Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fatih TAMER

Yoksulluk ve Yoksunluk

17 Şubat 2010 Çarşamba

 

Size bir mikrofon uzatıyorlarsa eğer bir şeyler söylemeniz için, ya da size bir makam verilmişse insanlara öncülük etmek adına insanların vicdanlarını sızlatan cümleler kurarak onları etkileyebilirsiniz. Ancak bu etkileyişiniz insanlar arasında ve sizde bir harekât başlatmıyorsa, ya da söyledikleriniz ancak zanna sebebiyet veriyor ve insanları dirilterek bir şeyler yapma azmi vermiyorsa yanılıyor ve yanıltıyorsunuz demektir.

 
Son zamanlarda yoksulluk üzerine konuşulan her konuda dile getirilen “jipe (ya da cipe) binen başörtülüler”  meselesi geçmişte kimsenin “dünyevileşme” ve “muhafazakârların(!) yoksullara duyarsız olması” konularıyla hiç irtibatlandırmadıkları Versace kravat kullanma ve son model Mercedes makam otolarına binme durumlarıyla bir fark arz etmemesi gerekirdi. Ancak konu “hükümet eleştirisi” üzerine bina edilecekse jip kullananlar ve üstelik başörtülüler, oldukça iyi bir örnek olarak kullanılmakta.
 
Kastımın yanlış anlaşılmaması için hükümeti eleştirmeme noktasında olmadığımı belirtmeliyim. İnanan insanların yaşadıkları sorunları siyasi kolaycılık sergileyerek direkt hükümet eleştirileri üzerinden çözüme ulaştırma düşüncesinin, zihnimizde bir yanılsama olarak güncelliğini korumasından söz ediyorum. Özellikle de yoksulluk konusunda yukarıda da örneğini verdiğim ifadeler üzerinden vicdanımızı belki Ebuzer tarafımızı okşayan ama bizi harekete geçirmeyen söylemler var. 
 
Tam da bu noktada ilginç bir şekilde sosyal yardımlaşma ile ilgili atılan adımları görmezden gelecek şekilde, yardım kuruluşlarının çalışmalarını yok sayacak şekilde ortaya konan fikirler bizi daha da tembelliğe götürmektedir. Adeta bu durum yoksullara ulaşma noktasındaki gayret “yoksunluğumuzu” örtmeye çalışmaktadır.
 
İslami camialar içerisindeki kanaat ve siyaset önderleri hali hazırda Sosyal Yardımlaşma ile ilgili çalışmaları incelemeden ve bu çalışmalara düzeltici noktada katkı sağlamadan söyledikleri her sözün vebaline ortak olmaktadırlar. Seçimlerden önce yardım var ama seçimlerden sonra yok anlayışı başlı başına bir önyargıdır. Bu noktada bilgi eksikliği olanlar bir kaymakamlığa gidip sosyal yardımlaşma vakıflarına uğrarlarsa nasıl bir sistemle çalıştıklarını görebilirler. Yanlış yerlere yardımı önlemek için geçenlerde ödül alan bir bilgi sistemi (SOYBİS) kuran da yine aynı kuruluşlardır. Bunların ötesinde bizzat gönüllüsü olarak da bulunduğumuz birçok dernek ve vakıf her yıl yardım ettiği insan sayısını ve yardımlaşma çeşitlerini, farklı projelerle güçlendirmekte, sadece yardımı değil iş edinme ve üretime katkı sağlama noktasında da destekler geliştirmektedir. Elbette hatalar da olabilmektedir ancak bu hatalar uzaktan seslenmekle değil bizzat işin içine girerek müdahil olmakla düzeltilebilir. 
 
            Bizler kendini hükümetlere göre şekillendiren değil hükümetleri şekillendiren bir bakış açısı ve hareket tarzıyla yoksunluklarımıza çare bulduğumuzda, yoksullara dair söylem ve düşüncelerimiz de değişecek ve bu, nesillere aktarılacak hasletlere dönüşecektir.  İktidarlar değişse bile Gaziantep’te yıllardan beri işyerlerinden, lokantalardan, otellerden artan fazla yemekleri alıp gariplere dağıtan Mehmet Tekerlek amcamızın gösterdiği müthiş gayretin hiçbirimize sirayet edememiş olması eleştirme kolaycılığına düşmemizden olsa gerek. Her ilimizde bu “çağın dervişi” gibi insanlar olsa, kurumlarımız organize olarak, bir araya gelerek duyarlılıklarını artırsalar “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” düsturunun yüreğimizi sızlatan değil rahatlatan ve bizi cesaretlendiren bir emre dönüştürmesine de vesile oluruz.
 
Yine Gazze konvoyu örneğini Türkiye sathında yapabildiğimizde (Heryer Gazze diye slogan attığımızı hatırlıyorum sokaklarda) ve hükümetler sadece önümüzdeki engelleri ortadan kaldıracak bir yan kuvvet olabildiğinde bu ülkede yoksulluk ve beraberinde gelecek olan tüm sıkıntılar azalacaktır. Üstelik merhametten “yoksun” olmayan bir gönülle, dualarını hazırlamış bekleyen “yoksullara” her zaman insanca yaklaşan bir nesli de beraberinde getirerek.
 
Ama bizler bu emaneti ehil olmayanlara ilettiğimizde yapacağımız tek şey eleştiri olacaktır. Ehil olmadıklarına inanıyorsak ehline tevdi etmemiz gerekir. Yalnızca eleştirmek bu yazıdan ve daha üst bir dille yazılmış yoksullukla ilgili binlerce yazıdan hiçbirşey anlamayacak olan ve sadece günlük iaşesini bekleyen yoksulların derdine de asla derman olmayacaktır. Ehl-i Siyasetin ve İslami camiaya yönelik yayınlar yapan kuruluşların bu noktada daha dikkatli davranması gerekir.
Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4844 defa okunmuştur
Fatih Tamer kardeşime
kamuran akkan
çok doğru söylüyorsunuz .Zaten yazınıza bırakın muhalefet etmeyi alkış tutuyorum .Yanlış anladığımdan değil ben bir anlamda bireysellikten çıkarıp sosyolojik manada yorum yaptım .Kusura bakmayın.selam ve dua ile !
26 Şubat 2010 Cuma 01:57
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
kastımı anlamıyorsunuz....
fatih tamer
Ben insan olarak içimizdeki iyilik duygusunun merhametin körelmemesinden bahsediyorum. Kapitalist ve bireyci tüketim düzenine karşı başkalarıyla paylaşmayı önceleyen ve adaletle bunu yapan insanlardan bahsediyorum. Bir hükümet ya da devlet bağımlılığı olmaksızın kul olarak insan olarak görevimizi kastediyorum... iyi maaş verilince susan ve kendinden başkası için uğraşmayan insanlardan daha iyi olabilmeyi kastediyorum.
26 Şubat 2010 Cuma 00:57
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
mehmet amcalar çoğalsınmı
kamuran akkan
mehmet amcam takdire şayandır lakin aynı mehmet amcam faizci,kökü dışarıya bağımlı,güdümlü partilere oy atıyorsa ,bu milletin dahada fakirleşmesine bilmeden de vesile oluyorsa işte buna yanarım.s.a.
19 Şubat 2010 Cuma 16:44
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri