Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fatma Ç. KABADAYI

Şair Elif Keskin Karabulut ile Kalemi üzerine...

11 Mart 2015 Çarşamba

Şiir duygu oyuncağı değildir. Elif Keskin Karabulut

Şiirle.ŞAİRİ

 

 

Şiirleriyle gönüllerde taht kuran bir şairimizle birlikteyiz bu hafta… Sayın Elif Keskin Karabulut… Kendisiyle aynı edebiyat sitesinde edebi paylaşımlarda bulunuyoruz ve heceli şiirlerini okudukça insanın şair olası, durduk yere aşık olası, okudukça duygulanası geliyor.
“Hoş geldiniz Elif Hanım… Öncelikle okurlarımıza sizi tanıtalım. Elif Keskin Karabulut şaire kimliğinin dışında kimdir? Nelerden hoşlanır? Neler yapar?”

- Merhaba. Bu güzel sohbete başlamadan önce şunu söylemek isterim. Elif Keskin Karabulut' un ( Şiirlerin Şairi ) henüz şairlikle ilgili bir sıfatı yok ve sanırım yıllar geçse dâhi bu sıfatı benimseyemeyecek. Bana göre şair sıfatı, şair toplumun sesi olduğunda, toplumun da o kişiye şair sıfatını bahşettiğinde yüklenmeli bir ismin yanına. Ancak biliniyor ki ülkemizde eline kalemi alan çoğu kişi “şair” sıfatı ekliyor adının önüne. Bu yüzden ben kendime sadece bir şiir yazar olarak bakıyorum.

Öncelikle kendimi tanıtayım sizlere... Anne ve babası Öğretmenlik mesleğinden emekli üç çocuklu bir ailenin ortanca çocuğuyum. Bir kız kardeşim ve bir abim var. Rabb' im eksikliklerini göstermesin. Dokuz senelik evliyim ve Allah bağışlarsa sekiz yaşında bir kız çocuğu sahibiyim. İş hayatıma evliliğimle beraber nokta koydum ve bir daha çalışmayı düşünmedim. Yani ömrüm vefa ettiği sürece ev hanımıyım ve öyle kalacağım.
Aşk Dediğin Bir Bilmece

“Edebiyata olan ilginiz ne zaman başladı?”

-Anne ve babası öğretmen olan bir birey olarak hayatım kitaplar içinde geçti diyebilirim. Annemin anlattığı masallarla birgün farklı bir hayata açılacağım ve bugün kitapların içinde mana denizinde yüzeceğim o günlerde hiç aklıma gelmezdi. Babamın bir hobisi vardı; hemen hemen her yeni kitabı alır, okuyabileceğimiz türde olanları sırayla bana ve kardeşlerime okuttururdu. Disiplinli bir insandı benim babam, hâlâ da öyle.
Edebiyata ilgim ilkokul 3. sınıfta babamın kütüphanesinde ona ait olan şiir defterlerini bulmamla başladı. Orada kelimenin tam manası ile bir hazine bulacağım hiç aklıma gelmezdi o günlerde. İşte benim şiire olan ilgim tam olarak o gün başladı. Artık hikâye ve masal kitaplarının yanı sıra şiir kitapları da okumaya başlamıştım. Ve o gün ilk şiirimi yazdım. Belki çocukçaydı ama benim ilk şiirimdi. Anneme yazmıştım ilk şiirimi...

“Harika… İlk şiiri anneye yazmak yani… Peki Elif Hanım, şiir sizin için ne ifade ediyor? Ya şiir olmasaydı?”

-Şiir tutkulu bir aşk bana göre... Aslında hiçbir zaman hissedemeyeceğiniz duyguları onunla hissediyor ve noktayı koyduğunuz anda o şiirin kahramanı oluveriyorsunuz. Yazamadığınız anda ise o kahraman ölüyor ve siz onu defnedecek bir mezar bile bulamıyorsunuz... Her şiirde kendinizi arar, her şiirde kendinizden bir şeyler bulmak için parça parça oluyorsunuz o an. Şiir bana göre nefes almak gibi bir şey.

Şiir olmasaydı eksik kalırdı sanırım bir yanım. Beni tamamlayan tek şeyin şiir olduğunu düşünüyorum. Hani nasıl desem; ruh ikizim gibi şiir.

“Yaşadığınız şehir mi size ilham veriyor siz mi yaşadığınız şehire?”

- Aslında her ikisi de değil. Yani ne yaşadığım şiir bana ilham veriyor ne de ben yaşadığım şehire ilham veriyorum. Anne ve babamın mesleği dolayısı ile çok şehir değiştirdik. Bu yüzden eğitim hayatımın her dönemini farklı farklı şehirlerde bitirdim. İşin gerçeğini söylemek gerekirse bana sevgili şiir perim ilham veriyor... Tıpkı benim gibi değişken bir ruh haline sahip olan bu karakterin adı ise '' İlhami''.

“Heceli şiirde usta kalemlerdensiniz. Çevrenizde edebiyata olan ilginiz nasıl karşılanıyor?”

- Aslına bakarsanız hece şiirlerinde ya da serbest şiir dalında ustalık mertebesine ulaştığımı sanmıyorum. Ben duygularıyla şiir yazan bir insanım. Şiiri bir meslek olarak hiç göremedim. Şiir bana göre anlık duyguların kâğıda yansımasından başka hiç birşey değil. Yani bir şey duyuyorsunuz, görüyorsunuz veya tahammül edemediğiniz bir olayla karşı karşıya geliyorsunuz ve yahutta bir şey sizi sevindirdi, mutlu etti. İşte o an bana göre şairin şiire sarılması için en uygun an. Rüyamdan uyanıp şiir yazdığımı bilirim mesela. Gündelik hayatımda zamanımın hemen hemen çoğunu şiir okuyarak, yazarak, şiirle ilgili konuşarak geçiriyorum diyebilirim. Kızım çok seviyor, eşim siyasi ve hiciv türü şiir yazmamı istemiyor, ailem ise memnun oluyor şiir yazdığım ve onlara okuduğum zaman.

“Şiirlerinizi bir kitap halinde okurlarınıza sunmayı düşünüyor musunuz?”

Bunu yirmi yaşımda bir kere düşünmüştüm. Daha sonra tam manası ile şair olan bir insanla karşılaştım ve o gün bir şiir kitabı bastırabilmek için çok fazla donanıma sahip olmak gerektiğini kavradığım gün oldu. Ve hala bir şiir kitabı bastıracak kadar donanımlı hissetmiyorum kendimi. Ama babamdan bana geçen bir alışkanlık; çok sayıda kitap satın aldım ve bende kendi kütüphanemi oluşturdum. Teknolojinin ilerlemesi ile artık kütüphane odama pek uğramasam da bende kızıma bir hazine bırakabilmek için çabalıyorum.

“Edebiyat sitelerinde edebi paylaşımlar okuyana çok şey kazandırıyor. Hele de öğretici yazılar… Fakat okumaya üşenen bir toplumuz. Sizin okuma merakınızı biliyorum. Okumayı bu kadar kim sevdirdi?”

- Evet edebiyat siteleri Şairlerin birbirleriyle tanışıp kaynaşmaları birbirleriyle fikir alış- verişinde bulunabilmeleri için vazgeçilmez yerler. Bu tür sitelerde hepimiz edep çerçevesi içinde birbirimizi okuyor ve değerlendiriyoruz. Okumayı seven bir insan olarak günde hiç okumasam yüze yakın şiir okuyorum. Dediğim gibi şiirle tanışmama, şiiri bu kadar sevmeme ve okuma merakıma sebep olan kişi babamdır...



“Her şiir yazana şair demiyoruz, her şairin kalıcı olacağına inanmıyoruz. Sizce iyi bir şair olmak için hangi özellikleri taşımak gerekir? Bir şiirde neler ararsınız?”

- Bana göre şiirin kalıcılığı ne yazana ne de yazılana bağlıdır. Şiir ancak okuyucu içinde kendinden bir şeyler bulabiliyorsa şiirdir. Lakin şairin kalıcılığı yazdıkları ile anlam bulur. İyi bir şair olabilmek için edep' i ne yürekten ne de dilden ayırmamız gerekir. Yani bir şairin yazdığı ile düşündüğü aynı olmalıdır. Ben şiiri ne hece ne de serbest olarak değerlendiririm. Bana göre içinde duygu olan her şiir güzeldir ve okunmaya değerdir. Bazen şiir okurken öyle anlar oluyor ki, derin bir mana denizinde buluyorum kendimi. Ve okuma isteğim öyle zamanlarda daha da yoğunlaşıyor. Üç saat hiç ara vermeden şiir okuduğumu bilirim.

“Bazı arkadaşlar şiirlerini düzeltmesi için başkalarından yardım aldığını dile getiriyorlar, hatta ücretle şiir yazdıranlar olduğunu duyup şaşırıyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?”

- Bunu şu şekilde açıklayayım. Benim öyle şiirlerim vardır ki üzerinde günlerce değişiklik yapmış, geceden başlayıp sabaha kadar üzerinde düşünmüş '' acaba ne yapabilirim, ne ekleyebilir ne çıkarabilirim'' diye kendi kendime sormuşluğum olmuştur. Evet yazdığı şiirleri yardım alarak yazdığını söyleyen çok kişiden bende haberdarım. Şiirin bir başkası tarafından düzeltilmesi normal mi? Bence hayır. Ama yazılan şiir hakkında kafiye örgüsü, anlam kaygısı ve şiirin kendini daha iyi ifade etmesi için öneriler alınabilir. Açıkçası ücretle şiir yazdıran var mıdır, yok mudur bunu da bilmiyorum. Lakin şiir değiş- tokuşu yaptığını söyleyenleri, falanca ile hayali bir sevda yaşayıp bunu şiire dönüştürenleri çok duydum. Kimsenin şiire bakış acısı beni ilgilendirmese de şunu söylemek isterim: Şiir duygu oyuncağı değildir. Yani şiir satın alınmaz, gerçekte var olmayan bir duyguyla yazılmaz. Ama şair duygudaşlık kurma özelliği olan bir insansa kendini bir başkasının yerine rahatça koyabilir, onun gibi düşünebilir, hissedebilir ve bu hissiyatı kâğıda aktarabilir.

“Geleceğe ait ne gibi projeleriniz var öğrenebilir miyiz?”

- Kendini evine ve kızına adamış bir bayan olarak bu kutlu vazifemi devam ettirebilmek hayattaki tek projem. Fazlasını hiç düşünmedim ve hayatımdan da çok memnunum. Açık söylemek gerekirse bir bayana en güzel meslek '' annelik ''. Maddi bir sıkıntıya düşmedikçe iş hayatıma geri dönmeyi düşünmeyeceğim sanırım.

“Çok teşekkür ediyor saygılar sunuyoruz Elif Hanım, yolunuz açık ‘İlhami’niz bol olsun.”

- Ben teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle...

HEMŞEHRİM


Bu şehirde takılmışım ağlara
Kar bu sene gelemedim hemşerim.
Senin ile çıkmıştık ya dağlara...
Zor bu sene gelemedim hemşerim.



Gurbet ile açtık hazan pazarı
Bağbanların bize değdi nazarı.
Otlandı mı babaannemin mezarı?
Kor bu sene gülemedim hemşerim.



Dumanım tütmüyor yansa ateşim
Anı defterinden kalkmıyor başım.
Yürekte hicranım, gözümde yaşım
Har bu sene silemedim hemşerim.


Ne kadar perişan ne kadar hazin
Mektubun içinde duruyor yazın
Sabırla bekliyor elekte hüzün
Var bu sene elemedim hemşerim.


Ne tatlıydı yaylaların balları
Söyle bana kim ayırdı kolları
Gayret edip aşamadım yolları
Sur bu sene delemedim hemşerim.



Yazmışsın ya köy evimin halından
İnmiyorduk yemişlerin dalından
Bir buket yap çiçeklerin alından
Kır bu sene bölemedim hemşerim.



Gam yemem günlerim dese de yeter
Salıma yüklerim selamım gider
Ömrümün vadesi ne zaman biter?
Sır bu sene ölemedim hemşerim.


ELİF KESKİN KARABULUT.../ ŞİİRLERİN ŞAİRİ...

 

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3202 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri