaktadır. Ancak “eğri minare” söylentisi yayılmaktadır, çocuklar arasında. Sinan bu söylentiden rahatsızlık duymaya başlar. Bir gün mahallenin bütün çocuklarını toplar ve minarenin eğriliğini düzelteceğini söyler. Minareye halatlar bağlayarak çocukların istediği yönde halatları çektirir. Çocuklar, “Tamam minare düzeldi” diyene kadar bu işlemi sürdürür. Dostları “Yahu Sinan, böyle minare düzeltilir mi” derler. “Bilirim” der “Ancak çocuklar arasındaki bu yanlış söylenti, eğer çocukların algılayacağı şekilde düzeltilmezse, bu minarenin adı ‘eğri minare’ kalacaktır. Yaptığım minareyi düzeltmek değil, algıyı düzeltmektir.” der.

Toplumun güven duyduğu, güven duymaktan başkaca da çaresinin olmadığı ÖSYM biraz öncede bahsettiğim gibi, yaşanan KPSS sınavındaki kopya skandalıyla bir güven zedelenmesi yaşamıştı. Bunun üzerine, mahkemeler harekete geçirildi, sınavın bir kısmı iptal edildi, kurumun başkanı istifa ettirildi ve yerine yeni bir başkan atandı: Ali Demir. Başkanlığa atanmasıyla birlikte Ali Demir hakkında oldukça olumlu yazılar yazıldı. “İşinin ehli” denildi, “alanında uzman” denildi. Bunlar KPSS yarasının sarılması adına eksik de olsa güzel gelişmelerdi. En azından toplum, “geç de olsa, bir şeyler yapılıyor” dedi. Ancak YGS imtihanında yaşanan “şifre” iddiası hiçbir şekilde iyi yönetilemedi. Başlarda söylenenlerle sonradan söylenenler birbirini tutmadı. Halka halka insanların zihninde soru işaretleri oluşmaya ve bu halka gün be gün daha bir genişlemeye başladı. İster, “bu güvensizlik bilinçli olarak oluşturuldu” deyin, ister “muhalefet olsun diye bir bardak su da fırtına koparmaya çalışıyorlar” deyin, ne derseniz deyin; toplumun güven duymak zorunda olduğu ve bu güveni de asla zedelemeye hiç kimsenin hakkının olmadığı bir kurumla ilgili güvensizlikler başlamıştır. Siz bu güvensizliklerle ilgili hangi siyasal, psikolojik, sosyolojik gerekçeler bulursanız bulun, bu gerçek değişmeyecek ve toplumun büyük bir kısmı “acaba” sorusunu soracaktır. Bu büyük bir krizdi ve iyi yönetilemedi, bunu herkes kabul etmek zorundadır. Bu kabul edilmediği an, toplumda adalet, eşitlik duygusunu ortadan kaldıran bir zemini oluşturmuş olursunuz. Bununla da, bu ülkeye en büyük zararı vermiş olursunuz.

YGS sonuçları açıklandı. Gençlerin büyük bir kısmı, başkalarının başarısını şaibeli bulduğu için, ne kendi başarısına güvenmekte; ne de başarısızlığını kabullenmektedir. Olay artık “Birilerine şifre verilmiş ve onlar da başarılı olmuş”un ötesine geçip; “Benim puanımın az gelmesinde de bir hile var” boyutuna taşınmıştır.

Bu düşüncelerin, duyguların ortadan kaldırılması gerekir. Bunun sorumluluğunu bütün yetkililer üstlenmeli ve elinden geleni yapmalıdır. Konu mahkemeye taşınmıştır, bilirkişiler inceleme yapmıştır, savcılar soruşturmalar yürütmektedir. Mahkeme ne karar verir bilmem. “Herhangi bir yanlış yoktur, şifre falan kimseye verilmemiştir” diyebilir. Böylesi bir karar hiçbir sorunu çözmez. Algıyı değiştirmeye yetmez. Bu güvensizlik sürekli kaşınır. Mutlaka algı değiştirilmesine yardımcı olacak, yeni yöntemlere başvurulmalıdır. Bunun için gerekçesi de algıları değiştirmeye zemin hazırlayacak ve hiçbir kötü niyetli kişiye malzeme vermeyecek şekilde sınav yenilenmelidir. Sınav sonuçlarının açıklanması bu nokta da belli spekülasyonlar yapılmasına sebep olacaktır, ancak zararın neresinden dönerseniz kârdır. Ayrıca Ali Demir’i nereye koyarsanız koyunuz, o artık yıpranmıştır. Bu kuruma yeniden güven tesisi içerisinde onun istifa etmesi de önemli bir etmen olacaktır. ÖSYM olayını, şunun ya da bunun kaşıyor olması önemli değil, çünkü kaşıyanlara malzeme verilmiştir. Burada mutlaka hedef güvenin yeniden tesisi olmalıdır. Her yıl çeşitli sınavlar nedeniyle milyonlarca insanın kaderiyle ilgili bir kurumdur, burada söz konusu edilen. Maliyeti ne olursa olsun kurumun güvenilirliğinin yeniden sağlanması gerekir.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3424 defa okunmuştur
sınav
necmi
yazılarınızı sık sık okuyorum, tebribk ederim, Allah daim etsin.
10 Mayıs 2011 Salı 22:35
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Sayın Yazar
Kamil Tayyar
Sizinde yapmış olduğunuz analizde bu durum birileri tarafından oynanmış olan bir oyun. Ali Demir süreci iyi yönetemedi, yıprandı, istifa etmeli, görevinden alınmalı v.s. buda tamam. Ancak böyle yapıldığı takdirde bu operasyon yarayı tedavi etmez bu şekilde yalnızca yaranın üzerini gazlı bezle kapatmış olursunuz. ÖSYM zaten kokuşmuştu, yaşanan son olaylarda da bu kokuşanların parmağının olduğu aşikar. Dolayısıyle bu ..k çukurunun üzerine önce bol su dökülmeli ardındanda bir kaç tır kireç döküp üzeri toprakla doldurularak dezenfekte edilmelidir. Yani adalet gerekliyese ki gerekli, o zaman tüm ÖSYM kadrosu görevden alınmalı, ÖSYM baştan ayağa yeniden dizayn edilmelidir. Doğrusu budur.
10 Mayıs 2011 Salı 10:08
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri