Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fatma Ç. KABADAYI

ÇETİN ÇETİN’E BİR SÖYLEŞİ “Yazar Duran ÇETİN”

19 Haziran 2013 Çarşamba

Duran Çetin Konyalı yazar bir ağabeyimiz.  Kendisini tanımaktan onur duyduğum, örnek aldığım bir eğitimci yazar. Nasrettin Hoca’nın bilenler bilmeyenlere söylesin hesabı biz de belki tanımayanlar vardır diyerek yola çıktık. Söyleşimizi sizlerle de paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.

Sayın Duran Çetin öncelikle kıymetli vaktinizden aydığınız için teşekkür ediyorum. Bir aile reisi,  bir eğitimci, “Kültür Dünyamız” isimli bir programın yapımcı ve sunucusu, seminerler veren bir lidersiniz. Bunların yanı sıra 23 roman ve öykünün hatta masal kitabının yazarısınız. Yazar Duran Çetin olmak nasıl bir duygu?

 

İnsanlar duygularıyla hayatı güzelleştirir. Güzel duygular sizi daha zinde ve dinç tutar. Ben bunun vermiş olduğu o güzel duyguları sonuna kadar yaşadığımı düşünüyorum. Yazar olmak başka bir şey olmaya benzemiyor. Hele inancınız sizi uyarıyorsa, çok hassas davranmanız, kaleminizi ona göre kullanmanız gerekiyor. Binlerce insana faydalı şeyler söylemeye çalışıyorsak bu yazar olduğumuzdandır. Yazarlık para getirmese de güzel duyguları tatma adına oldukça güzel bir konum.

Aralıksız üreten bir yazar olduğunuzu biliyoruz. Okurlarınız kitaplarınızı çok beğeniyor ve her birinin baskı sayıları her yıl artıyor. Güzel roman yazma becerinizi neye borçlusunuz?

Önce okumak. Her şeyi, en önemlisi de hayatı okumak. Sonra hissiyat. Ve belki de en zor olanı inatlaşmak. Ben aynı zamanda iyi bir gözlemci olduğumu düşünüyorum. Bunun önemi yadsınamaz. Size yol göstermede pencere aralamada etkili bir yol…

Roman karakterleriniz hayali mi yoksa hayattan mı? Konularınızı neye göre belirlersiniz?

Her ikisi de var. Gözleme dayalı olanlar daha gerçek sanki. İhtiyaca göre konuları belirlerim. İnsanların ve benim neye ihtiyacı var ilk önce ona bakarım. Genelde ahlaki bozulma ve yozlaşma beni etikler. Onun için ahlaki bir tavır sergilemeyi bile isteye tercih ederim. Mutlu insan için bu en önemli mesele. Aile ve çocuk ilişkilerinden tutun da toplumun her bir kesimindeki sıkıntılar benim için potansiyel konulardır.

 Çalışma ortamınızda olmazsa olmazlarınız nelerdir?

Yok, böyle olmazsa olmazlarım yok. Benim için her yer yazmak için uygun olur. Hatta çocuklarımla aynı odada onların bağırışları arasında daha kolay yazıyorum desem abartmış olmam. Öyle özel yazma alanlarım yoktur.

 Muhakkak ki okumaktan vazgeçemediğiniz, beğendiğiniz yazarlar vardır. Bunlardan bir kaçının ismini bizimle paylaşmak ister misiniz?

Genelde beslendiğim alanlar bellidir. Kur'an-ı kerim, hadis kitapları, mesnevi, risaleler…  Bunun yanında isim istediğinizi hissettim. Öykü ve roman yazarı olarak Mustafa Kutlu, Rasim Özdeneren, Cahit Zarifoğlu, Ali Erkan Kavaklı ve diğerleri. Son zamanlarda çıkan çocuk kitaplarının çoğunu okuduğumu söyleyebilirim.

Edebiyat dünyasında iyi ki var dediğiniz ya da hiç hoşlanmadığınız şeyler nelerdir?

Böyle bir sınır çizmek bana makul gelmedi. Her şey zıddıyla değer bulur gibi düşünmek lazım. Bunların her ikisinin de bulunması gerekir. Benim için önemli olan güzellikler edebiyatı.

Eğitimciliğin yazarlığınıza etkisini olduğunu söylüyorsunuz. Eğitim alanında olmasaydınız acaba Duran Çetin hangi meslekte olurdu?

İlginç bir soru. Kader yani. Bilemem ki bunu. Belki de doktor olurdum ya da hukukçu… Öğretmen olduğum için mutluyum.

 Edebiyat hayatınız sosyal hayatınız ve mesleki hayatınızla bütünleştiğiniz zaman Duran Çetin olmak kolay mı zor mu diye sorsam neler söylersiniz?

Bazen Duran Çetin olmak zormuş gibi geliyor. Ah şimdi Duran Çetin olmayacağım, yapacağımı ve söyleyeceğimi biliyorum, gibi duygularım oluyor. Ama üzerinde durulacak bir şey olmadığına kendimi inandırıyorum. Önemli olanın iyi insan olmak olduğu duygusuyla kendimi kontrol ediyorum. Ben her alanda olmaya çalışıyorum. Yazarım diyerek kendimi tecrit etmekten çok uzağım. Bu da beni mutlu etmeye yetiyor…

 Çok kısa bir zaman önce yayınlanan eseriniz hakkında bilgi verir misiniz? Nasıl tepkiler aldı?

 

En son kitabım “Muhteşem Yükseliş” Karatay akademi yayınlarından çıktı. Kısaca bilgi vermek gerekiyorsa:

Dostluk, güven ve hayat hakkında ilham veren bir roman. Bu roman,  değerler eğitimine kapı aralıyor…

Hep mücadele içinde geçmiş hedefi olanların hayatları.

 Romanı okuduğunuzda mutlu olmak ve huzurlu günler içinde kaybolmak için gerekenin ne olduğunu da çoktan anlamış olacaksınız.

Herkesi şaşırtan ve hayat felsefesini ortaya koyan o müthiş cevabını veriyordu Ebu Zer Gıfarî:

“Senin kölelikten kurtulmanı ben de isterim ama ben altın dolu keseyi alırsam; sen hür olacaksın ve ben köle olacağım.” Romanla köleliğimizi de sorgulayacak ve hayatın daha anlamlı olması için iç dünyanızdaki değişiklikleri bir bir yudumlayacaksınız.

En çok sevdiğimizi feda edebilmenin öyküsü var romanda. Ya da hiç feda edilmemesi gerekenlerin…

İnançlarından taviz vermeye başlayan Basri Ağa’nın değerlerini birer birer kaybediş öyküsünün hazin sonuçları…

Muhteşem yükselişin hikâyesi bu! Çünkü en büyük olmayı kafaya koymuştu. En büyük... Ve büyük denizlerde boğulmak...

Peygamber duasıyla zengin olan sahabe Salebe'den, gerçek aşkın ne olduğunu yaşayan peygamber aşığı Ebû Zer-i Gıfârî'nin ilginç hayatına kadar sarsıcı ve zihinlerdeki inkılâbı gerçekleştirecek bölümler ile yoğrulan roman, dürüstlük timsali Abdülkadir Geylâni ile yolculuğuna devam ediyor... Her şeyden geçebilenlerin yürek dağlayan hayatları...

Sonrası unutamayacağınız ve her anınızı sorgulayacağınız bir serüven. Muhteşem Yükseliş'in neyi ifade ettiğini okuyunca anlıyor ve geçmişinizi değerlendirme ihtiyacı hissediyorsunuz.”

Bu roman herkese çok şey söylüyor. Oku beni diyor… Okuyanlar, özellikle Sorumluluk, Yardımseverlik, Adalet, Dostluk, Doğruluk, Sabır, Saygı ve Öz Denetim gibi konularda eğitilmiş olacaklar… Değerler eğitimine katkı yapan roman okuyucularını bekliyor.

 

 Yazmak mı yayınlatmak mı okunmak mı zor desem ne dersiniz?

Ben de zaman ve duruma göre değişebilir derim. İlk zamanlarda yayınlatmak zor.  Sonra sizdeki gelişmelere göre değişebiliyor.

 

Roman ve öykü yazmak isteyenler tavsiyeleriniz nelerdir?

Okumak, okumak ve yine okumak. Sonra inadına yazmak…

Gelecekle ilgili başka projeleriniz var mı?

Çok. Bende proje bitmez. Son zamanlarda çocuk ve gençlere yönelik çalışmalarım çoğaldı. Önümüzdeki aylarda iki roman ve bir masal kitabım yayınlanacak.

Kontv’deki “Kültür Dünyamız” programına devam ederek yazar ve kitapların okuyucuyla buluşmasına katkı yapmaya devam edeceğiz.

Teşekkür ediyor habername.com ailesi olarak daim başarılar diliyoruz. Allah yolunuzu açık etsin.

İlginizden dolayı teşekkür eder başarınızın devamını diliyorum… 

  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6194 defa okunmuştur
Lütfi AYHAN Bey'e
Fatma Çetin Kabadayı
Lütfi Bey, yorumunuz beni çok duygulandırdı zira eli kalem tutan insanların çoğu öylesine duyarlı öylesine düşünceli ki. Siz ya da ben, inanın fark etmez. Dünya meşakkati, yazarlığın zorlukları zaman zaman bizi yapmak istediklerimizden alıkoyuyor. Amacımız aynı; iyi kalemleri tanıtabilmek, daha fazla kesime duyurabilmek... Çok teşekkür ediyorum. Saygımla.
25 Haziran 2013 Salı 17:36
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Bizim vazifeyi Fatma hanım yapmış!
Lütfi Ayhan
Bir konyalı olarak bu röportajı benim(bizim) yapmamız lazımdı. Yatuk olmanın en dayanılmaz sızısı işte bu.İkinci kitabım için 3 aydır "ha çıktı ha çıkacak" sözleri ile oyalanacak kadar yosunlaşan bir irade elbette bu vazifeyi de ihmal eder. Hayırlı olsun Duran beyciğim.Teşekkürler Fatma Hanım!
24 Haziran 2013 Pazartesi 10:38
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri