Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hamit SEVEN

“Adı Adalet!…”

08 Kasım 2010 Pazartesi

Bir sigara “yakıp”, başucuna bıraktım…

Ağır ağır yanan tütün, bitimine saniyeler kalan bir diğer sigaranın dumanıyla “kucaklaşarak” süzülüyordu gökyüzüne…

“Çemberi gül oyalı” bir kadın, ardından “yakılan ağıtı” mırıldanıyordu içli içli…

Sivas’lıymış…

Üzerindeki koyu yeşil parkası içinde bir delikanlının gözleri, kaşlarını düşürmüş keskin bir nişancı gibi, sarı kesme taş ve tuğlalardan ibaret duvarın ücrasında bulduğu yarıktan sürgün veren sarmaşık otunu vuruyordu…

Daha ötede, çocuğuna sımsıkı sarılmış, usul usul bir anne ağlıyordu…

***

Ertan, “Abi, bi Pazar gidelim” demişti…

“Olur gidelim” dediğimin ertesi haftasında gittik…

Etrafı yüksek duvarlarla örülü, zift rengi devasa demir kapısı ve güvenlik kulübesiyle, ormanlık alan içine kurulmuş bir “mahpushaneyi” andırıyor gibiydi burası…

Bir araba sığımı sokaklarının sessizliğinde yürüdük…

Zihnime “darağacı” kuran “idamlık” “sorular”, her adımda biraz daha yaklaştıkça, “ipinden kurtulmak” için çırpınıyordu bir yandan…

Sis bulutlarıyla kaplı, aysız ve ayaz bir geceye benzeyen “sorular vadisinin” arasından geçerek, Ankara’nın Karşıyaka mezarlığında uzanmış yatan Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının başucundaydım…

Pazar’dı…

 ***

Elli-yüz metre ileride, 80’de, “darağacıyla” toprağa düşen çocuklar; “Yaşamak isterlerken delicesine(*)”… 

Selçuk Duracık, Halil Esendağ, Mustafa Pehlivanoğlu, Cengiz Paktemur, Ali Bülent Orkan, Cevdet Karakuş, Fikri Arıkan, Ahmet Kesre, İsmet Şahin ve diğerleri…

“Karadeniz gibi çırpınıyordu(*)” başuçlarındaki yapraklar… 

Mustafa, daha yirmi ikisindeydi…

Deniz, yirmi dördünde…

Yusuf, yirmi beş… Selçuk, yirmi iki… Hüseyin, yirmi üç…

“Beni burada arama anne / Kapıda adımı sorma /  Saçlarına yıldız düşmüş / Koparma anne / Ağlama. / Kaç zamandır yüzüm tıraşlı / Gözlerim şafak bekledim / Uzarken ellerim / Kulağım kirişte / Ölümü özledim anne / Yaşamak isterken delice…” diye, onun için yazdığı, Şair Nevzat Çelik’in, Necdet’i yirmi ikisindeydi…

***

İnsanların uğultularından bir an sıyrılmış ben, sayfaları, kanlı parmak izleri ve acı hatıralarla dolu ülkemin yakın “siyasi tarihini”, kurduğum “vicdan mahkemesinde” yargılıyordum…

-“Suçlu ayağa kalk!...” dediğimde;

‘Salonda’ yalnızca, “yapılan yanlış, hatalı tahliller, keza isabetsiz değerlendirmeler(*)” vardı, birde ateşi sönmüş, üzeri küllenmiş koskoca bir “zaman”, geriye kalan…

***

“Yoklamayı yapanlar da”, “yoklananlar da”, “yok sayılanlar da”, hepsi burada, şimdi aynı adanın parsellerinde “komşular”!…

 

“Hepsi de bu toprağın, yürekleri temiz evlatları” diyerek, bağrına basmış Karşıyaka…

***

Ne demeliydi?...

Kaderin garip bir cilvesi mi, yoksa “cellâdına gülümseyen(*)” tüm soruların ortak bir cevabı mıdır bu, demeliydi?!…

Diyemedim…

Gözlerim, “alınlarına yazılmış” isimlerinin üstünde donarken, düşüncelerim “hikâyelerinden hikâyelerine” savruluyordu…

***

“Selvi”, “garipler ülkesinin” ağacıdır…

Hep, hüzünle selamlar insanı…

Gölgesinin derin sessizliğinde ise, “gerçekler” yatar yalnızca…

Gerçekler, ürpertir içinizi…

***

Mezarlığın Güvenlik kulübesinden yapılan “kayıp” anonsunun kulaklarımda çınlamasıyla, girdiğim “zaman tünelinden” çıktım…

Bir anne, mezarlık ziyareti sırasında çocuğunu kaybetmiş…

İnsanların vicdanına sesleniyor…

Adı “Adalet’miş!…”

…..

 

 

07.11.2010

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4640 defa okunmuştur
güzel yazı farklı bakış açısı
ahmet yasin
hamit bey yine kendine has üslubuyla güzel bir yazı kaleme almış.çok beğendim.bu ülkenin evlatlarını sağ sol diye ayarıp en sonunda aynı mezarlıkta farklı mezar taşlarıyla yatıranlar elbet birg ün hesap verecekti.o günleri görmedim görmekte istemezdim.darağacında asılan ülkücü içinde solcu içinde kürt içinde türk içinde hazin veren olaylarg erçekten.rabbim böyle bu tip olayları bir daha yaşatmasın bu aziz millete.böyle güzel yazılar ve böyle güzel düşünen insanflar olduğ umüddetçe ülkemizde insanımızda eminim o karanlıkları kuranların tuzaklarına düşmeyecek.biz bu yazıları zevckle okumaya devam edeceğiz hamit beydende yazmasanı hep bekleyeceğiz...
13 Kasım 2010 Cumartesi 16:22
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
o günleri yaşadım
Fatih UZUN
çatışmalardan dolayı okulunu yarıda bırkan biri olarak o günleri yaşadım kardeşim gencecik evlatlarımız karanlık olayların içinde eriyip gittler.Allah tekrar o günleri yaşatmasın.Yazınız tam bir nasihat gibi elinize sağlık teşekkür ederim kardeşim selametle
10 Kasım 2010 Çarşamba 23:02
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
İBRET ABİDESİ BİR YER
Remzi CAN
Yine süper bir yazı.Karşıyaka mezarlığı dünyada tam bir insanların örnek alacağı ibret abidesi bir yer.Geçen yıl gittim bende bütün gençlerin burayı görmeleri lazım.Sizde o kadar güzel anlatmışsınız ki teşekkür ediyorum gerçekten kaleminize sağlık.
08 Kasım 2010 Pazartesi 20:39
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
tebrik
Y.Kılıç
Sevgili dostum, yazını gazetemizde konuk yazar diye yayınlayabilirmiyim.Müthiş bir yazı.Gönülden tebrik ediyorum yüreğine sağlık.grş.ümidiyle
08 Kasım 2010 Pazartesi 17:37
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
bir nehir gibi
M. Demirci
hamit abi, Hamit abi, "ne yazdığın" tartışılır; fakat "nasıl yazdığın" tartışılmaz: yazı, taşkın bir nehir gibi taşıdı beni. buradan ötelere... başka başka yerlere...
08 Kasım 2010 Pazartesi 17:34
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri