Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Esra GÜNDÜZ

Gerçeğin Gücü Adına

23 Mayıs 2018 Çarşamba

Uzun bir aradan sonra tekrardan herkese merhabalar.

İçinde bulunduğumuz Kur’an ayında, en çok da ayetlerin yol göstericiliği ile yenilenmeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Ramazan ayı, ayetlerin ışığında hayatlarımıza yeniden bakmak için bizlere harika bir fırsat sunuyor. Şükürler olsun ki, bize verilen hayat nimetini en verimli şekilde kullanabilmek için yol gösterici bir rehbere sahibiz. Her nimetin şükrü kendi cinsinden olduğuna göre bolca okumalı ve okuduklarımızı hayatımıza yansıtmaya çalışmalıyız.

Çoğumuzun bildiği, yol gösterici bir ayet vardır; “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”(Hud: 112) Doğruluk; niyetinde söz ve davranışlarında dürüst olmak, yalandan ve ikiyüzlülükten uzak olmak.

Şartlar, durumlar ne olursa olsun sen yine de doğruluktan vazgeçme. Süreçler ya da sonuçlar senin menfaatine olmasa bile sen doğru olmayı seç. Kaybettiğini düşünsen bile doğruyu söyle. Ve belki de kaybettim dediklerin kazandıkların olacaktır! Allah’ın ipine -Kuran’ı Kerim ve sünnetlere - sarılan müminler için kaybetmek de yoktur zaten. Mümin her duruma hikmetli bakar, olayların arka planındaki yaptırımı görmeye, anlamaya çalışır.

Sevdiğim bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum;

Bir zamanlar, Uzak Doğu'da, artık yaşlandığını ve yerine geçecek birini seçmesi gerektiğini düşünen bir imparator varmış. Yardımcılarından ya da çocuklarından birini seçmek yerine; kendi yerine geçecek kişiyi değişik bir yolla seçmeye karar vermiş. 
Bir gün, ülkesindeki tüm gençleri çağırmış ve: "Artık tahttan inip yeni bir imparator seçme vakti geldi. Sizlerden birini seçmeye karar verdim." demiş. 

Gençler şaşırmışlar, ancak o sürdürmüş: "Bugün hepinize birer tohum vereceğim. Bir tek tohum.

Ama bu çok özel bir tohum. Evlerinize gidip onu ekmenizi, sulayıp büyütmenizi istiyorum. Tam bir yıl sonra büyüttüğünüz o tohumla buraya geleceksiniz. Sizi, yetiştirdiğiniz o tohuma göre değerlendirip, birinizi imparator seçeceğim." Saraya çağırılan gençlerin arasında Ling adında biri de varmış. O da diğerleri gibi tohumunu almış... Evine gidip heyecanla olayı annesine anlatmış. Annesi bir saksı ve biraz toprak bulup, onun tohumu ekmesine yardım etmiş. Sonra birlikte dikkatlice sulamışlar. Her gün sulayıp büyümesini bekliyorlarmış. 
Yeterince zaman geçtikten sonra diğer gençler tohumlarının ne kadar büyüdüğünü anlatırken, Ling hayal kırıklığı içinde, kendi tohumunda hiçbir değişiklik olmadığını görüyormuş. 
Üç hafta, dört hafta, beş hafta geçmiş... Hâlâ hiçbir gelişme yokmuş. Diğerleri yetişen bitkilerinden söz ederken Ling çok üzülüyormuş. İmparatorun onu beceriksiz sanmasından çok endişeleniyormuş. 
Arkadaşlarına da hiçbir şey diyemiyor, sabırla bekliyormuş. 
Sonunda bir yıl bitmiş ve gençlerin yetiştirdikleri bitkileri imparatorun huzuruna götürecekleri gün gelip çatmış. Ling, annesine boş saksıyı götüremeyeceğini söyleyince, annesi ona cesaret verip; saksısını götürüp dürüst bir şekilde olanları imparatora anlatmasını istemiş. Ling, pek istemese de, annesinin sözünü tutmuş ve boş saksıyla saraya gitmiş. 
Saraya varınca arkadaşlarının yetiştirdiği bitkilerin güzellikleri karşısında şaşırmış. Sonra imparator gelmiş ve tüm gençleri selamlamış. Ling, arkalarda bir yerlere saklanmaya çalışıyormuş. "Ne büyük bitkiler, çiçekler ve ağaçlar yetiştirmişsiniz. Bugün biriniz imparator olacak." demiş imparator. 

Aniden arkada elinde boş saksısıyla Ling'i fark etmiş. Hemen muhafızlarına onu öne getirmelerini emretmiş. Ling çok korkmuş. "Sanırım beceriksizliğimden dolayı beni öldürtecek." Ling öne geldiğinde imparator adını sormuş. "Adım Ling." demiş. 
Diğer gençler gülüşüp onunla alay etmeye başlamışlar. İmparator onları susturmuş. Ling'e ve elindeki saksıya dikkatle bakıp kalabalığa doğru dönmüş. "Yeni imparatorunuzu selamlayın. Adı Ling!" demiş. 

Ling inanamamış. Çünkü tohumunu yeşertememiş bile, nasıl imparator olurmuş? İmparator devam etmiş: "Bir yıl önce burada herkese bir tohum verdim. Siz ekip, sulayıp bir yıl sonra getirecektiniz. Ama hepinize kaynamış tohum vermiştim. Asla büyüyemeyecek olan. Ling'in dışında herkes ağaçlar, bitkiler ve çiçekler getirdi; çünkü tohumun büyümediğini fark edince hepiniz onu bir başka tohumla değiştirdiniz. Sadece Ling içinde benim verdiğim tohum olan boş saksıyı getirme cesaret ve dürüstlüğünü gösterdi. Beklentisi gerçekleşmeyince umutsuzluğa kapılsa da, dürüstlüğünden vazgeçmedi. Onun için yeni imparatorunuz o olacak!”

Hayata doğru yerden bakıp, doğru kararlar vererek kazandığımız bir Ramazan ayı geçirmek duasıyla.

Esra Gündüz

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1374 defa okunmuştur

Etiket(ler): , ,

YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri