Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Gülsen NURDOĞAN

Teslime'nin Öyküleri ve Dört Şubat

04 Şubat 2015 Çarşamba

Öykülerimi yazmanın zamanı geldi sanırım. Gittikçe güçten düştüğümü ve hastalandığımı gördükçe ölümün de gelivereceğini artık başka türlü hesaba katıyorum. Kendimi yorgun hissediyorum.  Bedenimle birlikte kalbim ve beynim de yoruldu. Kalbimi ve beynimi düşünsel bir geziye çıkarmanın zamanı geldi. Zaten düşünsel bir gezide değil misiniz derseniz, evet ama  bu yazacaklarım daha başka bir şey olsun istiyorum. Öykülerimle bana şifa verecek bir geziye başlamak istiyorum. 


Kırk yaşına gelmiş her insanın hayata dair söyleyecekleri vardır. Bazılarının ise bunları yazması gereklidir. Kitaplarda binlerce öyküler, felsefi birikimler, şiire dönüşmüş duygular var. İyi ki var. Her yazar birikimini ortaya koymalı. Sonra bunlardan rengarenk güzellikler ve hikmetler çıkıyor.

 

Bir dost bana,

''İnşallah bütün imtihanlardan geçersiniz'' demişti. Her ne kadar bu sözü bir okul imtihanı için söylediyse de bu dua bana bu günlerde  tesir ediyor. Hastalıklar da büyük imtihanlardır sonuçta.

 

Bazı anlar vardır her sözden, her olaydan hayırlı bir anlam çıkarılır. Bu duadan da gönlüme hikmetler akmakta. Bunun sebebi kapsam alanının genişliği olsa gerektir. Allah size o an geniş bir anlayış kapasitesi vermiştir. Birden bin çıkar. Hikmetler yumağı güller gibi katmer katmer açılır. Bu anlayış gücü ile idrak seviyeniz üst bir seviyededir. Bakışınız Kur'an'cadır çünkü, Allahçadır. Dolup dolup taşmışsınızdır. Kur'an bir deniz siz de o denizde balıksınızdır. Her ayeti kelime kelime irdeleyip özümsediğiniz bir dönemdir bu. Yani bir balık suda ne ise siz de Kur'an'da o'sunuz.

 

Dostun  duası da bana böyle tesir ediyor şimdi. İnşallah bütün imtihanlardan geçerim.

 

Ağlayasım geliyor. Belki çok yakında ölebilirim. Öyleyse şu işlerimi bir düzene koymalıyım.

 

İşlerim, yazmak istediklerimdir. Bunları yapmadan ölmek istemiyorum. Fakat nereden başlayacağımı bilemiyorum. Yazdıklarım öyle şeyler olmalı ki Hakka dair olmalı. Kesinlikle nefsimden ve şeytandan olmamalı. Ben Rabbın huzurunda eli boş kalmak istemiyorum. 

 

Yazdıklarım öyle şeyler olmalı ki fazladan bir kelime dahi olmamalı. Çünkü biliyorum kıyamet günü insanların en perişanı boş sözü çok olanlardır.

 

Baki kalan bu dünyada hoş bir sada imiş ya. Hoş olmalı. Sanat ve edep barındırmalı. Bence sanatla edep aynı şeydir.

 

Yeniden huzur bulmak istiyorum. Kur'an beni iklimine çağırsa. Açsa kapılarını. Şefkat ile kucaklasa. Her kelime yıldız yıldız pırıldasa. Ve ben hecelesem bir zamanlar Kur'an kelimeleri olan havf'ı ve tamean'ı  hecelediğim gibi.  '' Onların sırtları yanlarından uzaklaşır Rablerine korku ve ümit içinde dua ederler''  Secde 16, ayetini hecelediğim gibi. 

 

İşte bu hececiklerimi yazmak istiyorum. 


Defterlerimden birini karıştırdım dün akşam. Kimi yerine ayetler, hadisler, güzel sözler not ettiğim bir defterim.  Bazı rüyalarımı da yazmışım. Gün Batımı diye başlık atmışım. Ve ardından şunları yazmışım:


''Bir sefer rüyamda gün batımını gördüm. Ne demek diye tefekkürdeyim. Gün batımıyla ilgili bir hadis-i şerif buldum. Resulullah sallallahü aleyhi vessellem güneşin batışını gördüğünde 'Güneş Allah'a secde ediyor' demiş.''

 

Defterime yazdığım bu notlar gibi hissettiklerimi öykülendirmeliyim. 

 

Bu gün Dört Şubat 2015. Aslında ben Es'ad Coşan rahmetullahi aleyhi yadettiğim bir yazı yazmak isterdim. Böyle bir geleneğim vardı benim. 

 

Es'ad Coşan benim hocamdır. Hem İslam'da hem irfanda. Hem de yazmak hususunda. Ben hocamın kurduğu cümlelere hayranım. Onun cümlelerinden hikmetler fışkırıyor. Veya bilmiyorum bana öyle geliyor. Ben hocamın en basit cümlesinden sayfalar dolusu mana çıkarıyorum.


Hastalanıyorum dedim ya. Ölecekmiş gibi ölümü yakınımda hissediyorum. Ölüm dehşetli şey hepimize. Fakat çok sevdiğiniz birinin ölmüş olması, kabir denen o dergahta bulunuyor olması yüreğinize ferahlık veriyor. Eh o tattıysa ölümü ben de tadabilirim diyorsunuz. 


Karamsar karamsar bir yazı mı oldu? Küçük kızım bu yazıyı okusa üzülür. Allah onları üzmesin. İnşallah ben çok uzun yaşarım. Bu temenni kendim için olduğu kadar canlarımı üzmemek için de. 


Müslüman ölümden korkmaz. Sadece vazifelerini yapıp yapmadığı açısından endişelenir. İnşallah ben de uzun yaşarım. İnşallah Rabbim yapmak istediğim hayırlı şeylere müsaade eder. 


Bu yazıyı okuyan, inşallah sen de uzun ve hayırlı yaşarsın. 


Teslime'nin öyküleri böyle mi başlasın? Dört Şubatlı başlasın. Hüzünlü başlasın. Umutlu başlasın. 


Ha!.. Teslime kim diyeceksiniz. Teslime benim göbek adımdır. Bu ismi bana babaannem vermiş. 



 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4736 defa okunmuştur
biraz daha uzun olsa
Safi İhvan
Teslime Abla HOCAMIZLA ilgili YAZINIZ keşke biraz daha uzun OLSAYDI.
04 Şubat 2015 Çarşamba 12:08
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri