Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hamit SEVEN

“Kına yakmak!...”

01 Aralık 2010 Çarşamba

  

Bazen “halkın yöneticilerini” anlamak mümkün değil…

Öyle bir zamanda “pot” kırarlar, öyle zamanda “faka” basarlar ki, “oldu mu şimdi?” demekten başka bir şey gelmez elinizden…

Seçmenden oy alacağım diye, seçmenin canını yakan bir belediye reisi olur mu?...

Valla olur!...

“İşgüzarlığın” tarihi de yok, sınırı da, nasılsa!...

Özellikle de seçime ramak kala, “hizmete soyunan” öyle “örnek” “reislerimiz” var ki sormayın!...

Gazeteler, çeşitli nedenlerle “belediyelerinin” “garabetine” uğramış, “hakkını arayan” vatandaşın eylemleriyle dolu…

Televizyonlara bakıyorsunuz, öyle...

Radyoları dinliyorsunuz, farksız…

*

Daha bir-iki gün önce Samsun’da, hat minibüsçüleri, hafif raylı sistemi yıllar sonra ulaşıma açarak, minibüsleri şehrin kilometrelerce dışına iten Büyükşehir Belediyesi’nin “metazori” uygulamasına ve uzlaşmaz tutumuna karşı bayrak açıp yürüdüler…

 

O hengâmeli ortamın gürültü ve patırtısına fazla dayanamayan bir hat minibüsü sahibi de kalbine yenik düşerek hayatını kaybetti!…

 

Sonrasında, belediye, uygulamasından vazgeçti geçmesine ama, insan için yapılan “hizmetin” yine insana “eziyete” dönüşmesinin ardında bıraktığı “dramlar” ve “vicdanlar dolusu” öfkenin izleri, öyle kolay kolay silinir geçer mi?!...

*

Yazık ki, “diyalog ve hoşgörü”, “gönüllere köprü kurmak” için çıkılan “insana hizmet” “yolunda”, devasa “yol makinelerinin dişlileri” arasına sıkışarak “insanla” köprüleri çoktan atmış…

 

Hizmetin, çok defa bir ‘oy’a tahvil edildiği “vatan toprağının” bir çok yerinde belki de şiddeti yüksek  benzer örneklerin yaşandığı su götürmez bir gerçek, biliyorum!...

*

Mahallesine “hizmet” yapılıyor diye sevinen ancak bir türlü tamamlanamayıp “hezimete” dönen hizmet karşısında artık “bıçağın kemiğe dayandığı” mahalleli Hüseyin Emminin, Ali Dayının; “yapacağın hizmetin de!...” diye kurdukları “alengirli” cümleleri çok duydum, ben!...

*

Sadece belediyeler mi?...

Elbette değil…

Sözümüz; bilcümle “ehl-i hizmete”…

Kaldı ki, “insana hizmet” içinse, işte tüm o makam ve mevkilerde de bunu görmek ve yaşamak olası…

*

Dolayısıyla…

Hüseyin emmileri, Ali dayıları, Ayşe teyzeleri, Hatice nineleri kızdırmayacaksın arkadaş!…

Onların “gönüllerini alarak” yapılan hizmet en makbulü ve en “pirim” yapanı…

Kızdırdın mı?...

Cümlelerini Türkçemizin zengin “deyimleriyle” süslerler de, “İş işten geçtikten sonra, kına yak” derler adama!...

*

Kına yakmak da öyle, “mum” yakmaya benzemez hani!...

Görüyoruz!...

Ben yaparım, olur!...

Ben atarım, vurur!...

“Ali’yi kırar, başını da keserim” dedin mi?…

Tetikte olacaksın!...

Birileri çıkar, bir avuç kınayı eline verir!...

Sen de artık kınayı, “eline” mi yakarsın yoksa “diline” mi orası sana kalmış!...

*

Bunda “şaşılacak” bir şey yok…

Her şey normal seyrinde aslında…

Yeter ki sen, “eşyanın tabiatına ters” davranma!…

Vatandaşın “ayarlarıyla” oynama!...

“Sınırları” zorlama, yeter!…

*

Hep söylüyoruz ama…

Hani eskilerin sıkça kullandığı Arapça bir deyim vardır; “Ettekrarü hasenün velevkane yüzseksen.”

Yani “Yüzseksen kere dahi olsa tekrar iyidir”...

O zaman hadi yine tekrar edelim de, “yüz doksanıncısı” olsun…

*

Bakın muhteremler!...

Çok değerli hizmet ehli abiler!...

Hizmet, esnafı “rahatlatır”…

Vatandaşa “huzur” verir…

Kenti “gülümsetir”…

Peki, aksi olursa;

Ardından “kına” gelir!...

*

Başkan, “yol” açar…

Halka, “kucak” açar…

Etrafına “ışık” saçar…

“Gönüllerde” yaşar…

Peki, aksi olursa;

Ardından “kına” gelir!...

*

Hizmetin “büyüğü”, “küçüğü” olmaz…

Olursa, “hizmet adamının” olur!...

Memleketini “sever”, halkını “korur”!...

Peki, aksi olursa;

Ardından “kına” gelir!...

*

Lider olan, halkını “üzmez”…

Hizmet yapıyorum diye “ezmez”…

Kendini “adam” edeni “sokağa dökmez”…

Peki, aksi olursa;

Ardından “kına” gelir!...

*

Hizmet; “taşlatılmaz” alkışlatılır…

Gözden “düşürülmez” çıkartılır…

“Yüz, sirke satmaz”, “dil, zehir” akıtmaz!…

Peki, aksi olursa;

Ardından “kına” gelir!...

*

Yani “kına yakmak…”

Mum yakmaya benzemez beyler!...

Görüyoruz!...

Ben yaparım, olur!...

Ben atarım, vurur!...

“Ali’yi kırar, başını da keserim” dedin mi?…

Tetikte ol!...

Birileri çıkar, eline bir avuç kına verir!...

Sen de artık kınayı, “nerene” yakarsın bilemeyiz!...

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3808 defa okunmuştur
ahtysn35@mynet.com
ahmet yasin
Yine hoş bir yazı olmuş kalemine kuvvet.Bizim ülkede kınada çok kına yıkılacak adamda çok.Ama miletimiz hizmetin karşılığını göremezse genelde sandıkta kına yakıyor.hemde ne kına bir daha çıkmayan tarzda oluyor.bunun örnekleri siyasette fazlasıyla var.Velhasıl yazarımızında yazısında belirttiği gibi, "Hüseyin emmileri, Ali dayıları, Ayşe teyzeleri, Hatice nineleri kızdırmayacaksın arkadaş!…" evet onları kızdırdın mı kınanın alasını yakarlar valla...
03 Aralık 2010 Cuma 17:32
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
KEYİFLİ
SELİM İNCE
SON GÜNLERDE OKUDUĞUM KEYİFLİ mÜTHİŞ BİR YAZI TEBRİKLER GERÇEKTEN
02 Aralık 2010 Perşembe 13:18
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri