Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hakan ÖZDENER

Su ile bulaşabilen sarılık virusları ve güvenlik

12 Ocak 2009 Pazartesi

Su ile bulaşabilen sarılık virusları ve güvenlik

 

Günümüzün değişen koşulları içinde insan sağlığını etkileyen hastalıklar ve bunları oluşturan etkenler ulusal ve küresel güvenliği tehdit eden unsurlar hale gelebilebilmektedir. Ulusal ve küresel bazda güvenliği tehdit edebilecek bu hastalıklar ve etkenleri “Emerging” infeksiyon hastalıklar içinde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırma içinde olan hepatit viruslarının oluşturduğu hastalığın en belirgin özelliği geniş bir coğrafya içinde çok geniş halk kitlelerini etkileyebilmesidir. Bu hastalılar ile ilgili ilk bilgilere milattan önceki tarihsel metinlerde rastlanıldığı gibi, günümüzde de artan şekilde önemini ve güncelliğini korumaktadır. Viral hepatitler, sadece gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler değil, gelişmiş ülkeler içinde geniş halk kitlelerini tehdit eden büyük bir sağlık ve ulusal güvenlik problemidir.  Viral hepatit viruslarının değişik sınıflandırmaları olmakla birlikte bulaşım yoluna göre “ağız-dışkı yolu” (hepatit A ve hepatit E virus) ve “kan ve cinsel yolla” bulaşan viruslar (hepatit B, hepatit C, hepatit D ve Hepatit G virus) olarak sınıflandırabiliriz. Bu yazımızda ağız dışkı yolu ile bulaşan hepatit viruslarının güvenlik açısından rol ve önemlerine özetle değinecegiz.

            Alt yapısını tamamlayamamış ülkelerde yaşayan insanlarda çok yüksek oranlarda pozitif olan hepatit A ve hepatit E virusu ağız-dışkı yolu ile yayılım gösterip, başlıca bulaşım yolu kirlenmiş su kaynaklarıdır. Hepatit A virusu ve hepatit E virusu tropikal ve subtropikal bölge ülkelerinde her yıl milyonlarca insanın sağlığını etkilemektedir. Ulkemizdekı sarılık yapan hepatit nedenlerinin başında hepatit A gelmektedir ve hepatit E de değişik ceşitli sosyal gruplarda ve bölgelerde yüksek oranda gorülmektedir. İçme su kaynaklarında oluşabilecek virus karişmasi, binlerce insanın bir anda hastalanıp, aylarca sürebilecek iş gücü kaybına ve milyonlarca dolarlık tedavi masraflarına yol açabilecektir. Turkiye gibi içme su kaynaklarını korunma altında olmayan ülkelerde, su kaynaklarının viruslarla kirlenmesi/kirletilmesi son derece kolaydır. Ağız dışkı yolu ile yayılan hepatit viruslarının vucuttan atılımı hastalığın klinik belirtileri çıkmadan önce gerçekleştiği için, hastalık fark edildiğinde virus çevreye yayılmıs bulunur. Büyük şehir su kaynaklarının büyük kısmı açık barajlardan sağlanmaktadır. Genelde de bu su kaynaklarının etrafinda ise kaçak yerleşim yerleri hatta hayvan besleme çiftlikleri yapılmaktadır. Buraların atık suları yine kaçak olarak bu su kaynaklarına akıtılmaktadır. Olağan üstu hallerde, özellikle büyük nüfusa sahip şehirlerin içme su kaynak(lar)ına bulaştırabilecek bu viruslar, oluşturabilecekleri uzun hastalık ve iyileşme süresi hastalıklarla geniş halk kitlelerini ulusal savunmadan alıkoyabilir. Bu sadece milyonlarca saat iş gücü kaybı değil, milyonlarca dolarlık ek tedavi maliyeti demektir.

            Diğer potansiyel bulaşım yolu ise lağım sularının kirlettiği suların sebze ve meyve bahçelerinde sulama amaçlı kullanılması ve lağım suları ile kirletilmiş denizlerden sahile yakın yerde toplanan kabuklu deniz ürünlerinin tüketilmesi ile olmaktadır. Gelişmiş ülkelerde de bu yerlerden gelen hazır deniz ürünlerinin tüketilmesine bağlı olarak hepatit A hastalığının bulaştığı bildirilmiştir. Bunun en bariz örneklerinden birisi 1991 yılında hepatit A ile bulaşık deniz ürünü yiyen 300,000 kisi hepatit A infeksiyonuna yakalanmıştır. Ülkemizde denizlerin ve akarsuların kirliliği düşünüldüğünde su ürünlerinin tüketilmesinin halk sağlığı ve ulusal güvenlik açısından ne kadar risk taşıdığı bariz şekilde gözükmektedir.

İnsanların sağlığını korumak, sadece onlara en iyi tedavi imkanlarını sağlamak degildir. Vatandaşların hastalanmasını önlemek için gerekli sağlık alt yapıyı kurmak, hastalanmalarını önleyecek güvenlik tebdirlerini almak globalleşen dünyamızda birinci derecede önem kazanmaktadır. Günümüzde hepatit A virusuna karşı aşı mevcut olmakla birlikte hepatit E virusuna karsı aşı yoktur. Ayrıca hepatit A aşısi zorunlu aşı değildir. Aşının geniş halk kitlelerinde kullanımı ile ilgili en büyük engel ise yüksek maliyetidir. Bu yüzden hastalığın yaygın görüldüğü bölgelere seyahat edecek ve yüksek risk grubu kişilerin aşılanması öncelikle tavsiye edilmektedir. Geniş halk kitleleri hala bu hastalığa karşı korunmasızdır.  Aşı kadar onemli bir konu ise hepatit A ve E virusuna karşı verilen savaşta temiz içme sularının sağlanması, bunların korunması ve atıkların zararsızlaştırılması, ekonomik olarak cok daha ucuz ama en az aşılar kadar önemli silahımızdır.

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4250 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri