Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hakkı ERÇETİN

Ramazan Fıkraları

30 Haziran 2014 Pazartesi

Bir ramazan-ı şerife daha kavuşmak nasip oldu elhamdülillah. Bu rahmet ayı cümlemize ve cümle alem-i İslam'a hayırlara vesile olur inşallah. Alem-i İslam'ın mevcut halini göz önüne aldığımızda rahmet ve selamete ne kadar ihtiyacımız olduğu çok net görülmektedir. Bu kadar kasvet ve dert arasında küçük bir tebessüm oluşturmak amacıyla birkaç ramazan fıkrasını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ramazan deyince ilk akla gelenlerden biri de bektaşidir. Bir ramazan arifesinde bektaşinin de içinde bulunduğu bir mecliste sohbet edilirken birisi bektaşiye takılmak ister ve " Baba erenler, yarın ramazan başlıyor, bu hususta ne dersin?" diye sorar. Bektaşi bu soru üzerine mecliste bulunan müftü efendiye döner ve " Müftü efendi, ben unutkan bir adamım. Bir kağıda "yarın ramazan-ı şeriftir" yazıp mühürler misin? Böylece ben de unutmayıp ona göre hareket ederim" der. Müftü efendi de memnuniyetle bektaşinin istediğini yapar ve ona verir. Birkaç gün sonra bir tanıdığı bektaşiye rast gelir. Ancak bektaşide ramazanın eseri yoktur. Bunun üzerine "Baba erenler bugün ramazandır ancak sen orucu yiyorsun?" diye sorunca Bektaşi müftüden aldığı kağıdı çıkarır gösterir ve "Bak burada müftü efendinin mühürlü beyanatı var ki ramazan yarındır" şeklinde cevap verir. İlerleyen günlerde de kendisine oruç sorulduğunda aynı cevabı verir.

Derken günler geçip ve bayram gelince Bektaşi "Mübarek ramazanın gelmesi ile gitmesi bir oldu canım" der.

Bektaşi bir ramazan günü oğluyla bir yerden gelirken yatsı ezanı okunur. Oğluyla birlikte yatsı namazını kılmak için camiye girerler. Bektaşi ramazanı hesaba katmadığı için teravih namazını da hesaba katmaz. Yatsının farzından sonra imam teravihe geçince imamın bunu kendisine kasden yaptığını düşünür ve üzerindeki cübbeyi çıkarıp oğluna "Oğlum, al cübbemi eve götür ve anana selam söyle biraz geç geleceğim. Zira bu iş inada bindi" der.

"Afyonu patlamamak" deyiminin hikayesi de ramazan ile alakalı olduğu için onu da zikretmek gerekir.

Eski zamanlarda oruç ibadetinden geri kalmak istemeyen afyon müptelaları kendilerine göre bir yöntem geliştirmişlerdi. Sahurda 3 adet afyon topu hazırlanır ve bunlar bir ambalaj malzemesi ile sarılarak yutulurdu. Bu ambalaj malzemesi  genelde kağıt idi. Afyon topları sarılırken dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardı. Her bir afyon topunun sarılma kalınlığı farklı olmalıydı. Çünkü sarılma kalınlığına göre midede çözülme zamanı farklı olmak zorundaydı. Mesela, 1.top öğleden önce saat 9 ile 10 arasında, 2.top öğlen 1 ile 2 arasında ve 3.top ta ikindi den sonra çözülecek şekilde sarılmalıydı. Böylece oruç tutan afyon müptelası hem orucu tutmuş olacak hem de ihtiyaç duyduğu afyonu almış olacaktı. İşin erbabı buna dikkat eder ve sarma işlemini büyük bir ihtimamla yaparlardı.

 

Ancak işin acemisi olan bazı kimseler bu sarma işlemindeki ince ayarı tutturamazlar ve afyon topları bekledikleri saatte çözülmezdi. Bu durum da ihtiyaç duyduğu afyonu alamayan müptelada sıkıntı oluştururdu. Ya suspus bir vaziyette bir kenarda oturur ya da asabi bir şekilde ortalıkta dolaşırdı. Hasılı bir türlü kendine gelemezdi. Böyle kimseleri gören erbap kimseler de;

“Belli, bunun afyonu patlamamış” derlerdi.

 

Malum olduğu üzere ramazan ayının ilk yarısı camilerde "hoş geldin ya şehr-i ramazan", ikinci yarısında da "elveda şehr-i ramazan" kasideleri okunur. Bu durumu bektaşiye sorarlar. Bektaşi de "ramazan bitiyor diye feryad-ı figan ederseniz ancak ne hikmetse bitince de bayram edersiniz. Bu nasıl iştir anlamadım" der.

Bektaşinin ramazanla pek arası olmadığını bilen birisi erenlere sorar, "Baba erenler sahura kalkıyor musun?" diye sorar. Bektaşi de, " Sahura kalkmayalım da hepten gavur mu olalım canım" der.

Bir de gazetelerde istatistiki bilgi olarak geçiyordu. Türkiye'de en uzun orucu benim memleketim olan Kırklareli tutuyormuş. Memlekette genel görüntü 3 ayları bilir misin sorusunun cevabındaki gibi olduğu için bu haberin de çok bir değeri olmuyor. Sormuşlar 3 ayları bilir misin? "bilirim" demiş. Say demişler, "Recep, Şaban, hoppala bayram" demiş.

Rabbim bu mübarek ayın kıymetini bilenlerden ve layıkıyla değerlendirenlerden eylesin inşallah.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 8356 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri