Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fehmi KORU

Olmayacak duaya 'âmin' denilmez

06 Temmuz 2010 Salı

Radikal yayın yönetmeni İsmet Berkan önemli bir konuya parmak basmış dün; keşke parmağını bir süreliğine o nâzik noktadan hiç kaldırmasa...

Dünyada siyaset çoktandır dinle barışık; geçmişte dine tepeden bakan 'solcu' partiler bile dindar bilinen kişileri başlarına getirmekte tereddüt etmiyorlar. Batı'da bunun çok çarpıcı örnekleri var da, en belirgini, İngiltere'de on yıl boyunca başbakanlığı elinde tutmuş İşçi Partili Tony Blair... ABD'de de Demokrat Parti'den seçilen Bill Clinton 'dindar' bir başkandı.

İsmet Berkan 'Dindar solcular' başlıklı yazısında bu örnekleri verdikten sonra sözü AKP ve CHP'ye getirip ardından kaçınılmaz soruyu soruyor: "Şimdi Ak Parti'nin iktidardaki sekizinci yılını yaşıyoruz. Bu partinin gizli gündemiyle ilgili korkuların nisbeten yatıştığı ama bu partinin de artık ciddi bir iktidar yıpranması içinde olduğu günlerdeyiz, en fazla 12 ay sonra yapılacak bir genel seçime doğru gidiyoruz. Bu aşamada din ve dindarlık olgusunun normalleşmesini, dindar solcuların da kendilerini ifade etmeye başlamasını beklemeli miyiz?"

CHP'ye "Din ve dindarlarla ilgili soruları istismar etmeden iktidar olamazsın" aklını verdiğini sanmıyorum Radikal yönetmeninin... Bu yazısıyla, CHP'ye ve CHP'li okurlarına, Kemal Kılıçdaroğlu röportajını yayımlarken o kadar satır arasından neden "Türbanlı kızlar da okuyacak" özetini manşete çıkardığını açıklama çabasında muhtemelen...

Kılıçdaroğlu PKK sorununa ilişkin "Genel af da çıkabilir" sözünden sonra en keskin ifadeleri 'türban' sorusuna verdiği cevapta kullanmıştı. 'Genel af' önerisinden vazgeçirildiği gibi 'türban'a ilişkin iyiniyetli sözlerini de geri almak zorunda bırakıldı.

Berkan, solcuların da dindar olabileceğini, Türkiye özelinde buna ihtiyaç bulunduğunu hatırlattığı yazısında, CHP'lilere, "Dindarları memnun edecek adımlar atmazsan iktidarı unut" uyarısında bulunmuş oluyor.

Aslında yaptığı, her seçimde yaşanan gerçekliğin hatırlatmasından ibaret. Çok partili demokrasiye geçildiği 1950 yılından buyana yapılan seçimlerde iktidar oyu alamadı CHP; en fazla oya ulaştığı 1977 seçimi "Ortanın solu Hz. Muhammed'in yolu" sloganına sahip çıkan, 'Gardrop Atatürkçülüğü' eleştirisiyle geçmişi sorgulayan ve sonunda 'dine saygılı lâiklik' formülüne ulaşan Bülent Ecevit'in başarısıdır.

Ecevit de "Meclis'te başörtülü milletvekiline geçit vermem" çıkışıyla yıllar içinde edindiği sempatiyle birlikte dindarlardan gelen oylarını da kaybetti.

Sözün kısası şu: CHP'yi iktidara getirebilmek için öncelikle dindarlardan da oy alabilecek bir parti haline dönüştürmek gerekiyor... Dindarları solcu yapmak veya hem dindar hem de solcu varsa onları öne çıkarmak şart değil; CHP kendisinden hep ters çıkışlar bekleyen dindarları bir-iki konuda şaşırtsın, bu bile yeterli...

Kemal Kılıçdaroğlu bunu yapabilir mi? Şöyle sorarsam daha doğru olur: CHP'de ipleri elinde tutan 'nomenklatura' böyle bir açılıma izin verir mi?

Vermediğini gördük...

Deniz Baykal Türkiye ölçeğinde 'dindar solcu' tanımına en yaklaşan CHP lideriydi; samimi ortamlardaki konuşmalarından ve ortak tanıdıkların tanıklıklarından görüntüsüyle uyumlu bir ruh dünyası olduğunu biliyorum. Değişik vesilelerle yaptığı ve bizlerin de alkışladığı konuşmalar ağzına yakışıyordu Baykal'ın...

Bu yazı toplam 1848 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri