Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fatma Ç. KABADAYI

Iğdırlı Şair Yazar Yurtseven Şen ile kalemi üzerine…

10 Şubat 2015 Salı

 

 

 

 

 


Meydanda görüldü Hüseyin o an
Kerbela çölünde meydan titredi
Kılıcı kınından çıktığı zaman
Zırhlar şakırdadı kalkan titredi
Zülcenah kişnedi sanki şevk ile
Dövüşe gitmişti büyük zevk ile
Hüseyn’in atının nalından bile
Korkuya kapılan düşman titredi
Bir hızla kabardı esti rüzgârlar
Sonra da kesildi sustu rüzgârlar
Ürkekler, dönekler, ne ararsan var
Hüseyin haykırdı, nadan titredi
Havada bulutlar, güneşte ziya
Elleri silahlı atlı ve yaya
Gelince mevzular şu Kerbela’ya
Tarihler ürperdi, zaman titredi
Rugeyye ağladı baba diyerek
Zeynep “kardaş” dedi başa döverek
Orada bulunan herkesin tek tek
Kalpleri burkuldu yaman titredi
 

 Ya Zillet Ya Hürriyet Kitabı sh.69’dan Meydan Titredi isimli şiirinden bir bölüm paylaştığım şairimiz Yurtseven Şen ile söyleşideyiz.

 

Derler ki “İyi dostluklar kavgayla başlar,” sahiden de doğruymuş. Yurtseven Bey ile tanışmamız söz tartışması şeklinde olsa da yüz yüze gelip iletişim kurulduğunda sosyal ortamda insanların ne kadar da farklı algılandığını bir kez daha anladım.

 

Aynı sahneyi paylaştığımız o gün tanımaya başladım kendisini. Ve inanın tanımaktan onur duydum, edebiyatla içiçe, ciddi kişiliği, samimi sohbeti, açıksözlülüğü ve cesurluğu ile takdir edilen çevresinde sevilen şairimizi henüz yakinen tanımayan şair-yazar dostlara da tanıtmayı boynumun borcu bildim. Önce Iğdır Aralık ilçesinden olan fakat İstanbul’da yaşayan Yurtseven Şen hakkında kısaca bilgi verip söyleşimize geçelim.

1997 yılında Trakya Üniversitesi Gümrük İşletme bölümünü bitiren Yurtseven Şen, 1998 yılında Aralık Ziraat Bankasında Memur olarak göreve başlasa da 2002 yılında beri bu görevini Gümrük Müsteşarlığında yürütmektedir. Yayınlanmış dört eseri olan Şair-yazar Şen'in Almanya’da yayımlanan Bakış ve Referans dergilerinde düzenli olarak şiir ve öyküleri yayımlanmakta olup, Türkiye ve Azerbaycan’da birçok internet sitesi ve yerel gazetelerde yayımlanmış eserleri bulunmaktadır.  Şiir dalında bir çok yarışmada dereceleri olan şairimizi yormamaya çalışalım…
 

 

“Kıymetli Şairim, öncelikle vakit ayırdığınız için teşekkür ediyorum, ilk sorum şair-yazar olmanın yükü ile ilgili. İsmimiz bazen şahsımızın önüne geçer, sizin için Yurtseven Şen olmanın zorlukları mutlulukları nelerdir ya da şöyle sorayım Yurtseven Şen olmak zor mu?

 

Fatma Hocam öncelikle söyleşi için ben teşekkür ederim. Şairler binlerce yıl evvelinden her türlü zorluğa ve zulme göğüs gererek halkın acılarını, sevinçlerini, isyanlarını kısacası tüm hislerini dile getirmek  misyonunu yüklenen kişilerdir.  Kişi eğer şair ise, görünmeyeni görmek, duyulmayanı duymak ve hakikati haykırmak zorundadır. Bu bilinçte hareket edildiği sürece ve halk tarafından kişiye "Şair" payesi verildikten sonra artık ismimiz şahsımızın önüne geçer. Bunun zorluğu vardır lakin verdiği manevi haz herşeyin üstündedir.

“Çocukluğunuzdan bu yana kalem sevdalısı birisiniz. Yurtsever Şiirler isminde ilk eseriniz 2009 yılında çıktı. Daha sonra 2012’de okuyucunuzla buluşan “Dilimin Ucundakiler” ve 2014 yılında ise “Üşüyen Güneşin Yansıması” ile “Ya Zillet Ya Hürriyet” kitaplarınızı ilk eserinizle kıyasladığınızda “Keşke” dediğiniz noktalar oluyor mu? Her gün yeni bilgilerle donanan şair-yazarlar bir önceki eserinde illaki eksiklik bulur düşüncesindeyim, ne dersiniz?”

(Yurtseven Şen Iğdır Vali Yardımcısı Mevlüt Özmen ile...)

Keşke dediğimiz noktalar elbette çok olmuştur. Hatta en son kitapta bile birçok keşkelerim var. İnsan yazdıkça, yazdıkça, yazdıkça pişiyor ve geçmişe dönüp baktığında kendi hamlığını, acemiliğini fark ediyor.

 

Kitaplarınız içinde Türkiye’de ilk kez olan Kerbela şiirlerinin bulunduğu tek kitap “Ya Zillet Ya Hürriyet” yoğun ilgi gördü. Bu eserin oluşumu nasıl oldu? Neler yaşadınız? Paylaşır mısınız?”

 

"Ya Zillet Ya Hürriyet" kitabında Kerbela Olayını kronolojik olarak baştan sona kadar şiirle anlatmaya çalıştım. Beni bu yola iten çağımızda bu mevzuda yazılmış başka bir manzum eserin olmamasıydı. Bu eksikliği bir nebze de olsa gidermek yaşadığım kültüre en büyük hediyem olacak diye düşündüm.

 

“Azerbaycan ve Türkiye Türkçesi ile yazmış olduğu şiirlerden oluşturduğunuz bir şiir kitabınız ve Sovyetlerin Çöküşü sırasında Azerbaycan'da meydana gelen gelişmelere ilişkin yazdığınız belgesel-romanın yayın aşamasında olduğunu biliyoruz. Okurlarınız heyecanla bekliyor ve iyi şairliğin ardından gelen romanın mükemmel olacağı/olduğu konusunda hemfikirler… Ne kadar sürede yazdınız, istediğiniz gibi oldu mu ve nasıl tepkiler bekliyorsunuz bizimle paylaşır mısınız?”

 

20 Ocak 1990 tarihinde Azerbaycan'da tüm dünyanın gözü önünde bir katliam gerçekleştirilmiş ve önce Bakü'de sonra diğer şehirlerde  Azerbaycan Türkleri çoluk çocuk demeden hunharca katledilmiştir. Bu vahim olayla alakalı olarak ne Azerbaycan'da ne de Türkiye'de bir roman yazılmamıştı. Yaklaşık bir yıllık bir çalışma neticesinde Azerbaycan Devlet arşivlerinden binlerce belge inceleyerek ve 20 den fazla canlı şahitle görüşerek bu olayı konu alan romanımızı tamamladık. Bu roman'ın ilk olumlu tepkisini sevgili editörümden (Edebiyat Öğretmeni) okuduğum en müthiş ve en akıcı roman şeklinde aldım ve de çok mutlu oldum. Beklentim hem konusu bakımından hem de dilimizde ki akıcılıktan olumlu tepkiler almam yönünde. Tabi ki olumsuz tüm eleştirilerden de kendimize ders çıkartmaktan zerre kadar gocunmayız. Ayrıca bu romanın Azerbaycan'da da yayımlanması için başlattığımız girişimler olumlu sonuç verdi. İnşallah bir kaç içinde hem Türkiye'de hem de Azerbaycan'da okurlarla buluşacak.

 

“Bir söyleminizde "Şiiri ve edebiyatı çok seviyorum. Aras nehri kıyılarında sınır bir ilde büyüdüm. Büyüklerimden masallar, maniler dinledim. Şiirlerim, inancımıza, kültürümüze ve değerlerimize uygun şiirlerdir." diyorsunuz. Hicivdeki ustalığınız tartışılmaz. Gerek Iğdır’a gerekse farklı konularda yazdığınız güzel şiirlerle büyülüyorsunuz. Herkes hiciv yazacak kadar cesaretli de değildir. Hece şiirindeki ustalığınız veriminiz de malum. Şiiri bu kadar sevmenizi neye bağlıyorsunuz?”

Ninem yani babaannem Batı Azerbaycanlıdır,  bugünkü Erivan sınırları içerisinde kalan Çobankere köyünden. Ermeni zulmünden dolayı Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmıştır. Ninem o köyde Azerbaycan'ın büyük şairi Âşık Alesker'in şiirleri ile büyümüş ve bizlere de ezberlediği o şiirleri öğretti. Çocuk yaşlarda şiir ruhumuza işlendi adeta.

“Piyasada bu kadar çok yayınevi, bu kadar çok kitap, bu kadar çok yazar olmasına karşın çok az okur var. Bizim insanımız beş dakika vakti olsa hemen ya sosyal paylaşımda vakit harcar ya televizyona bakar. Okumayı alışkanlıkları için imkânınız olsa neler yapardınız?”

İlkokuldan başlayarak üniversite dâhil olmak üzere, her öğrenciye ezberlenen şiir veya özeti çıkarılan başka bir edebi eser (roman, hikâye vs.) için özellikle Türkçe ve edebiyat derslerinde sınıf geçme derecesine etki edecek kadar not verilmesini sağlardım. Eğitim olmadan maalesef okuma alışkanlığı kazanılmıyor.

“Şairlere ‘Bir şiir de bana yazsana’ diyen çok oluyor. Sizi de eminim rahat bırakmıyorlar. Her konuda yazabilen bir kalemsiniz. Cevabınız genelde evet mi olur?”

(Yutseven Şen Eğitimci-Şair-Organizatör Kemalettin Kalkan ile...)

Bu tür istekler genelde sevdiğim dostlarımdan geliyor. Bende onları kırmamak adına yazıyorum.

“Edebiyatımızın on yıl sonra nerede olacağı hususunda bir tahmin alabilir miyiz?”

Üzülerek, bugünden fazla ileride olacağını düşünmüyorum.

“Yurtseven Şen’in günlük hayatı nasıldır? Neler yapar, hangi faaliyetlerde bulunur, en çok hangi çiçeği, hangi, kitabı, hangi yemeği sever?”

Yurtseven Şen gün boyunca düşünür, aklına gelen şiiri tasarlar, sonra gider klavyenin başına bir iki cümle yazar sonra o şiir bitene kadar bu düşünme ve yazma eylemi devam eder. En sevdiğim çiçek karanfil en sevdiğim kitap Cengiz Aytmatov'un "Gün Olur Asra Bedel" en sevdiğim yemek Iğdır Bozbaş'ı.

“Kitaplarınızın isimlerini vermek sizi yordu mu? Nasıl karar verdiniz?”

Açık söyleyeyim çok zor oldu. Karar vermek için yakın dostlarımın da fikirlerine başvurdum.

“A.Lincoln demiş ki; ‘Benim hayat tecrübeme göre hiç kusuru olmayan insanların hiç erdemleri yoktur.’ Sizin de keşke olmasaydı dediğiniz huy ya da alışkanlıklarınız var mı?”

Kusursuz insan elbette yoktur. En kötü alışkanlığım maalesef sigara

“Günümüz şairlerinden en beğendikleriniz hangisi birkaç isim alabilir miyiz?”

Nurullah Genç, Memmed Araz

(Yurtseven Şen, Avrupa'dan Bakış Dergisi Sahibi Orhan Aras ile)

“Biz de daha çok yazan şair var, okuyan şair çok az zannediyorum. Herkes en iyi kendisinin yazdığını zannediyor Bazıları da sırf çalmak için okuyor. Çalıntı şiirler ortalarda geziyor. Siz emek hırsızlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?”

Ülkemiz şairleri maalesef bir şiir okuyup üstüne elli şiir yazıyorlar ve bu da aynı kelime aynı cümle ve aynı mevzu kısırdöngüsünde dolanıp durmalarına neden oluyor.  Oysa olması gereken her şair en az elli şiir okuyup bir şiir yazmalıdır. Yani yüz tane şiir yazan bir şairin en az beşbin şiir okuması gerekir ki ülkemizde bu olay tam tersine seyrediyor.  Emek hırsızlığı bazen o kadar bariz yapılıyor ki şaşırıp kalıyorum. Oysa insan kendisi üretirse hem keyfi hem de erdemi fazla olur.

“Bundan otuz yıl sonra sizce Yurtseven Şen edebiyatın neresinde olacak, plan ve projeleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?”

Zamanla neler olur bugünden kestirmek zor. Yalnız otuz yıl sonra Türk edebiyatına adımızı yazdırmak ve ölümsüz eserler bırakarak yüz yıllar boyu anılmak gayretindeyiz.

 

“Vakit ayırdığınız için teşekkür ederken bir şiirinizi de okurlarımızla paylaşmak isteriz hangisine müsaade edersiniz?”

O halde "Almıla" şiirimizi paylaşalım;

Bu uçsuz yollarda kirpiğim üşür
Geceler gözüme karlar üşüşür
Siyah meleklerin gökteki yası
Hicran olup düşer kalbe damlası

Maveraünnehr’in en hırçın seli
Şarkılar nağmende bulur teselli
Gelir gurbetime seherde sıla
Ve adın yazılır ufka… Almıla

Bir sonsuz ummanda yüzer kehkeşan
Saçların kokuyor, Altay-Tiyen Şan
Doğar yalnızlığa bir deli hoşluk
Bu ne bahtiyarlık, bu ne sarhoşluk

Bakışın ok gibi gererken yayı
Tengri dağlarının dağılır sisi
Bir kuş kanadında gördüm rüyayı
Ey dağlar eriten kurdun dişisi

Akşamın zifrini yutarken hilal
Vuslattan yanına iki kadeh al
İyleşsin düşleri kemiren sızı
İçelim haz ile keskin kımızı

Ey sonsuz cennetin asil soylusu
Tuzağa düşürdü, attığın pusu
Bir anlık hasretin benziyor yıla
İçimde bir oddur, adın Almıla
Dudakta akkordur tadın Almıla


 

Çok teşekkür ederiz, kaleminiz daim olsun Sayın Yurtseven Şen… Nice eserlere, nice yeni baskılara diyerek Ruhumu Yakan Ateş isimli şiirinizi de müsaadenizle ben okurlarımızla paylaşmak istiyorum.

Elbette, ben de habername.com okurlarına sizin nezdinizde selam ve sevgilerimi sunuyorum.

 

        Yüreğimde sızı var  boğazım kör düğüm,

        Neden diye sormayın inanki çok kötüyüm

        Acılar defterime yazılmış varak varak
        Yıkıyor umutları, kırarak, kanatarak

Sonu gelmez hüzünler ardı sıra eklenir
Hicranın sağanağı üstüme çöreklenir

Bazen bu son soluğum, işte bitti diyorum
Bazen saatler boyu ağlamak istiyorum

Ne nefesim kesilir, ne gözümden yaş akar
İçime hapsettiğim o yaşlar beni yakar

Temaşanın sırrını arıyorken âmâda
Yitiverir bakışlar yedi menzil semada

Ey ruhum bu keşmekeş sırtında ki yükündür
Seni yakan ateşin tarifi namümkündür

Yurtseven ŞEN

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4394 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri