Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fatma Ç. KABADAYI

ACEMİ DEDEKTİF (2)

02 Nisan 2010 Cuma

Cezmi’nin yüz ifadesi değişti, komşusuna teşekkür edip mutfağa döndüğünde düşündü.

Evet bu ilk çalışmasında başarılı olamamıştı fakat pes etmemesi gerekti.Bu işler kolay değildi elbet.Mutfakta işi bittiğinde not defterini hemen eline alıp bir iki cümle daha ekledi.

“Apartmanın zil tesisatının bozuk olduğu tespit edildiğinden yazılan not amacına ulaşamamıştır.Şüpheli sayısı on yediye düştü.”

Cezmi, düşündü.Bu durumda ne yapılabilirdi? İlk önce bütün dairelerin kapısını çalarak gazeteyi alan kişiyi görüp görmediklerini sormalıydı.Derhal ayakkabılarını giyerek dördüncü kata çıkıp yirmi numaralı dairenin kapısını çaldı.Sonra kendisini baştan sona başkasının gözüyle inceledi.Zayıf bedenine bol gelen, kemerle iyice sıktırdığı siyah pantolonunun üzerine giydiği mavi çizgili gömleğinin kollarını birkaç kez katlamış ve kıllı kolunun bir bölümü ortaya çıkmıştı.Eliyle saçlarını düzeltti.Uzun ve zayıf suratına endişeli ve heyecanlı bakışlar eklenmişti.Kapı açılınca hafif hafif öksürerek karşısına çıkan orta yaşlı kadına kendini tanıttı;

“İyi günler hanım ablacığım…Ben Cezmi, sekiz numarada oturuyorum.Yan komşum Doğan Bey’in abone olduğu gazeteler posta kutusundan çalınıyor.Sizi bunun için rahatsız ettim, bir bilginiz var mı acaba?”

Kadın şaşkın ve biraz da sinirlenmiş bir halde baktı kendisine.Sesinden de kızdığı belliydi;

“Ne demek istiyorsun sen? Biz mi çaldık yani? Ne bilelim biz el alemin gazetesini! Hasbinallah Bin Velid…” Cezmi de şaşırmıştı, bu kadar sinirlenecek ne vardı anlayamadı.Toparlamaya çalıştı:

“Hayır, estağfurullah, ben sizi suçlamak için sormadım, belki alan kişiyi görmüşsünüzdür diye…”

Kadın biraz öncekinden daha sert bir sesle Cezmi’nin konuşmasını bölerek cevap verdi;

“Ben apartmanın bekçisi miyim, nerden göreceğim alanı, aşağıya indiğim mi var benim?”

Cezmi daha fazla zorlamak istemedi.Teşekkür ederek ayrıldı.Not defterine şüpheli sayısının on altıya düştüğünü yazdı.Yirmi numaranın da bir suçu olmadığı verdiği tepkiden belliydi zaten.Hem gazete okuyacak birine de benzemiyordu bu kavgacı kadın.

On dokuz numaranın kapısını uyuduğu her halinden belli olan yaşlıca bir adam açmıştı.Evde kimsenin olmadığını, gazeteden de haberlerinin olmadıklarını söyleyerek kapıyı Cezmi’nin yüzüne kapatmıştı. On sekiz numarada kimse yoktu, açan olmamıştı.

Cezmi bütün daireleri tek tek dolaştı, verilen tepkileri kendi kafasında yorumlayarak yorumlarını defterine kaydediyor, açılmayan kapı numaralarını da tekrar gelinecek diye işaretliyordu.
Bir tek, altı numaradaki bir ilkokul çocuğu kendisine imalı bir şekilde gülmüştü.Bu çocuk Cezmi’nin kafasını karıştırmıştı işte. Onu şüpheli diye kara listesine almış, takip etmeye karar vermişti.Belki de bu çocuk okula giderken gazeteleri alıyor, apartmanın bodrumuna atıp kaçıyordu.Hatta belki de atmıyor da okula götürüp satıyordu.Bu imalı gülüşün altında mutlaka bir şey vardı. Bir de çocuğun ‘Neden kapıcıya sormuyorsun abi?’ demesine kızmıştı.Bir dedektife nasıl böyle bir akıl verebilirdi ki küçücük bacağıyla. Zaten kapıcı dairesine de gidecekti Cezmi. Onun demesiyle bilmiyordu ki.

Kapıcı da gazetelerden haberi olmadığını söylemiş ardından da Cezmi’ye boş kavanozları çöpe atmamasını kendisine vermesini söylemişti.Eşinin kavanozlardan süs eşyası yaparak satmaya başladığını anlattı sevinerek.Cezmi düşündü, belki de gazeteleri alan kapıcının karısıydı.Evinde kullanabilir ya da temizliğe gittiği evlerde cam silmek için gazeteye ihtiyacı olabilirdi.Belki de o gazetelerin oraya öylesine bırakıldığını sanıyordu kadıncağız.Şüpheli sayısı artıyordu ama bugünlük bu kadar araştırma yeterliydi.Evine gitti.

Dinlenirken düşünüyordu.Evde bulamadığı o beş dairenin sakinleri acaba evde olup da kapılarını açmamış olabilirler miydi? Tabi ki olabilirlerdi.Kapının deliğinden bakıp kendisini görünce açmamış olanların demek ki korktukları bir şey vardı.

Uyandı.Düşünürken uyuyakalmıştı uzandığı yerde.Acıktığını hissetti.Mutfağa gitti.Ayaküstü bir şeyler attı ağzına.Elini cebine attı, not defterine bakıp kayıtlarını okudu.O çocuğun gülüşü geldi yine gözlerinin önüne. Hemen inip apartmanın boşluğuna bakmalıydı, belki de kayıp gazeteler oradaydı. Saatine baktı, akşam olmuştu.Anahtarını alıp çıktı, sessiz adımlarla bodruma indi.



Devam edecek...

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2598 defa okunmuştur
sevgili fatma hocam
emelyolcu solmaz
kitabınızda olduğu gibi hikayenizide beğenerek okuyodum,sonunu heyecan ve merekla bekliyorum.kaleminiz daim olsun.sevgilerle.
09 Nisan 2010 Cuma 10:11
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
slm diye başlığıda ilk defa görüyorum =)
Uğur Okçuoğlu
Hani insan çok sevdiği bi diziyi izlerken en heyecanlı yerinde bitiverir ya, sonra gelecek bölüme kadar ne oldu acaba diye bekler durur, aynen öyle bi durumla karşı karşıyayız. N'oluyo ya sonra =)
07 Nisan 2010 Çarşamba 14:04
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
slm
derya girişken
çok beyenerek okuyorum ve devamını merakla bekliyorum.başarılar dilerim hocam
06 Nisan 2010 Salı 11:39
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
slm
ali yildiz
cok güzel basarilar dilerim
03 Nisan 2010 Cumartesi 16:09
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri