Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fatma Ç. KABADAYI

HALK ŞAİRİ GÜLTEN TAŞ İLE KALEMİ ÜZERİNE...

03 Eylül 2015 Perşembe

 

Şiir, kaleme düşmeli, yürekten gelmeli... O yüzden öyle "ha" dediğin zaman şiir yazılmaz.  

Gülden Taş

Lokman çare olmaz yürek sızıma 
Derdimi deftere yazar giderim 
Düğüm düğüm olur söz boğazıma 
Dağlara çiğ düşer tozar giderim 

Ağlarım gözümden yaşlar dökülür 
Gönül dergâhında ömrüm sökülür 
Hayat yükü ağır boynum bükülür 
Bu kara yazıyı bozar giderim 

El vurur yel vurur yıkılır bentler, 
Güldenim dil susar yanar bu kentler 
Çürütür ciğerim bu zalim dertler 
Kendime bir mezar kazar giderim… 

 

Giderim şiirini paylaştığım Halk şairimiz Gülden Taş, Yusufeli kökenli bir ailenin kızı olup Artvin Şehitlik köyünde dünyaya geldi. İlk, orta ve liseyi Artvin’de okudu,  KTÜ sınıf öğretmenliğini okumaya başladığı ilk yol, okulu bırakıp evlendi fakat şu sıralar Sosyal Bilimler dalında açık öğretim son sınıfta okumakta… 

Şiirleri zaman zaman birçok Edebiyat dergilerinde yayınlandı, ayrıca, İstanbul Karadeniz Gazetesi, Çaykara Gazetesi, Çaykara Gündem Gazetesi, Rize’nin sesi gazetesi, Kaçkar.53.com gazetesi, Artvin 08haber, Artvin Çoruh Postası ve AFGAT gazetelerinde köşe yazılarını ve şiirlerini ve yine Antoloji ve Edebiyat defteri sitelerinde şiirlerini paylaşmaya devam etmekte. 

33 şiiri türkü, özgün müzik ve hüzzam şarkı olarak bestelenen Taş, Kaçkar TV’de başta olmak üzere birçok TV programlarıma konuk oldu. 2012 yılı mayıs ayında  “Yüreğim Dili” isimli şiir kitabı yayınlanan şairemizin ikinci kitap müjdesini de aldık… 

Bu arada, Artvin 08FM Radyosunda 2 yıl süre ile haftalık programa da imza atan şairemiz, bir okulda sözleşmeli olarak görev yapmaya devam ediyor. İLESAM VE MESAM üyesi olan bu güzel kalemin sahibi hanımefendi, aynı zamanda evli ve iki çocuk annesi. 

Ve ben bu hanımefendi ile birkaç ay önce Şair Gökmen Sakin’in organize ettiği 17 İlden 17 Şairin katıldığı ve muhteşem geçen bir şiir dinletisinde tanıştım. Böylesine yetenekli hanımefendi ile geç tanışmış olmanın burukluğunu da yaşadım. Cana yakın, şefkatli ve özverili kimliğine hayran oldum. Kendisiyle söyleşi isteğimi kırmadığı için teşekkür ediyorum. Bakalım neler konuşmuşuz? 

-Sayın Gülden Taş, öncelikle teşekkür ve tebrik ediyorum. Gülden gerçek isminiz mi yoksa şiirlerinizde kullandığınız mahlasınız mı? 

Öncelikle ben teşekkür ederim, sizin gibi kaliteli, samimi bir arkadaş dost kazandığım için işini bu kadar özveri ile yapan onca kitap çıkarmış, iyi bir eş iyi bir anne ve harika bir eğitmen olan sizleri tanımaktan bende çok mutlu oldum Gerçek adım Güldane TAŞ, ama ben beni bildim bileli hep gülden ismi ile anıldım bu yüzdendir gerçek adımı resmi işler olmasa hani ben bile hatırlamayacağım. 

-Güzel övgüleriniz için çok teşekkür ederim, Allah bu yola gönülden baş koyanları utandırmasın inşallah, içinde de bizleri… Şairem, gıpta ederek sormak istiyorum. Kültür Bakanlığı Halk Şairi ünvanını ne zaman aldınız? O günün heyecanını bizimle paylaşır mısınız? 

2011 yılı başlarında Kültür Bakanlığına başvuruda bulundum, kasım ayında mülakat olduk, 48 kişi katılmıştık şair, ozan ve aşık olarak, aramızda yurt dışından gelenler bile vardı, kimisi benim gibi ilk defa katılırken kimi arkadaşları üçüncü hatta dördüncü seferdir katılıyordu. Bunu öğrenince heyecanım daha da artmıştı ama Artvin’den ta Ankara’ya bunun için gelmiştim. Almadan dönmek olmazdı, siz de bilirsiniz ki ben şivemle konuşan biriyimdir.

Beni çağırdıklarında kalbim duracak gibi oldu, kurulda başkan dâhil hepsi soru yağmuruna tuttular, en son bu kadar yeterli dediklerinde, ayağa kalktım dedim ki; “Onca yol geldim, halk şairliği kartını veriniz de öyle gideyim,” Gülüştüler, dediler ki; “sen git biz daha sonra göndereceğiz” dediler,  nitekim öyle de oldu. 2012 yılı başlarında kartım geldi,  9 kişi kazanmıştık, biri zakir, 4 ozan, iki âşık ve ben dahil iki kişide halk şairliğini kazandık. Kartın, halk şairi olmanın maddi bir getirisi yok belki ama bu yola çıktığım için motive olmuştum, bunun yanı sıra bir sorumluluk aldığımın farkındaydım, bu yolda gerçek manada ağır ağır adımlarla yol almaktayım, geçmişten geleceğe köprü görevi yaparken kalıcı ne bırakabilirim endişesi taşıyorum.   

-Dinlerken ben bile heyecanlandım desem inanır mısınız? Sizi sorularımla bunaltmak istemem ama daha yeni başladık. Dört defter dolusu şiirlerinizi çocukluktan beri gizli gizli yazdıktan sonra yok etmeniz beni çok üzmüştü. Eminim bunun bir sebebi vardı ve anlatmak isterseniz biz de okurlarımızla paylaşmak isteriz. 

(Fotoğraf; Artvin)

Elbette kimseye göstermeden yazdığım o dört defteri hep sakladım köşe bucak… Bir gün eşim görmüş, “Bunlar ne?” diye sordu. Çocukluğumdan beri yazdığım şiirlerim nedeniyle kıskançlık krizine girmişti ve ben bir anda “Kime yazdın?” sorusuyla karşı karşıya kalmıştım. “Beni seviyorsan onları yakacaksın!” deyince, onun gözü önünde yanmakta olan sobaya attım. Tüm geçmişte yaşadıklarım, dizelerde sakladığım, sevinçlerim hüzünlerim her şeyim o yapraklarla birlikte yandı. 

-Çok üzücü… Ama eminim o sizi daha da hırslandırmış daha da güzel eserler yazmanıza vesile olmuştur. Benim iki şiir defterim var, iyi saklayım bari…  Değerli şairim, konuyu dağıtmadan diğer soruma geçeyim müsaadenizle, ikinci kitabımınız monografi olarak hayatınızı ve şiirlerinizi konu ederek çıkmak üzere, haberini aldık, çok sevindik. Bu eserin Artvin Çoruh Üniversitesinin katkılarıyla yayınevine verildiği doğru mu?

Evet, doğrudur, ben biraz şanslıyım galiba… Birinci kitabımda da sponsor kendi gelmiş “Kitabını çıkarmada yardımcı olmak isteriz” demişti, ikinci kitabım için de yine  Üniversiteden Doç.Dr. Sedat BAHADIR  gelip “hayatınızı ve şiirlerinizi kitaplaştırmak istiyorum, izin verirseniz” deyince kabul ettim. Aynı şekilde Pamiray Yayınevi de bana ulaşıp “Kitap çıkarmayı düşünüyorsanız bizimle çalışır mısınız?” deyince kabul ettim, yayınevi olarak kendileri geldiler, sözleşmeyi  Artvin’de  imzaladık. Bu ay Eylül veya Ekim gibi çıkacak bakalım. 

-Bunlar gerçekten harika haberler ve başarınızın bir kanıtı. Şimdiden hayırlı olsun diyelim o halde… Allah emeğinizi yerde koymasın. Şiir sizin için bir yaşam tarzı, bir tutku diye düşünüyorum. Hayatınızda şiirin önemi nedir? Size ne ifade eder?

 

Şiir, benim aşkım,  çocuklarımdan sonra… Kadınlar genelde dedikoduyu severler bilirsiniz, ben her şeyimi dizelerimle paylaşırım, şiirle dertleşir, şiirle hüzünlenirim. Zaman zaman şair arkadaşlarımla şiir atışmaları yapıyoruz, sanalda bu atışmalar birkaç yıldır hızla yayıldı, geçmişten geleceğe yeni bir akım oluşumuna öncülük etmenin mutluluğunu yaşıyorum. 

 

-Sizce şiir tutkunları yazarak mı şair olurlar şairlik doğuştan gelen bir yetenek midir? 

Her meslek, zamanla öğrenilir ama şairlik doğuştan gelen bir yetidir, ben birçok şiirimi gece uyku arasında veya sabah kalkınca rüyada görmüş gibi yazarım, böyle yazdığım şiirlerden aldığım ödül bile var. 

 

-Artvin’de edebiyata bakış nasıldır? Şairler edebi açıdan birbirlerine destek oluyorlar mı? Etkinlikler düzenleniyor mu ve bu konuda destek olan kurumlar var mı? 

Artvin’in konumu nedeni ile hemen her insanı  aydındır, okumuştur. Türkiye’de okuma oranı en yüksek il olan Artvin, çok şair, ozan, aşık yetiştirmiş lakin gereken ilgi maalesef verilmemiş bugüne kadar, bu yüzdendir ki Ankara'da bir federasyon kurduk "Kültür Turizm ve Kalkınma Federasyonu"  Bu federasyonun kurucu üyesi ve bölge başkanıyım. Aynı zamanda bu  sebeple Artvin 08 Kültür Turizm ve Kalkınma Derneği’ni kurdum ve başkanlığını yapıyorum. Lakin dernek olarak 31 üyem olmasına rağmen sadece kâğıt üzerinde kalmak beni çok ama çok üzdü, tüm üyelerim okul müdürleri, müdür yardımcıları ve öğretmenlerden oluşuyor. Açıkçası ben daha derneğime bir yer dahi bulamadım. Henüz 5 ay oldu kuralı, ben de bu süre zarfında istediğim gibi çok zaman ayıramadım ama İnşallah yakında derneğimizi duyurup faaliyetlerimize de başlayacağız. 

(Şaire Gülden Taş bir hemşehrisini ziyarete gittiğinde çekilmiş bir kare)

-Şiirde istediğiniz noktada olduğunuzu düşünüyor musunuz hedefiniz nedir? Gülden Taş on yıl sonra nerede olmalıdır?

 

 Şiir, dipsiz kuyu gibidir, ben daha yolun çok başındayım ama diyebilirim ki karınca misali gidebildiğim yere kadar gideceğim. Amacım ünlü olmak falan değil; tek amacım geleceğe kalıcı bir şeyler bırakmak… Ben her şiirde hep sil baştan yola çıkarım, bir çocuk heyecanı ile yeni doğan bebek misali bu yüzdendir, ben hep yolun başında ve acemiyim ve acemi kalacağım. Öğreneceğim çok şey var bunu biliyorum, ne enteresandır ki dün yazdığımı bugün hiç beğenmiyorum. Yazdığım şiirleri kaç defa sildiğim olmuştur. Gülden, 10 yıl sonra daha kalıcı eserler yazmalı bu yolda sağlam adımlar atmalıdır diye düşünüyorum ama ülkemizde maalesef sanata, şiire gereken ilgi gösterilmemektedir. 

 

Dün yazdığınızı bugün beğenmiyorsanız bu kendinizi sürekli geliştirdiğinizdendir. Ben de bazen yazdıklarıma gülerim. Hele bir de aman ne güzel yorumları gelmişse derim ki “Eğer kötü eleştiri yapsalardı bırakırdım belki de”, yaza yaza ilerliyoruz sanırım. Peki, Gülden Hanımcığım, size göre mutluluk hayatın neresinde? 

 

Bu göreceli bir kavram… Ama ben, her şeyde hayata pozitif bakan biriyim. İki oğlum bana verilmiş en büyük hediyedir, Allah’a ne kadar şükretsem azdır, bir bebeğin gülüşünde, bir kuşun kanadında, birinin gözündeki o gülüşte mutluluğu yakalayabilen, bir dostumun aramasında, şiirdeki bir kelimede dahi mutlu olabiliyorum. Mutluluk küçük nüanslarda saklıdır yeter ki bakmasını bilelim. 

 

-Robert Hall “Önemli olan sözler değil davranışlardır” demiş. Günümüzde kendini olduğundan farklı gösteren kesim çok fazla. Edebiyatı dikenli kanlara bulayanlar mevcut. Sizin için de edebiyatın yarıdan fazlası şairin, yazarın davranışları olsa gerek… Bu konuda neler söylemek istersiniz? 

 

Maalesef öyle… Ben Halk Şairi olarak şairin, sanatçının kalemi kadar yaşamı ve davranışları ile de örnek insan olması gerektiğini düşünüyorum. Her şeyde olduğu gibi maalesef sanatta da sanat mafyası oluşmuş, tek elde tutuluyor bazıları, kadın veya erkek emekli olmuş parası olanlar şiiri  kalemi kullanarak edebiyatın kalitesini düşürüyorlar. Kalemi muhteşem olup da tanınmayan şair, sanatçı tanıdım; keşke ellerinden tutan birileri olsa, bu beni çok üzüyor. Gerçek şair, yazdıkları kadar yaşamı ile de güzel örnekler veren kişidir.

-Şiir yazmak için ilhamınız genelde ne zaman gelir? Şiirin ilk mısrası Allah’tan gerisi şairdendir derler, katılıyor musunuz? 

Kısmen doğrudur ama bir oturuşta bir şiiri tamamen yazıp da bitirdiğim olmuştur sonradan tamamladığım da… İlham dedikleri zaman mekân bakmaz, her yerde gelir ve bazen şiir kendini yazdırır. Bazı arkadaşlar diyorlar  ki “ilham bana gelmiyor” bu çok yanlış  bana göre; çünkü şiir kaleme düşmeli, yürekten gelmeli o yüzden öyle ha dediğin zaman şiir yazılmaz.  

 

-Gelecek için projeleriniz hakkında ipucu alabilir miyiz? 

Bir arkadaşımla bir projemiz var; benim şiirlere o arkadaşım hikâye yazacak, kurgusu muhteşem… Bakalım her şey kısmet, bir gün emekli olursam küçük bir sahil kasabasına yerleşmek, roman yazmak istiyorum. Şu sıralar siz de takdir edersiniz ki zamanla yarışır bir haldeyim, bunu yapma şansım yok bakalım zaman içerisinde…

 

-İnşallah diyelim o halde… Edebiyatımız bugünkü durumunu nasıl buluyorsunuz? 

Edebiyatımız her işte olduğu gibi asla olması gereken yerde değil, yazılan roman olsun, şiir olsun eser sahibi ölmeden değeri bilinmeyen bir ülkede yaşıyoruz. Tanınmak, değer görmek için illa da ölmek mi gerek? 

Peki şairem, zor bir soru sorayım size… Neleri değiştirmek isterdiniz?

Öncelikle, Bakanlığımız, kalemi gerçekten güzel olan arkadaşların elinden tutmalı, bunun içinde ödenek ayrılabilir, ayrıca her ilde kültür müdürlükleri bu kalemleri bularak gün yüzüne çıkarabilir. 

 

-Şairliğinize yardımcı olan usta kalemler oldu mu? Ve beğendiğiniz şairlerden bir kaçının ismini alabilir miyiz?

Elbette!  Âşık Veysel, Karacoğlan, Gevheri, Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu başta olmak üzere Faruk Nafız Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi gibi ustaların kalemleri okudum, ama Artvinli Deli Çoruh sayesinde hece şiirlerine başladım.  

 

-Artvin sizin için doğru şehir mi? 

Buna evet demek isterdim ama maalesef değil…

 -Okurlarımız için dumanı üstünde şiirlerinizden birini istesek hangisine müsaade edersiniz?

 

-Elbette… Oyun isimli şiirimi paylaşalım o halde…

Hain terör can yakıyor kalleşçe kurar pusu

Gözyaşında ahlar yatar analar çeker yası

Onca gencecik bedenler giyer ecel libası

Kan ağlıyor her bir yürek almış acıdan payın

Karmaşalık yaşanıyor oyun içinde oyun

 

Asırlardır yol alırız kardeş bildik herkesi

Olmaz ayrı gayrisi Türk’ü, Kürt’ü, Laz, Çerkezi  

Bu Türk’lüğün davasıdır vatan ana merkezi

Gün gelir elinde patlar kör kurşun, belki mayın

Karmaşalık yaşanıyor oyun içinde oyun

 

Vatanımı bu itlere yurt yapmadı neferim

Osmanlının soyundanım unutulmaz seferim

Oğuzların boyundanım kanlı olur zaferim

Baş keseriz baş alırız bizde saklanmaz hayin

Karmaşalık yaşanıyor oyun içinde oyun

 

Vicdanları köreltip de benlikler satılmışsa

Dünyalığın hevesiyle yanlışa atılmışsa

Kalleşliği mubah sayıp düşmana katılmışsa

Fatihlerde destan yazar elbet ısınır suyun

Karmaşalık yaşanıyor oyun içinde oyun

 

İtler mesken tutmuş dağı ateşliyor volkanı

Askerime kurşun sıkar dökülüyor al kanı

Karman çorman ediyorlar gelip güzel vatanı

Meclisteki ey vekiller duyun çağrımı duyun

Karmaşalık yaşanıyor oyun içinde oyun

 

Dünlerinden kin saklayıp yarından öç alanlar

Soyu sopu belli değil başıbozuk yılanlar

Dumlupınar, Sakarya’yı unutmayın kalanlar

Güzellikle doğrulukla Hak için Hakkı deyin

Karmaşalık yaşanıyor oyun içinde oyun

 

Gülden derki toprak namus koruyan bu vatanı

Düşünüp de geçmişini bu toprakta yatanı

Eğer ki piç değil isen  hatırlayıp atanı

Ruhsuz kalmış  benliklerde  çalışmıyorsa beyin

Karmaşalık yaşanıyor oyun içinde oyun

 

Ezelden ebede çağrı kardeşliğin gürsesi

Şirretler artmasın bitsin bu güdümlük hevesi

Huzur bekler her şehidim gül kokarken nefesi

Bırakın bu kin nefreti sevgi barışı yayın

Karmaşalık yaşanıyor oyun içinde oyun…

  

-Değerli şairim vakit ayırdığınız için tekrar teşekkür ediyor, kaleminizle hep var olun diyorum.  

 

Ben teşekkür ederim sevgili Fatma Hanım, bizlere yer verdiğiniz için daha güzel yarınlara hep birlikte el ele inşallah, yüreğinde güzellik taşıyan herkese  selamlar, sevgiler…

 

-Ben de okurlarımız adına selamınızı alıyorum “Aleyküm selam” diyorum, güzel dilekleriniz için bil mukabele efendim…

 

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3706 defa okunmuştur
teşekkür
Selim Yılmaz
herkes merkezden üretim bekler,merkezin birşeyler üretmesini bekler,halbuki bütün yokluğa yoksunluğa rağmen taşranın birşeyler üretmeyi başarabilmesidir aslolan. o taşra ki Anadolu'dur, anayurttur, özvatandır. Taşranın üreten insanlarını sayfalarınıza taşıdığınız için size sonsuz teşekkür ediyorum Hocahanım.
05 Eylül 2015 Cumartesi 12:13
Beğendim (3)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri