Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hakan ÖZDENER

Hormonlu et ve sütler

11 Şubat 2009 Çarşamba

Hormonlu et ve sütler sağlığımızı tehdit ediyor

Hormonlar canlıda cok küçük miktarlarda üretilen ama vücutta büyümeden, üremeye kadar vücutta çok önemli fonksiyonlara sahiptirler. Miktarındaki çok küçük değiklikler insan hayatını tehdit eden ve ölümle sonuçlanabilen hastalıklara (şeker hastalığı, troid hastalıları, meme kanseri vd) yol açabilir. Hormonların büyüme ve gelişme üzerindeki etkilerinden dolayı, günümüzde özellikle büyük bas hayvan besiciliginde hayvan başına düsen et miktarının artırılması amacı ile giderek artarak yaygın şekilde kullanılmaktadır.

Özellikle büyükbaş hayvanlar için üçü doğal, üçü sentetık olmak üzere altı hormon kullanılmaktadır. Hormonların ilk defa kullanımı 1930 yıllara kadar uzanmaktadır. Bu hormonların kullanımı Avrupa Birliğine bağlı ülkelerde aşağıda sayacağımız nedenlerden dolayı kullanımı yasak olmakla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu hormonların kullanım amacı hayvanda et ve süt üretimini artırmak ve hayvanların kesime ulaşması için gerekli süreyi kısaltıp, hayvanların masrafını düşürmektir.

Bu masum (!) ve iyilik dolu istek (!) hayvanlara ya erkeklik hormonu (testesteron) veya kadınlık hormonu (estrogen ve progesterone) kullanılarak gerçekleştiriliyor. Bu hormonlar hayvanda et miktarını artırırken yağ miktarını düşürür. Hayvanlarda kullanılan bu hormonların bir kısmı insan vucudunda doğal olarak üretilmekte olup, normal vucut gelişimi ve fonksiyonları için gerekli ve ilk başta insana zararı olmaz diye düşünülebilir ama bu hormonlar insanlarda değişik kanserlerle ilişkisı gösterilmiştir. Çünkü hormonların miktarındaki çok küçük değişiklikler bile insanda bulunan “biyolojik dengeyi” değiştirerek son derece ciddi ve ölümcül hastalıklara yol açabilir. Estrogen kadınlarda meme (göğüs) kanseri, erkeklerde üreme sistemi bozukluklarına yol açabilirken, progesteron ise laboratuvar hayvanlarında over (yumurtalık), meme ve rahim kanseri yaptığı gözlemlenmiştir. Testesteron ve sentetik türevi ise erkeklerde prostat kanseri, karaciğer ve pankreas kanseri geliştirme riski gösterilmiştir. Avrupa Birliği Bilim Komitesine göre kullanılan bu hormonlar özellikle ergenlik öncesi çocuklar ve gebe kadınlar yüksek risk grubu içindedir. Çünkü hormonal dengedeki en küçük değişiklik gelişmekte olan vücutta ve anne karnındaki bebekte son derece ciddi hasarlara yol açmaktadır. Hormon verilmiş hayvanlardan elde edilen etlerin tüketimin kız çocuklarında erken ergenlik gelişimine yol açabileceği söylenmiştir. Ergenliğe erken giren kız çocuklarının meme kanserine ve diğer kanserlere yakalanma riski diğer bayanlara göre fazladır.

Diğer önemli nokta ise, süt üretimini artırmak için süt sığırlarında kullanılan “sığır büyüme hormonu” (rBGH)’nun o sütleri tüketen insanlar üzerindeki muhtemel etkileridir. Bu hormonun verildiği ineklerin sütlerinde yüksek miktarda mevcut olan büyüme faktorü, IGF-1 barsaklarda kolayca emililir ve meme, kalın barsak ve prostat kanseri ile ilişkili bulunmuştur. Ayrıca bu sütlerin içenlerde allerjik reaksiyonlara neden olabileceği söylenmiştir. Bu hormonun süt ineğine verilmesi sonucu inek süt üretimini %10 oranında artar ama ineğin memelerinin iltihaplanma riski artar. İltihaplanan memeden sütün içine iltihap ve mikrop geçme riski çok yüksektir. Bunu önlemek içinde ineklere yüksek doz antibiotik verilir. Verilen bu antibiotik direk olarak süte gecebilir. Süt yolu ile insana geçen antibiyotik ise, insanın bağırsağında bulunan ve kalın bağırsakta normalde bulunan ve insan sağlığı için gerekli olan dost bakterileri yok edebilir. Dost bakterilerin yerine geçen yeni bakteriler sütün içinde bulunan antibiyotiğe dirençli olacak ve insanda son derece ciddi infeksiyon hastalıklarına yol açabilir.

Her ne kadar yukarıdaki araştırma sonuçlarının daha ileri çalışmalarla doğrulanması gerekli ise de mevcut verilerin ışığı altında geniş halk kitlelerinin sağlığı için yüksek risk taşıyan bu türlü uygulamalara son verilmelidir. Bu konuda toplumu oluşturan bireylere, tüketici derneklerine ve devletede çok büyük sorumluluklar düşmektedir.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 8976 defa okunmuştur
Yorumculara cevap
hakan ozdener
Sayin Ahmet Mekki ve Sayin Emine Soylu, Yorumlariniz için teşekkür ederim. Bence yapılması gereken, tüketiciler olarak, hazır paket yiyecekleri tüketmek yerine, mumkun ise kendimizin yetistirdigi ve besledigi hayvanlar ve bitkileri tuketmeliyiz. Gida uretilerinin (ciftciden fabrikatore kadar) herkesin son derece sıkı şekilde kontrol edilmeli ve bitki ve hayvanlarin yapisini zorlayacak ilac ve hormon kullanimi yasaklanmalıdır. Yoksa problem son derece ciddi ve geri dönüşü de yoktur.
24 Şubat 2009 Salı 17:09
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Korkdum
Emine Soylu
Simdi sut icmeye ve et yemeye korkdum... Ne olcak bizden sonra nesillere?
22 Şubat 2009 Pazar 15:42
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
çok dikkat
Ahmet Mekki
Kıymetli Özdener Desenize gelecek neslimiz büyük tehlike içerisinde. Allah muhafaza bu hormonlu gıdalardan sebep neslimizi bile kaybedebiliriz.
11 Şubat 2009 Çarşamba 23:41
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri