Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Gülsen NURDOĞAN

Çocukça ve masumca bir düş...

15 Mart 2013 Cuma

 

Selamün aleyküm verahmetullah! Kıymetli Habername okuyucuları..

İkibuçuk aydır burda yazıyorum ve sizler de yazdıklarımı okuyorsunuz. Sağolun, Allah sizden razı olsun. Doğrusu yazılarım okundukça benim de yazma isteğim artıyor ve motive oluyorum. Meğer yazarlara yazdıran okuyucularmış..

Hiç ummadığım yerlerden iyi ve güzel insanlarla tanışıyorum. Yazılarım bana salih insanların duasını nasip etsin inşallah. Dünyanın her yerinden müslüman kardeşlerimle tanışmak isterim.

Yazı yazmak benim için tanışmaya vesiledir. Gönülleri hayra celbetmektir. Allah için Allah yolunda dostluklar kurmaktır..

Elhamdülillah Allah cc. bana yazı yazmayı sevdiriyor. Yazarken dinlendiğimi hissediyorum. Gönül alemim sayısız güzelliklerle doluyor. Üzerimdeki sıkıntılarımı atıyorum. Ferahlıyorum..

Yazma aşkı bende ilköğretim yıllarında oluştu. Bunu önceki yazılarımda da belirtmiştim. Okuduğum masal, hikaye ve romanlar beni yazarlığa hayran bıraktı. Çocukça ve masumca bir düştü yazarlık. Kitabın kapağında yazarın biyografisini okuduğumda 'Ben de bir yazar olsam ve benim de kitabımın kapağında biyografim yazsa' diye hayal kurardım. Fakat insan büyüdükçe duyguları da değişiyor. Dünyaya bakışı derinlik kazanıyor.

Ve çocuk değiliz artık. Büyüdük.. Hayallerimiz de büyüdü. Çocukken kabuğunun rengine vurulduğumuz şeylerin şimdi özüyle uğraşıyoruz.

Yazarlık sadece isim yapmak, alkışlanmak değil. Hem biliyorsunuz tanınmak, alkışlanmak o kadar da zor değil. İletişim araçları bunu kolaylaştırdı. Önemli olan insanlığın kişisel gelişimine katkıda bulunabilecek eserler bırakmak. Ve bundan dolayı hayırla anılmak önemli olan...

Yazdıklarımızın ebedi mesuliyetini düşünerek faydalı ve kalıcı şeylerden söz etmek lazım. Bu dünyadan ayrılırken bizden sonra gelenlere içi dolu satırlar bırakmak lazım. Nitekim kim iyi bir çığır açarsa peşinden gelenler o iyiliği yaptığı sürece sevap alır durur.

Kendimi henüz bir yazar olarak addetmiyorum yanlış anlamayın. Yazarlık büyük iştir nazarımda. Herkesin yapabileceği bir şey değildir. Yılların birikimi ve uzun bir yazı tecrübesinin ardından gelebilecek bir şeydir. Bense henüz o olgunluğa erişemedim.

Köşe yazıları hemencecik yazılıp yayına verildiği için de yazım hataları olabiliyor. Oysa bilinmeli ki en kaliteli yazılar uzun bir dinlenmenin ardından çıkar. Yani yazdıklarımızı biraz bekletip sonra tekrar okuyup değerlendirmek, kıvamını buluncaya kadar da yayınlamamak gerekir.

İyi bir yazar önce Allah'a iyi bir kul da olmalıdır. En azından ben hakiki yazarların böyleleri olduğuna inanıyorum. İyi yazarlar inanarak yazarlar. Yazarken yazdıklarını yaşarlar.. Örneğin, ızdırabı en iyi anlatan satırlar ızdırap çekmiş birinin kaleminden çıkabilir. Tabi her ızdırap çeken ızdırabı yazamaz. Yazan kişinin bunları anlatabilmesi için yazı sanatının hünerlerini de bilmesi gerekir. Velhasıl yazarlık, öğrenilmesi gereken bir iştir. Duygulu ve kabiliyetli olmak, yazan kişi için bir sermayedir. Fakat bu işin tekniğini öğrenmesi ve uzun alıştırmalar yapması gerekir.

Bunları, bir eseri okurken üslup, imla, dil tekniği, ifade tekniği veairesi açısından inceleyen, kıymetli yazarların yazarlık hakkındaki görüşlerini okuyan, araştıran biri olarak söylüyorum. Öyle ki yıllardır yazarların yazı tekniği hakkındaki kıymetli sözlerini defterlerime not ederim. Örneğin merhum hocam Es'ad Coşan'ın bu konudaki tavsiyeleri benim için çok kıymetlidir. Hocamız aynı zamanda Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi, Fars Dili ve Edebiyatı okumuştur.Yani sadece İlahiyat Profesörü değildir. Ayrıca Türk Dilini çok güzel kullanan edip bir kişidir. Dinlediğim ve okuduğum insanlar arasından Es'ad Coşan Hocaefendi kadar edebiyatı güzel kullanan birine daha rastlamadım. Hocamızın dili güzel kullanmasındaki başarısını en önce içtenliğine bağlıyorum. Edip bir çevre içinde yetişmesi, dili bile ahlaki değerler için kullanması konuşma ve yazılarını cazip kılmaktadır, diye düşünüyorum.

Tekrar çocukluğuma döneyim; O güzel kitapları okurken gözlerimi kapatır ileride büyük bir yazar olduğumu düşünürdüm, dedim ya.. Sonra derdim ki: 'Bir gün büyüyüp yetişkin bir insan olduğumda evimin bir odasını çalışma odası yapacağım. Kocaman bir kütüphanem olacak ve ben en güzel vakitlerimi o odada okuyup yazarak geçireceğim..'

Hayallerim ne kadar gerçekleşti? Elbette hepsi değil fakat çocukken kurduğum o düşlerdeki gibi mutluyum ben. Çünki yazıyorum ve okuyorum. Ve en güzel saatlerim de bunları yaparken geçiyor..

Hiç bir zaman iyi bir yazar olma hayalimden vazgeçmediğimi söyleyeyim. Vazgeçseydim zaten bu gün burda olmayacaktım. Allah nasip ederse çocukluk düşlerimi gerçekleştireceğim. Sanıyorum ki çok güzel hikaye kitapları yazacağım. Belki gün gelecek roman bile yazacağım..

Hayatta kabul olmuş dualarınız vardır bilirsiniz. İçinizde kaç kişi kendi duasının kabulüne şahittir.. 'Ve kâle rabbukumud’ûnî estecib lekum, Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim.' Ey Rabb! Ne güzelsin, diyorum..

Allah celle celalühü bana yazarlığın kapısını Habername.com la açtı. Bu siteyi kurandan ve işletenden Allah razı olsun. Oysa ben hep bir kitap çıkararak yazı hayatıma başlayacağımı zannediyordum. Doğrusu kendimi bir köşe yazarı olarak pek düşünmemişimdir. Hem bu kadar seri yazabileceğime kendim bile inanmıyordum.

Yıllar ilerledikçe edebi eserlerin içinden çıkıp kendimi o yüce Kur'an'ın sahifeleri arasında buldum. Okumanın zirve tadına bu kitapla erdim. Bütün çocukluk hayallerim Kur'an içinde gerçekleşiyor gibi oluyordu. Edebi eserlerin bana tattırdığı güzellikleri Kur'an bana fazlasıyla veriyordu. Ah arkadaşlar, can okuyucular öyle güzel ki o kitap! Ben onu ayet ayet okurken.. “Gözünü aç da Allâh’ın kelâmına baştan başa bir bak! Âyet âyet bütün Kur’ân edeb tâliminden ibârettir!” demiş ya Şems r.a. Her kelime ayrı bir güzel. Hece hece heceliyorum. Örneğin Zü'r-rahmetün.. (zürrahmeh). Burdaki zü Arapçada sahiplik manasına. Dolayısıyla rahmet sahibi demek. Kim o rahmet sahibi yani acıma sahibi olan? Allah cc. Hazretleri..

İşte bu kelimenin manasına erdiğim gün günlerce heceledim bu kelimeyi. Yürürken, otururken onun o geniş manasıyla mest oldum.

Böyle okuyorum ben Kur'an'ı. Kelime kelime irdelemeye çalışıyorum. Bunları Alah söylemiş diyorum. İçini, özünü, derinliğini anlamaya çalışıyorum. Rabbim de lütfediyor; neler hissediyorum o ayetleri okurken!.. Hepsi söze gelmez. İfadeye gücüm yetmez. Bazı şeyler yaşanır anlatılamaz.. Kelimeler her hissettiğimizi anlatmaya yeterli olmuyor. Hiç bir dilde bu mümkün değildir. Bazı şeyler sizde kalır ve asla onları kimseyle paylaşamazsınız. Onları ancak Allah bilir. Kul olarak ne kadar aciz olduğumuzun da bir delilidir bu..

Kur'an'ı okurken anladığım ve hissettiklerimi paylaşmak istiyorum. Ve böylece yazmak duygusu galebe çalıyor. Diyeceğim o ki çocukluk düşlerimi Kur'an ile yeniden yaşıyorum.

Rabbim gönüller sahibi etsin. Her güzel duyguyu yaşatsın, tattırsın. Ve onları yazdırtsın...

Rabbi zidni ilmen.. Rabbim artır beni ilimce. Ve söylet beni Hakkın dilince. Gözler ve kulaklar sahibi ettiğin fakat sapıttığın kullarından değil verdiğin nimetlerle rızanı gözetenlerden kıl!

Amin!

 

kafu-nun@hotmail.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3326 defa okunmuştur
Recep Beye
Tayyip Kaplan
Recep Bey Aşagıda yazdıgınız yorumun açıklamasını yaparmısınız? " Motive gibi kapakçıkta pashatercüme ise emperyalist zalimlerin oyuncağı olmaktır."
15 Mart 2013 Cuma 21:46
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri