Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fatma Ç. KABADAYI

VELİ Mİ NİMET YOKSA ÖĞRETMEN Mİ?

01 Ekim 2011 Cumartesi

 

 

Çevrenizdeki insanlara bir bakın!

Onları öğrenci velisi, kendinizi öğretmen olarak düşünün. Ben düşünmüyor bizzat yaşıyorum ve tablo çok ürkütücü.

Öğretmenlik fedakârlık ister.

Genellikle bir çocuk okula kayıt olduktan sonra birçoğunun anne ve babası birer profesör oluverir fakat okumamış profesörlerden. Cahil bir profesörün topluma ne kadar zarar vereceğini tasavvur bile edemezsiniz.

Bir söz vardır, “Bir şey biliyorsun konuş, ibret alsınlar, bir şey bilmiyorsan sus da adam sansınlar.” Bizde bilen de bilmeyen de konuşur durur.

Anne baba o kadar bilgilidir ki önce kulaktan dolma bilgilerle öğretmen seçmeye çalışır. “O öğretmen iyi değil, diğerini istiyoruz.” diyerek önce idareyi meşgul eder ardından da çocuk okula başlar başlamaz öğretmeni göz hapsine alır. Öğretmenin olumlu özelliklerini göz ardı eder ve “Bir açık bulabilir miyim?” düşüncesiyle hayatı kendine ve çocuğuna hatta öğretmene dar eder. Öğretmene gerekli gereksiz sorularla, önerilerle, eleştirilerle yaklaşır. “Ama ben toplu beslenme istemiyorum!” derken şu cevabı bekler. “Ah, nasıl da düşünemedim, lütfen beni mazur görün, hemen değiştirelim normal beslenmeye geçelim, diğer yirmi dokuz öğrenci velisinin ne düşündüğü ve benim aldığım karar hiç önemli değil. Önemli olan sizin ne istediğiniz. Derhal değiştiriyorum!”

Geçen yıl yine çok bilgili (!) bir velim, sene başı toplantısında bana şöyle bir soru yöneltti;

“Dergiyi seçerken bana niye sormadınız?”

Bu bayanın bu kadar cahil olmasına ağlamak mı yoksa bu kadar saygısız olmasına sinirlenmek mi gerekir? Biz dergiyi veliye soracaksak neden on altı yıl eğitim alıyoruz, neden bu kadar sınavı geçmek zorundayız ve neden bir yıl stajyer kalıyoruz? Kendisinin dergileri neye göre seçeceği aşikâr değil mi? Dergiyi muhtemelen resimlerine, kalınlığına ve büyük ihtimalle de ucuzluğuna bakıp seçecekti.

Her birey her işten anlasaydı zaten meslekler diye bir kavram olmazdı, yanılıyor muyum?

Velilerin bu müdahalelerinde asıl amaçları nedir peki? Öğretmen eğitim-öğretimde eksik de veli mi düzeltecek? Böyle bir şey mümkün mü? Sizce hangi öğretmen görevini yapmamak için okuluna gider ya da haram parayı ailesine yedirir? Bizim veli teftişine ihtiyacımız var da biz mi bilmiyoruz?

Amirimizin, amirimizin de amirlerinin olduğunu bilmeyen var mı hala acaba?

Veli öğretmenin işine karışarak hem çocukların hakkı olan zamanı çalıyor hem de kendini küçük düşürüyor. Düşünün her gün on veli birer dakikadan öğretmeni meşgul etse bu on dakika eder. Sizce on dakika, kırk dakikalık ders için önemli bir zaman teşkil etmiyor mu?

Ben öğretmenim ve hiçbir zaman çocuğumun öğretmenine “Bunu niye böyle yapıyorsun? Şöyle yap!” demedim, diyemem. Diyebilme hakkım ve cürretim yoktur. Bu işin uzmanı, bileni odur.

Gerçekten faydalı olacağını düşündüğünüz bir fikriniz varsa saygı çerçevesi içerisinde ve ders saatleri dışında öğretmenle görüşebilirsiniz.

 Sınıftan ayrılmayan veliler, telefon numarasını verdikten sonra gecenin bir yarısı sizi arayıp “Beslenmesine ayran yerine yoğurt koysam olur mu diyenler, çocuğunun evine dönerken düşmesinden bile öğretmeni sorumlu tutan veliler, bütün çocuklar öğrenebildiği halde kendi çocuğu öğrenemiyor diyerek öğretmeni suçlayanlar… Bunlardan bahsetmeyeceğim, zaten biliyorsunuz.

Veli sadece üzerine düşeni yapsın yeter. Nedir bu? Öğretmenin ondan istedikleri. Okul aile öğretmen işbirliği. Derslerini yapmak yerine yapmasını sağlamak velinin görevidir. Öğretmenin istediği kaynak kitaba günlerce söylenen veli ne kuaföründen, ne bakımından, ne de elindeki makyaj katalogundan vazgeçmektedir. Zaten veli bilmelidir ki öğretmen çocuğa faydalı olmayacak hiçbir kaynağı aldırmaz. Kendisi de bir velidir. Elbette veli öğretmenle iletişim içinde olacak zaten toplantılar bu yüzden yapılıyor. Çocukta sosyal, bilişsel, bedensel gelişimler kazandırmak velilin söylemleriyle değil, iki tarafında üzerine düşeni yapmasıyla olur.

Kızdıklarım sadece araba tamircisine lastik şişirmeyi öğretmeye çalışanlara. Onlar kendilerini biliyor muhtemelen. Öğretmenler de onları. Bize işimizi öğretmeyin.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6064 defa okunmuştur
Bir Öğretmeni Anlayabilmek...
Emine Pisiren
Sevgili Fatma Çetin Kabadayı, Yeryüzünde Anne-den sonra en kutsal mesleklerden biri de kuşkusuz öğretmenliktir.Zira çocuk yetiştirmek iğneyle kuyu kazmak gibidir.Gerçekten mesleğini seven-sorumlu bir öğretmen Sevgi-Bilgi-Hoşgörü-Sabır ve Emekle mayalar adeta çocuklarını.Hani eskiler boşuna söylememişler,"eti senin kemiği benim" diye.Aslında o söz bugün içinde geçerli olmalı.Mecazi anlamı çok değerlidir.Öğretmene verilen saygının önemini ifade eder o söz.Dayak olarak algılanmamalı.Öğretmen-Veli-Öğrenci sacayağı sağlam kurulduğu ölçüde eğitim ve öğretimde başarılı olunur.Fırıncının işine karışılırsa hamurun mayası kaçarmış, öğretmen müfredata uyar, bilgilerini aktarır, tereciye tere satmamalı, değil mi?O veliler yanlış yapmış. Her zaman yazılarınızı beğeniyle okurum.Kaleminizin tesirindeyim. Emeğinize teşekkürler. Selam ve Sevgilerimle
10 Ekim 2011 Pazartesi 19:04
Beğendim (4)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Ama Fakat Lakin
Efdal
Veli öğretmenin idealist ve çocuğunu sahiplendiğine inanmadığı zaman onun işine karışmaya başlar. Bunu unutmayın. Tatmin olmuş veliler genelde sadece seyrederler. Tatmin olmamış olanlar ise sürekli düzeltebilecekleri düşüncesi ile ve çocuğumun eğitimi söz
10 Ekim 2011 Pazartesi 09:02
Beğendim (3)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
DERGİ ALDIRMA İŞİ HALA DEVAM MI EDİYOR?
HASİBE KÜÇÜK
"Biz dergiyi veliye soracaksak neden on altı yıl eğitim alıyoruz, neden bu kadar sınavı geçmek zorundayız ve neden bir yıl stajyer kalıyoruz? Kendisinin dergileri neye göre seçeceği aşikâr değil mi? Dergiyi muhtemelen resimlerine, kalınlığına ve büyük ihtimalle de ucuzluğuna bakıp seçecekti."" Dergi aldırmayı bakanlık yasaklamadı mı?
03 Ekim 2011 Pazartesi 17:57
Beğendim (5)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri