Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hakkı ERÇETİN

Kalın Don

12 Aralık 2013 Perşembe

Daha önce "Mantı(k)" başlıklı yazımda necip Türk milletinin İngilizce ile olan imtihanından ve maceralarından bahsetmiştim. Bu hususta yalnız olmadığımızı belirtmek istiyorum.

Hint yarımadası sömürge özelliğinden dolayı iyi bir şekilde konuşsa bile "Bacı Kalfa" kıvamındaki ağızları nedeniyle yine komik bir hal alıyor. Çinlilerin telaffuzlarındaki farklılık nedeniyle konuştukları İngilizceye "İngliş" yerine "Çingliş" denmesi gibi…

Akdeniz bölgesinde İtalyanların telaffuz yapıları nedeniyle komikleşen bir İngilizcesi vardır. Bunun yanında Araplarda bazı seslerin yokluğu komik durumlara yol açabiliyor. Mesela, Arapçada "p" sesinin olmaması "Can i park here" yani "Buraya park edebilir miyim?" gibi masum bir cümleyi "Can i bark here" yani "Burada havlayabilir miyim? garabetine dönüştürebiliyor. Yine Mısır lehçesinde "Papa Jan Pol" ifadesinin "Baba Gon Bol" e dönüşmesi…

İngilizce hususunda yaşanmış gerçek bir olayı nakletmek istiyorum. Japonya'nın eski başbakanlarından Mori de İngilizce bilmeyenler safında yer almaktadır. Bill Clinton'un başkan olduğu dönemde Mori Amerika seyahatine çıkar. Elçilikteki görevliler Mori'nin İngilizce bilmediği bilirler ancak bir jest babında kısa bir diyaloğu gerçekleştirmesini isterler. Derler ki;

Başkanla karşılaşınca "Hello" deyin, o da "hello" diyecek. Sonra "How are you" deyin o da " fine thanks, and you" diyecek siz de "me too" dediniz mi yeterlidir sonrasını biz halledeceğiz. Mori bunu kabul eder. Başkanla buluşma anı gelir;

Mori : "Hello"

Clinton :"Hello"

Mori : (burada dili sürçer ve telaffuz olarak "hav" yerine "hu" kelimesini koyar ve) "Who are you" yani "Sen kimsin?" der.

Clinton Mori'nin İngilizce bilmediğini bilir ancak yapısı itibariyle espri yapamadan duramaz ve;

"I am Hillary's husband" yani "Ben Hillari'nin kocasıyım"  der ve meşhur kahkahasını patlatır, ha!ha!ha!

Mori : "Me too" yani "Ben de" der ve kahkaha ile mukabele eder, ha!ha!ha!

Clinton : !!!???

 

Clinton'dan bahsedince aklıma Kazakistan seyahatimden kalma hoş bir hikaye geldi. Göçer toplumlarda sözlü edebiyat önemli bir yer tutar. Mesela dünyanın en uzun sözlü destanı Kırgızların meşhur Manas Destanı'dır. Göçer toplumlarda "hikayeci" tabir ettiğimiz şahıslardan da çok bulunur. Kazakların deyimiyle ete doyup çaya kandıktan sonra eksik kalan sohbettir, muhabbettir.

Bill Clinton'un başkan olduğu ve gündemde sıkça yer aldığı dönemlerde hikayeci bir Kazak ete doyup çaya kanınca mecliste söz alır; "Ey millet! Bu başkan Clinton var ya kök olarak bizim obadandır yani ataları bizim obadandır" der. Bu arada Kazaklarda herkesin kendi obasını övmek ve yüceltmek gibi bir huyu vardır bunu da hassaten belirtelim. Meclistekiler "Nasıl olur bu iş aga? Başkan Clinton Amerikalı nasıl olur da sizin akraba olur?" diye sorunca bizimki anlatmaya devam eder: "Çok yıllar önce bizim obadan bir grup obayı terk eder ve Sibirya üzerinden Bering boğazını geçip Amerika kıtasına giderler. Bu izledikleri rota çok soğuk olmasından dolayı sıkı giyinmeye özen gösterirler. Yani bizdeki deyimle kalın don giyerler. Bu onların bir özelliği olur ve Amerika'da yerleşik hayata geçip soyadı olarak kalın don ifadesinin Kazak-Kıpçak ağzındaki karşılığı olan "Kilen ton" adını alırlar. Bu ifade Amerika'da dilin yapısına göre "Clinton" haline dönüşür. Bu uşak kesinlikle bizim obadan, biraz dikkatlice bakarsınız fiziğinde de bizim oba özelliklerini göreceksiniz yahu!" diye sözünü tamamlar.

Diyecek söz yok arkadaş. Adam uyduruyor ama esaslı uyduruyor. Bunu nereden uyduruyor derseniz, iddiasına kanıt olarak sunduğu nesneye dikkatinizi verirseniz neresinden uydurduğunu tahmin etmek zor olmayacaktır.

 

İstanbul'a ilk kar düştü. Ocağı yanan sıcak hanelerde manzara çok hoş. Dışarıda kalanların Allah yardımcısı olsun diyelim ve bir şiir ile sözümüzü bağlayalım. Değerli kardeşim, dostum şair Hasan Aktaş'ın ilk yayınladığı şiir kitabından "Kış" isimli şiir:

 

KIŞ

 

Âhenk, esrar ve akış,

Yerde, çizgisiz nakış,

Mekan üstü bir hicab,

Semâ renkli perde, kış...

 

Sarınca menzili kar,

Yolcu yürür, yol akar;

Karda ebed duygusu,

Ufukta sonsuzluk var... 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3500 defa okunmuştur
Yazı Güzel de
OTURAN BOĞA
Emperyalistlerin dilini merkeze diğer dilleri taşraya koymak gibi küçük! bir nakısası var. Niçin başka milletlerin ingilizce konuşurken yaptığı hatalar yazılmışda o büyük "gavurların" başka dilleri konuşurken düştükleri komiklikler yazılmamış?? Ha obama da bizim obadan. Hatta ninemin söylediği bir mani vardı şöyle; "Bak obama obama yollar varır obama Gün gelir başkan olur Bizim Hüseyin OBAMA
13 Aralık 2013 Cuma 22:54
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
:)
fatma çelebi
Çok güldüm abi... eline sağlık..
12 Aralık 2013 Perşembe 13:35
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri