Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fehmi KORU

Diktatörlere kapı aralamalı

12 Kasım 2011 Cumartesi

Ara sıra da olsa boşluğa hitap etmediğini öğrenmesi insanın, çok güzel. Aksi halde her gün yazmanın cazibesi olmazdı.

Dün bütün gazetelerde ABD Dışişleri’nin iki numarasına atfen yer alan “Araplar, Esad’a sürgün öneriyor” haberinden duyduğum sevinçle yazıyorum bunu. Bazı Arap ülkeleri bir an önce yönetimden ayrılmasını sağlamak için Suriye devlet başkanı Beşşar Esad’a sığınma teklif ediyormuş. Sadece bayramda 40 kişinin öldüğü bir Müslüman ülkede gitmesi istenen lidere çıkış yolunu göstermek, aylar öncesinden burada dillendirdiğim üzere, akıllıca bir yaklaşım.

Tunus’ta bir gencin kendisini yakmasıyla başlayan Arap Dünyası’ndaki hareketlenme, devlet başkanı Zeynel Abidin Bin Ali’nin Suudi Arabistan’a sığınmasıyla ilk olumlu sonucunu vermişti. Sonra işin içine başka eller girdi ve Mısır’da, Yemen’de, Libya’da, Suriye’de başgösteren toplumsal olaylar farklı sonuçlara yol açtı.

Sonraki hareketlenmelerin en göze çarpan özelliği, halkın istemediği yöneticilere reva görülen muameleydi. Mısır’da Hüsnü Mübarek’e çıkış yolu bırakmadı askeri yönetim; kendi icadı demir kafes arkasında idamla yargılıyor devrik lideri... Libya’da Muammer Kaddafi, muhtemelen aynı sonucu yaşamamak için, sonuna kadar direndi; âkıbetini biliyorsunuz...

Çıkış yolu bırakılmayan diktatörlere, binlerce insanın kanının dökülmesine yol açan içsavaş ve sonuna kadar direnme dışında bir seçenek kalmıyor.

Beşşar Esad’ın önünde yöetimi terk etmesini sağlayacak iyi örnekler bulunmuyor.

Halkların sokaklara dökülüp ‘değişim’ arzusunu dışa vurduğu Arap ülkelerinde diktatörlük rejimleri var. Bunlardan bazısı tek adam rejimi, bazısı ise önde bir lider görünse bile çetrefil ilişkiler sonucu oluşmuş ittifaklar rejimi... Suriye bu ikinci sınıfa giriyor: Babası ölünce uzun yıllar yaşadığı İngiltere’den getirip Beşşar Esad’ı Suriye’ye devlet başkanı yapan güç Baas Partisi’ydi; karışık ittifaklarla o güce sahip olmuştur Baas...

Üzerinde mutlaka düşünülmesi gereken iki soru var:

1. Baas rejiminin çıkış yeri Esad Ailesi’nin de memleketi olan Lazkiye olduğu halde, nasıl oldu da rejime sımsıkı bağlı Suriye askerleri bu kenti hem karadan hem denizden bombalayabildi? 2. Hama ve Hums gibi kentlerden her gün çatışma haberleri geliyor; buna karşılık ülkenin en büyük kentleri Şam ve Halep neden sessiz?

İki soruya verilecek cevap tek bir gerçeğe işaret edecektir: Dışarıdan bakanların alelacele ‘mezhebi azınlık’ etiketini yapıştırdıkları Suriye’deki rejimin, 40 yıl içerisinde, çoğunluğun dikkate alınması gereken unsurlarıyla ittifaklar kurup işbirliği yaptığına...

Toplumun hemen her kesitine sinmiştir Baas rejimi ve bu sebeple Suriye’de değişiklik gerçekleştirmek sanıldığı kadar kolay değildir. Beşşar Esad ve ailesi fertlerine sağlanacak ‘sığınma hakkı’ rejimin ittifaklarını parçalama etkisi yapabileceği için önemli. Tunus’ta gerçekleşenin Suriye’ye de sıçraması bekleniyorsa, en azından bu kapı sonuna kadar açık tutulmalıdır.

Libya’da ilk kurşunun atıldığı günden beri burada dillendirdiğim temenni, sonunda bazı Arap ülkeleri tarafından ABD’ye teklif olarak sunulmuş. Sevindim.

Bu yazı toplam 1504 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri