Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fatma Ç. KABADAYI

TOPRAK (1.BÖLÜM)

07 Mayıs 2010 Cuma

Keziban Hatun, hışımla tahta kapının kolunu açıp içeri girdi. Sinirliydi. Elleriyle şalvarının eteklerinden tutmuş Seyit ağanın sedirde oturuşuna baktı, gür sesiyle çıkıştı:

“Siyda!” dedi, eşine kısaca böyle hitap ederdi.
Siyah şalvarıyla köyün koskoca ağası pala bıyıkla Seyit ağa, sedirin en köşesine kurulmuş, nargilesini tüttürerek yeşil çerçeveli pencereden ahırın önünü seyrediyordu:

“De hele gız, nedir bu sinirin? Dellenmiş misen?” diye sordu. Başını yine pencereye çevirdi yeniden.

“Siyda! Olmuyor bah böyle... Gara Şahin bile toprağının yarısından çoğunu hanımının üstüne geçirmiştir. Sen de benim babamdan galan torpağımı bile gendi üstüne almışsın. Duymuşum... Bilirem...”

“Ne dersin gız sen? Hele derdin bu mudur? Bunun için mi gelmişsen?”

“He ya... Daha ne olsun?”

Ellerini şalvarından çekip arka tarafa hafif kaymış olan kırmızılı yazmasını düzelterek devam etti:

“Sen bağa değer vermisen. Bilirim. Verseydin hele benim torpagıma da gözünü dikmezdin Siyda!Haggımı isterem, bilesen!”

Seyit ağa başını çevirdi hanımına. Bacağının birini öne uzattı. Nargilesinden bir nefeslik daha fokurtular geldi peşi sıra. Sonra tek eliyle bıyıklarını düzeltti:

“De get Kezban... Sinirimi bozmayasan benim... Yorgunum zati… Hade...”

“Ne dersin sen Siyda! Ben torpağımı isterem. Muhtar bana her bi şeyi anlatmıştır.”

“Ne anlatmış o çoh bilmiş topal herif... Hele o gendi işine bahsın! Emmiyin oğlu da senin gibi toprah derdine düştü, gördün ne haller gelmiştir başına!”

“Sen bilirsin ağa!Ben diyeceğimi demişem...Ötesini sen düşünesen gari..”

Arkasını yine hışımla döndü. Sertçe kapattığı kapıya uzattı elini. “La havle...” diyerek çıktı odadan. Doğruca kilere gitti. Kiler gündüz vakti olmasına rağmen biraz karanlıktı. Gaz lambasını geceleri yakıyordu gerektiğinde. Ama şu anda loş olduğu için her şeyi bulabiliyordu. Sepetlerinden buğdaya, bulgurundan tavuk yemine, elmasından tavasına hepsi bu kilerdeydi.

Tavanda asılı helkelerden birini alıp ahıra doğru yol aldı. Daha koyunları sağacak, sütü kaynatacak, yoğurt mayalayacaktı. Her işe kendisi koşturuyor, yine de beyine yaranamıyordu.Üstelik üzerine iki tane kuma getirmişti.

Bu adam aslında kendisini hak etmiyordu ama ne yapsın idi.Sonradan gelen kadınlara evini barkını bırakıp da gidecek değildi ya.Hem nereye gidecekti ki?Kocası kağıtlara parmak bastırıp babasından kalan o tarlaları bile kendi zimmetine geçirmişti.Ağa idi.Varlıklıydı ama yıllardır ne kadına, ne toprağa gözü doymuştu.Bunca yıldır hep Kezban Hatun ezilmiş, hep o didinmişti.Elinde avucunda ne varsa kocası sahiplenmişti.Şimdi kapıya atsa bir karış toprağı bile yoktu.

Söylene söylene ahıra girdi.Koyunun bacağından tutup yakaladı.Arka bacaklarının arasına helkeyi yerleştirip çömeldi.Sağmaya başladı:

“Ömrün gesilsin Siyda! Emeklerim gözüne dizine dursun! Sen hele beni gandırıp elimdeki üç beş darlaya bile gözünü dikip aldın ya, hele ben senin yanına mı bırahırım bunu! Gözünü toprah doyursun Siyda!”

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2914 defa okunmuştur
toprak
songül ural
gerçekten çok güzel etkileyici.hocam emeğinize ve yüreğinize sağlık selam ve saygılarla...
20 Mayıs 2010 Perşembe 19:57
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
kalite
Ayşe Duran
Okumaktan keyif aldığım hikayelerin etkin kalemi. İlk okuduğumda da aynı keyifle okumuştum bu seriyi. Kutluyorum.
15 Mayıs 2010 Cumartesi 00:51
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
kadının intikamı acı olur
uğur okçuoğlu
Bence kadın milletinden korkmak gerek. =)Yazarımız acaba bunları bir kitap altında toplamayı düşünüyor mudur çok merak ettim. Ayrıca yöresel ağız ve tasvirler çok güzel, insan o anı yaşıyormuşcasına gözünün önüne getirip kendini olayın akışına bırakıyor derken yazının bittiğini devamının daha sonra geleceğini hatırlayıp derinden sarsılıyor.Çok güzel bir çalışma yazarımızın emeğine sağlık...
13 Mayıs 2010 Perşembe 15:55
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Hayırla devamını bekliyoruz
Nur Demir
Allah razı olsun ne diyeyim. Yöresel ifadeleri ve adetleri çok güzel yakalamışsınız. Ne yapsa yaranamayan kadının dramı ancak bu kadar tasvir edilir.
07 Mayıs 2010 Cuma 19:42
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri