Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fatih AYDIN

1 Polis 2 Polis

04 Ocak 2013 Cuma

İlk insandan bu yana kötü ile iyi arasındaki mücadele hep vardı. Hz. Adem’in oğulları olan ve Maide Süresi içinde zikredilen Habil ve Kabil kardeşlerin cinayet olayı inancımıza göre kayıtlara geçen ilk terör olayıdır.

M.Ö. 44 yılında Roma İmparatoru Sezar’ın bizzat oğlu Brütüs tarafından öldürülmesi ilk siyasi teröre örnek gösterilmektedir. Toplumsal anlamda terörün ilk tarihi kayıtları, Yahudi ırkı Zealotların üstün ırk oldukları ve Roma hakimiyetine girmeyecekleri gerekçesi ile M.S. 70 yılında Romalılara karşı başlattıkları isyanı gösterir.

Ülkemiz Türkiye, Osmanlı ve öncesindeki Türk Devletlerinden miras aldığı sayısız terör örgütü ve terör olayının tecrübeli mirasçısıdır.

Günümüzde ekranlara düşen onlarca saldırı ve katliam haberi bu belanın gerçekliğini ve ilelebet mücadele edilmesi gerektiğini gösteren olaylarla doludur.

Askerimize karşı dağlarda veya kuytu köşelerde yapılan hain ve sinsi saldırılar şimdilerde yoğun olarak polise de yöneltilmiştir. Tunceli’de halı sahada top oynarken, Mersin’de devriye gezerken ve İstanbul’da karakolda saldırıya uğrayan polisler yakın zaman terör örnekleridir.

Bu olaylar olunca dikkatimizi çeken bazı hususları sizlerle paylaşmak istedim.

Polislerimiz mesai bitimlerinde resmi kıyafetle tek başına toplu taşıma araçlarına binmekteler. Bellerinde silah var elbet. Ancak boş bulunup bıçaklı bir saldırıya uğramaları göz ardı edilemez.

Devriye aracındaki polisler gülücüklerle, sohbet ederek 3-4 kişi geziyor. Bu tür araçlar her an açık hedef durumundadır.

Başka bir olay ise bir polis grubunun sokağın ortasında kümelenmesidir. Askerlik görevini ifa eden herkes bilir ki açık hedef durumundayken asla grup halinde durulmaz. Bu kuralın polis okullarında da öğretildiğini düşünüyorum.

Konumuzun içinde bir parantez açalım.

Günümüzde polis profili değişti. Eskiden asık suratlı ‘’devlet soğukluğu’’ hissedilirken, şimdi saçları jöleli gencecik çocukları polis üniforması ile görüyoruz. Emniyet teşkilatının içindeki dayakçı, işkenceci habis urlar tam olarak temizlenmiş olmasa da büyük ölçüde karantinaya alınmış durumda. Son 10 yıllık değişim ve dönüşüm polisleri de kibarlaştırmış görünüyor.

Şunu belirtmek isteriz ki polis olarak devlete sırtını yaslayan genç çocukların ‘’ben devletim’’ havasından kurtulması gerekir. Polis, isterse Emniyet Genel Müdürü olsun ‘’memurdur’’ yani emir alandır. O halde buna göre davranmalıdır.

Parantezi kapatıp konumuza geri dönelim.

Terör olaylarında dikkat edilirse şehit olan güvenlik görevlilerimiz hep ‘’ilk ateşte’’ şehit düşmektedir. Sonrasında hemen karşılık verilmekte ve saldırı püskürtülmektedir. O halde ilk saldırıda can kaybı olmaması için tedbirler alınması gerekir.

Alınabilecek birkaç tedbiri şöyle sıralayabiliriz.:

  • Grup halinde gezilmemesi ve sabit noktada grup halinde durulmaması,

  • Nöbet esnasında veya yaya devriyede elin cepte olmaması, tetik başı beklenmesi,

  • Sabit bir noktanın gözlenmesinden ziyade sürekli etrafın taranması,

  • Devriye aracında aynı anda 2 kişiden fazla güvenlik görevlisinin bulunmaması. 

Şüphesiz bu tedbirler eğitimleri esnasında polislere anlatılıyor ve uygulamalı öğretiliyordur. Ancak insan olmanın getirdiği boş bulunma halleri bazen tedbirleri ortadan kaldırabiliyor. Bir polisin tedbirsiz olması ise onlarca ocağa ateş düşürüyor ve koca ülkeyi yasa boğuyor. 

Mademki tarih var oldukça terör var olacak o halde ilelebet tedbirli olmak boynumuzun borcudur.

Tekrar buluşuncaya kadar yüzünüzden tebessüm yüreğinizden sevgi eksik olmasın efendim.

Hoşça bakın zatınıza

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6136 defa okunmuştur

Etiket(ler): ,

Teekkürler
FATİH AYDIN
Estağfirullah Osman Bey. Beğeniniz için teşekkür ederim. Uyanık olmak inancımızın gereğidir. Bir yerden 2 kez ısırılan uyanık değildir düsturu ile kaleme aldık bu yazıyı. Umuyor ve diliyorumki Umuma faydalı olmuştur. Saygılarımla.
10 Ocak 2013 Perşembe 22:54
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
süper teşhis ve tedaviye vesile...
osman yakar
Allah Razı olsun üstadım... Bahsettiğiniz gibi hep tanık oluyoruz bu manzaralara ve o esnada bu tuhaflığı ve ihmalkarlığı hissediyoruz fakat o anda bunun adını koyamıyoruz. Bir gariplik hissediyoruz fakat elimizden bir şey gelmiyor. İyi ki bu hususları dillendirip, teşhis edip gündeme getirmiş siniz. yüreğinize,ağzınıza, bileğinize sağlık. İnşallah bu hususların çözümüne katkı yapmanın sevabına nail olursunuz. İşte yazar-çizerlik, tefekkür ve düşünce insanı bu olsa gerek.Allah sizi ve sizin gibi akıl küpü, uyanık ve aynı zamanda vicdanlı aydınlarımızı başımızdan eksik etmesin. Amin.
08 Ocak 2013 Salı 20:09
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri