Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Gülsen NURDOĞAN

HZ. SAFİYYE'NİN EVLİLİĞİ

02 Nisan 2016 Cumartesi

Hala İslam Peygamberi Hz. Muhammed sallallahü aleyhi vesellame iftiralar atılıyor ya.Onlar haince ve sinsice çalışıyorlar ya. Hiç asılsız yakıştırmalarla insanları yanıltıyorlar. Onlar çalışıyor, biz müslümanlar tembeliz, hakikatlerimizin, değerlerimizin savunucusu bile olamıyoruz. Kur'an-i Kerim'de Allah'u Teala ''Çalışın'' buyuruyor, Çalışın Allah da Resulü de Melekler de sizinle beraberken çalışın buyuruyor. Değerli alimlerimizin sıhhat ve senedine dikkat ederek hazırladığı eserlerden istifade ederek Hz. Safiyye validemizin evliliğini kalemim nisbetinde ifade etmeye çalıştım. Rabbimin hoşnutluğuna vesile olsun diliyorum. Karınca kararınca...

 Hayber'in Kamus kalesi fethedilince esir edilen kadınlar arasında Hz Safiyye ile amcasının kızı da bulunuyordu.


Hz. Safiyye Beni Nadir Yahudilerinin reisi Huyey b. Ahtab'ın kızı olup önce Sellam b. Mişkem'le evlenmiş, ondan ayrılınca da Kinane b. Rebi' b. Ebi'l-Hukayk'la evlenmiş, Hayber savaşında esir düşmüş, Kinane b. Ebi'l-Hukayk'ın öldürülmesiyle de dul kalmıştı.


Hz. Safiyye; Peygamber Aleyhisselamın Hayber'e gelişinden birkaç gün önce Kinane b. Ebi'l-Hukayk ile nişanlanarak develer boğazlanıp Yahudilere ziyafetler çekilmiş ve Sülalim bölgesine gelin götürülmüştü.(Vakıdi, Megazi, 2/674)

Hz. Safiyye gerdek gecesinde  rüyasında bir ayın Medine tarafından gelip kucağına düştüğünü görmüş, bunu Kinane b. Ebi'l-Hukayk'a anlatınca Kinane öfkelenmiş:

''Sen ancak Hicaz hükümdarı Muhammed'e varmak istiyorsun'' diyerek yüzüne bir tokat vurup gözünü gövertmiş, morartmıştı.

Peygamber aleyhisselamın yanına getirildiği zaman Hz. Safiyye'nin gözünde o tokadın izi duruyordu. Peygamber Aleyhisselam:

''Nedir bu?'' diye sorunca Hz. Safiyye Peygamber Aleyhisselama hadiseyi anlattı. Peygamber Aleyhisselam ona İslamiyeti anlatıp:

''Biz seni kendi dininde bulunuyorsun diye zorlayacak veya senin bu halini hoş görmeyecek değiliz. Eğer sen müslümanlığı, Allah'ı ve Allah'ın Resulünü tercih edersen ben seni kendime zevce edineceğim. Eğer Yahudiliği tercih edecek olursan ben seni azad ederim, sen de gider kavmine kavuşursun, buyurdu. 

Hz. Safiyye böyle azad edilip Peygamber zevcesi olarak kalmak veya kavminin yanına dönmek hususlarından birini seçmekte serbest bırakılınca azad edilip Peygamber Aleyhisselamın zevcesi olmayı tercih etti  (Ahmed b. Hanbel, 3/138) ve:

''Ya Resulallah ! Sen beni İslamiyete davet etmeden önce , konak yerine geldiğim zaman , ben müslüman olmayı özlemiş ve seni doğrulamış bulunuyordum. 

Benim ne Yahudilikte bir emelim, ne de Hayber de bir babam veya kardeşim var!

Sen beni küfür ile İslamiyetten birini seçmekte serbest bırakıyorsun!

Allah ve Allah'ın Resulü bana azadlanmamdan ve kavmimin yanına dönmemden daha sevgilidir.

Evet ben Allah'ı ve Allah'ın Resulünü tercih ediyorum'' dedi.


Bunun üzerine Peygamberimiz Aleyhisselam onu azad edip zevceliğe kabul buyuruyordu.


Peygamberimiz Aleyhisselam ganimet içinden geleneğe uygun olarak başkumandan hakkı olarak ya bir köle, ya bir cariye, ya da bir at alır ve buna Safiyy denirdi. (Ebu Yusuf s.22, Ebu Davud 3/152, Ebu Ubeyd s.19)


Hz. Safiyye'nin asıl adı Zeynep olup Peygamberimiz Aleyhisselam onu ganimet içinden seçip aldığı için Safiyye adıyla anıldı.

 Medineli Yahudi kabilesi Nair oğulları Uhud savaşının ardından Hz. Peygamber tarafından şehirden uzaklaştırıldılar. Çünkü Medine Sözleşmesinin onlara yüklediği sorumluluğu ihlal etmişlerdi. Ve Hz. Peygambere suikast girişiminde bulunmuşlardı.

Nadir oğullarının reisi Huyey bin Ahtab Hz. Safiyye'nin babasıydı.  Medine'de sürekli olarak Müslümanlar aleyhine faaliyette bulunan Hz. Safiyye'nin babası Huyey bu girişimlerini Medine'den sürgün edilip Hayber'e yerleşince de devam ettirdi.Medine'de kalan Yahudi kabilesi Kureyzalılar Hayber Yahudilerine sığınan Nadir oğulları reisi Huyey b. Ahtab'ın girişimleri sonucunda Müslümanlarla yaptıkları sulhu Müslümanların çok darda kaldıkları Hendek savaşı esnasında bozdular. Halbuki Medine anlaşmasına göre Medine'ye saldıranlara karşı birlikte hareket etmeleri gerekiyordu.Yahudiler sorumluluklarını yerine getirmek şöyle dursun hücum eden düşmanla Müslümanlar aleyhine işbirliği yapmaya yeltendiler.

Neticede Müslümanlara karşı kılıçla mukavemet gösteren başta Nadir oğlu reiisi Huyey b. Ahtab ve Hayberli Kab b. Esed olmak üzere pek çok Yahudi erkek öldürüldü. Hz. Safiyye bu şekilde babasını kaybetmiş oldu.

Ancak Hayber'de diğer Nadirli Yahudiler yaşamaya devam ettiler.


Hayberliler Hendek savaşından sonra da Müslümanlara karşı düşmanlıklarına devam etmişler, bir taraftan Medine'de bulunan münafıklarla işbirliği yaparken diğer taraftan Medine civarında bulunan Gatafan ve Fezare gibi müşrik Arapları Müslümanlar üzerine saldırmaya teşvik etmişlerdi. Bu kışkırtmalar neticesinde müşrik Araplar Medine topraklarına girdiler Ebu Zerril Gıfari'nin oğlunu şehit ettiler. Hz. Peygamberin develeri de dahil olmak üzere buldukları hayvanları gasp ettiler. Müslümanların peşlerine düşmeleri sebebiyle aldıklarını bırakarak kaçtılar. Tüm bunlar Hayber üzerine bir seferi kaçınılmaz hale getirdi.

Yaklaşık yirmi günlük kuşatmadan sonra Hayber'in kaleleri fethedildi. Hayber esirleri arasında Nadir oğulları reisinin kızı Safiyye bint Huyey b. Ahtab (Hz. Safiyye ) de bulunuyordu. 

Hz. Peygamber bütün savaşlarından sonra ''mağluplarla uzlaşma ve anlaşma'' anlayışının bir gereği olarak buradaki Yahudi topluluk ile müslümanlar arasında olumlu bir irtibatın başlamasını temin maksadıyla Safiyye ile nikahlanmaya karar vermişti. Kendisi de bir lider kızı olan Safiyye bint Huyey için Müslümanların liderinin ve bir Peygamber eşi olmak en büyük onur ve en büyük bir teselli idi. 

Allah Rasülü sallallahü aleyhi vesellem bir cariye statüsünden sonra kendisine eş olmasına rağmen  Safiyye (r.anha)'yi diğer hanımlarından hiç ayrı tutmamıştır. Düğün günü kabilesinin uğradığı zarar ve kayıplar konusunda kendisini teselli etmiştir. Savaşmaya iten nedenleri ona açıklamaya çalışmıştır.

Hz. Safiyye'nin Yahudi bir aileden gelmesi Peygamber aleyhisselamın hanımları arasında konu olmuş Hz. Safiyye, Hz. Aişe ile Hz. Hafsa'nın bunu ima ederek kendilerinin Resulullah ile aynı soydan geldiklerini söylemelerine üzülmüş, durumu Hz. Peygambere arz ettiğinde  Allah Resulü sallallahü aleyhi vesellem;

''Benden nasıl daha hayırlı olabilirsiniz ki eşim Muhammed, babam Harun, amcam Musa'dır deseydin ya '' sözleriyle teselli etmiştir. 
Hz. Safiyye (r.anha) fazilet sahibi, ibadete düşkün, yumuşak huylu, cesur ve cömert bir hanımdı. Daha yaşarken evini sadaka olarak bağışlamıştır. İsyancılar Hz. Osman'ın evini kuşattıklarında ona yiyecek götürmüş, buna engel olunması üzerine evinden Hz. Osman'ın evine bir tahta uzatarak ona su ve yemek göndermeye devam etmiştir. 

Hac yolculuğunda Safiyye (r.anha) nın devesi hastalanınca Resulü Ekrem diğer hanımı Zeynep bint Cahş  (r.anha)ya yanında bulunan develerden birini ona vermesini söylemiş, onun;

''Yahudi'ye mi vereceğim'' demesi üzerine Hz. Peygamber üç aya yakın bir süre Zeynep binti Cahş r.anha'ya sitem etmiştir. 

Hz. Safiyye hicretin 50. yılının Ramazan ayında (Ekim 670) veya 52'de (Eylül 672'de ) Muaviye b. Ebu Süfya'nın halifeliği döneminde Medine'de vefat etti. Cenaze namazını Medine valisi Said b. As kıldırdı. Baki mezarlığına defnedildi. 

Kendisinden on kadar hadis rivayet edilmiştir. Bu hadislerin birinde Buhari ve Müslim ittifak etmişlerdir.  

İnsanların sui zannına sebep olacak tavır ve hareketlerden kaçınılmasına dair aşağıdaki Peygamber hadisi Hz. Safiyye tarafından rivayet edilmiştir. 

''Hz. Peygamberin zevcesi Safiyye r.anha Ali b. Hüseyin'e şöyle haber verdi

Peygamber mescidde bulunuyordu. Kadınları da   yanında idiler. Kadınlar evlerine doğru yürüdüler. Peygamber, Huyey kızı Safiyye'ye hitaben 'Acele etme de seninle gideyim' dedi. Safiyye r. anha nın odası Umame'nin evinde idi. Derken Peygamber Safiyye ile dışarı çıktı.Bu sırada Ensar'dan iki kişi ile karşılaştı. Onlar Peygambere baktılar, sonra da ileri geçtiler. Peygamber onlara; 'Buraya geliniz. Bu kadın Huyey kızı Safiyye'dir' buyurdu. Onlar: 'Ya Resulallah biz böyle bir şey düşünmeyiz' dediler. Hz. Peygamber: 'Şüphesiz şeytan insanın bedeninde kanın aktığı yerde akar. Ben şeytanın gönüllerinize bir şüphe atmasından endişe ettim' dedi.

                                        

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2740 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri