Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fatma Ç. KABADAYI

Bitiren Şüphe(3 Bölüm)

25 Ekim 2010 Pazartesi

Bitiren Şüphe(3 Bölüm)


Saat daha dokuz olmamıştı ki kendini markette buldu Niyazi. Market sahibi kasiyerlerle konuşuyor, gözünün içine korkuyla bakan yirmili yaşlardaki kıza bağırarak uyarılarda bulunuyordu.

“Bak Ayşegül, dün de şikâyet geldi yine, bazı şeyleri iki kez geçiyormuşsun, dikkat edin kızım! Adımız çıkacağına canımız çıksın!”

“Peki Mustafa abi, aslında çok dikkat ediyorum ama...”

“Anlamam valla, bir daha olursa çıkarırım işten, hatır matır dinlemem.”

Genç kız boynunu bükerek işine dönerken, Mustafa Bey de arkasından omzuna dokunan elin sahibine dönüp baktı.

“Oooo… Niyazi, hoş geldin. Buyur ne lazımdı?”

“Hiçbir şey Mustafa. Ben çayını içmeye geldim.”

“Hoş geldin sefa getirdin, gel şöyle, oturalım abi.”

Girişe yakın yerde bulunan bekleme masasına aldı Niyazi’yi. Rafları yerleştirmekte olan kıza seslenerek çağırdı.

“Elif, gel biraz buraya kızım.”

Elif gelmiş, bugün her zamankinden daha sinirli olan Mustafa Bey’in ağzının içine bakıyordu.

“Bize iki kahve yap, acele et.”

Sonra Niyazi’ye döndü.

“Kahve içersin değil mi? İstersen çay söyleyim ama…”

“Yok yok, içerim. Maksat muhabbet değil mi?”

“Öyle.”

Hem niye kıza acele et demişti ki bu adam? Yoksa hemen başından def edip sevgilisiyle mi buluşacaktı? Şüpheleri artıyordu.

Elif kahveleri yapmaya giderken Mustafa söze başlamıştı:

“Çıldırtıyorlar insanı.Öyle uyuşuklar ki aklın almaz. Şimdi üç saatte bi kahve getirir, o da kahveye benzese. Patron olmak da zor, işçi olmak da. Kaç kez söyledim her şeyi yerli yerine dizin diye, gitmiş deterjan bölümüne ketçapları dizmiş. Altta yazı olmasa unuttu diyeceğim ama bu kadar da olmaz be abi. Vallahi olmaz!”

“İşe alırken konuşmadın mı Mustafa?”

“Yahu hepsini ana baba hatırına aldık işe. Mahallenin kızları biliyorsun, yabancı olması da kötü, bildik olması da.”

Niyazi susuyordu. Dinlemek onu daha iyi tanımak istiyordu. Mustafa’nın da aksiliği mahallede namlıydı. Geleni gideni azarlardı. Bir güler yüzle gören olmamıştı. Eşi zaten bu suratsız adamı sevgili olarak istemezdi ama ne belliydi ki adamın dışarıda da böyle olduğu?

“Mustafa, hep mi dükkândasın akşama kadar? Çok yorulursun böyle.”

“Yok abi olur mu hep dükkanda? Kafayı yer insan. Zaten mal gelir, oraya koş, sipariş gelir oraya koş, bir de çocuğun kursu var, sabah bırak öğlen al, öğlen bırak akşam al, koştur koştur… Dünyayı ben mi kurtaracağım yoksa zengin mi olacağım bilmiyorum.”

Niyazi düşündü. Bu kadar işin arasında bu adam böyle bir şey yapabilir miydi? Neden yapmasın? Haftada iki kez bile bulaşamayacak kadar yoğun değil ya. Belki anlatırken bile abartıyor olabilirdi, şüphelenmekle haksızlık mı ediyordu yoksa?

“Kızım, misafire versene önce!”

Elif, titreyen elleriyle kahveyi uzattı. Niyazi azarlama anlamında boyun bükerek Mustafa’ya bakıyor, bir yandan da kahvesini alıyordu.

“Sağol Elif.”

“Afiyet olsun Niyazi abi.”

Kahveler yudumlanmaya başlanmıştı. Sürekli Mustafa’yı süzerek onun anlattıklarını dinlerken yine kendisiyle onun arasında kıyaslama yapmaya başlamıştı.

Uzun boylu zayıf, saçlarında aklar başlamış olan sinirli bir tipti Mustafa. Eşinin böyle bir adamla zaten işi olmazdı. Ona boş vakti çok olan biri gerekirdi belki de.

“Sabah erkenden tekelciler gelir, onlar gider, süt, yoğurt. İndir bindir ile akşamı bulduğumuz günler olur.”

Niyazi konuşacak birini arıyormuş gibi sürekli konuşan Mustafa’ya ve arada parmaklarıyla ağzından akan suları silen parmaklarına bakıyordu.

“Geçen yine kavga ettik bu temizlik maddesini satanlarla. Sanki pazarcıya mal satıyor, fiyatı belli, indirimi belli… Esnaf mısın, alttan alacaksın diyor, terbiyesizlik etme, git dedim, o olmazsa başkası…”

Kahveler biteli hayli olmuştu. Adamın aklı fikri, satış, mal, gelen, giden, veresiye isteyenlerdeydi. Böyle birinin kadınlara bakacağını bile aklı kesmedi Niyazi’nin. Şimdiden başı ağrımıştı. Müsaade istedi.

“Olur abi, gene gel ama… Ben de şu içecek firmasını arayım unutmadan.”

Niyazi marketten çıkarken adamın uyanık olup böyle davrandığından şüphelendi. Şüphe olmasa nasıl bulacaktı gerçek suçluyu?

DEVAMI VAR...

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2428 defa okunmuştur
tebrik ederim
bekir karakaya
tebrik ederim fatma hnm hikayenin içine düştük neredeyse bizde dolaşıyoruz bakkal market i buda hikayenin ve yazarının harika olduğunu göstermezmi tebrikler
01 Kasım 2010 Pazartesi 18:28
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Tebrikler Fatma Hanım
Ahmet Sargın
Fatma Hanım hikayelerinizi ilgiyle takip ediyorum. Başarıların daim olsun.. Hikaye yazarlığında oldukça başarılı bir grafik çiziyorsunuz, sizi kutlamak istedim... Selam ve saygılarımla.. Başarılarınız daim olsun..Kaleminize emeğinize ve yüreğinize saglık, elinize kuvvet dileğimle...
27 Ekim 2010 Çarşamba 08:20
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri