Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fehmi KORU

Bugün 27 Nisan, neşe doluyor insan

27 Nisan 2012 Cuma

Bir bayramlar ülkesi olan Türkiye’de yeni bir bayrama ihtiyaç yok; ama benim yine de bir bayram önerim olacak: Yılın tam da bu günü (27 Nisan) demokrasi bayramı olarak kutlanabilir...

Askerler, “Bizim istediğimiz gibi birini cumhurbaşkanı seçmezseniz bir gece ansızın gelebiliriz” anlamına gelen ‘e-muhtıra’yı 27 Nisan 2007 gecesi Genelkurmay internet sitesine koymuşlardı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın bizzat sahiplendiği ‘muhtıra’nın ertesi günü toplanan Bakanlar Kurulu, “Herkes işine baksın, cumhurbaşkanı seçmek Meclis’in işi” açıklamasını yapınca, demokrasiye giden ardına kadar yol açılıverdi.

Sanki bir sihirli değnek gibiydi ‘27 Nisan muhtırası’...

Meydan okuyucu Bakanlar Kurulu açıklaması ertesi gün yapıldığı için bayram olarak 28 Şubat günü de benimsenebilir; ama ben yine de, muhtıra verilmemiş olsa ardından meydana gelenler yaşanmayacağı için, 27 Nisan gününün bayram olarak kutlanmasının daha mânidar olacağı kanaatindeyim.

Türkiye yalnızca ‘depremler ülkesi’ değil, aynı zamanda bir ‘darbeler ülkesi’ de... Askeri müdahalelerin ülkeye etkisi 8.2’lik depremlerden daha az değil. 1960, 1971, 1980 darbeleri, 1997’nin ‘post-modern’ müdahalesi ülkeyi temelinden sarstı. Kendine özgü çekişmelerine rağmen son on yılın ülkeye yaşattığı görece refaha bakıp, “Darbelerle demokrasi kesintiye uğratılmasaydı kimbilir bugün ne iyi halde olacaktık” diye düşünmemek elde değil.

Ülkeye kayıp yıllar yaşattı askeri müdahaleler...

27 Mayıs’ta (1960), 12 Mart’ta (1971) ve 12 Eylül’de (1980) müdahaleye maruz kalan siyasi kadrolar farklı davranabilseler darbeler dönemi daha erken sona erebilirdi. İki kez (1971 ve 1980) darbeyle düşürülmüş bir siyasetçi, cumhurbaşkanı oluşunu, eskiden yaşadıklarının başkaları tarafından yaşanmaması için kalıcı tedbirler almak için bir fırsata dönüştürmedi 28 Şubat 1997’de; tam tersine, darbelerin mağduru olma deneyimini yeniden bir müdahaleyi yönlendirerek değerlendirdi.

Her seferinde askerler siyasete müdahale ettiler, siyasiler olanı kabullenip askerler yeniden siyasete kapı aralayana kadar beklemeyi yeğlediler...

Ne zamana kadar? 27 Nisan 2007 ‘e-muhtırası’na kadar... Muhtırayı elinin tersiyle iade eden o hükümetin üyelerini ve Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası açıklanan karşı-muhtıraya katkıda bulunanları siyaset tarihimize altın harflerle kaydetmeliyiz.

Öncesindeki gelişmelere biraz yakından bakınca, ‘e-muhtıra’ denilen metnin her darbeden önce verilen ‘ön-uyarılar’ türünden olduğunu görebiliriz. 12 Eylül öncesinde Genelkurmay Başkanı Org. Kenan Evren’in dönemin cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e gönderdiği mektup gibiydi 27 Nisan’da Genelkurmay Başkanlığı internet sitesine konulan muhtıra... Beklemedikleri tepki yerine alıştıkları türden bir davranış biçimiyle karşılaşsaydı askerler, büyük ihtimalle, elleri altındaki güncelleştirilmiş ‘Bayrak Planı’nı uygulamaya koyacaklardı.

Cumhurbaşkanları bundan böyle millet tarafından seçilecekse bunu da 27 Nisan’a borçluyuz... Yapay yöntemlerle, ayak oyunlarıyla veya milletvekili ayartarak Meclis’i tıkayıp hep aynı tipten kişilerin Çankaya’ya çıkması sağlanıyordu yoksa...

Şaka sanmayın diye tekrarlıyorum: 27 Nisan gününü bayram ilân etmeyi ciddi ciddi düşünmeliyiz.

28 Nisan da olabilir.

Bu yazı toplam 1752 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri