Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hamit SEVEN

“Söylenecek en güzel söz!...”

27 Eylül 2010 Pazartesi

Bir siyaset adamı düşünün ki, bir parti genel başkanı tarafından partisine, ilk kuruluş aşamasından itibaren defalarca davet ettiği halde gitmesin!...

 

Bir siyaset adamı düşünün ki, defalarca davet edildiği partinin ülkenin en güçlü iktidarı ve başbakanına sahip olmasının akabinde, etkin bir bakanlığın koltuğu “garanti” olacağı muhtemel olmasına rağmen, partisini bırakmasın!...

*

Bir siyaset adamı düşünün ki, samimiyet ve siyaset çizgisinden taviz vermeden, gelen “sözlü” ve “fiili”, “can sıkıcı” “müdahalelere” rağmen, “Beyefendiliği” ve “zarafetini” her defasında, her dem koruyarak “büyütsün”, sözleri Mevlana gibi “kuşatıcı”, Yunus Emre gibi “sarsıcı” olsun!...

*

 “Kapalı kapılar” ardından kulağımıza gelen kulisler…

Yakın kişiler “ağzından”, duyduğumuz sözler…

Başından itibaren partisi içinde izlediğimiz “siyasi serüveni” içinde gördüklerimiz, bunlar!...

Ve dilden dile dolaşan, kulaktan kulağa ulaşan daha birçok “karakter” ve “dava adamlığını” “çoğaltan” hikâyeleri…

*

Bir de; bunca “fedakârlıkla” gönül verdiği partisinin genel başkanlığına seçilerek geldiği andan itibaren partisi içinde ve kamuoyunda oluşturduğu “vizyon” ve “rüzgârla”, % 2 oy seviyelerinde “tur atıp duran”, iktidara gelmesi hayal bile edilemeyen partisini kısa sürede iktidara aday konuma getiren bir “siyaset adamına” atılan “çelmeyi” düşünün!...

*

“Oy” için “kapısına gidilecek”, “son sözün” ve  “Egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi millet”:

Gönül ve onur kırıcı!…

Küstürücü!…

Boyun bükücü!…

Düşman üretici!...

Rakiplerini güldürücü!...

Traji-komik!...

Yakışıksız!…

Varlığının “anlamını” tersyüz edici!...

“Adil düzen” isteğinin sahiplerince hiç de adil olmayan!…

“Sempatizanlarının” ise hiç “hak etmediği”, “varoluş felsefelerinin adetaiflas ettiği” bu “arızalı” “süreci” başından bu yana “hayret”, “ibret” ve “üzüntüyle” izliyor!...

*

“Zarar edeni çok”!…

Kısa vadede “kazananı” olmayan bu “yıkım projesi”nin “derin” “mimarları”, “sağ cenahta”, ellerindeki “sağlam bir kalenin” daha “yıkılışıyla” aslında “güç kaybettiklerini”  anlayamayacakları  kadar “aptal”, önlerini göremeyecek kadar “kör”ler!...

*

“Kibrit kutusu” “büyüklüğündeki” “beyinlerini” görünce sevincimiz çoşarken, yıllar yılı koskoca ülke insanlarının küçücük bir kibrit kutusuna “sığdırıldığının” farkına varınca da “hayıflanmak”, şimdi bize düşen!…

*

“Aptallar” içinde en güzel sözü Fransız yazar Moliere söylüyor; “Bilgili bir aptal, bilgisiz bir aptaldan daha aptaldır”!…

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4912 defa okunmuştur
vah
Ademoğlu
Biz kimlrin arkasından gitmişiz vah bize
29 Eylül 2010 Çarşamba 19:31
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Allah İslah Etsin
Mustafa Seyyit
Bizlere senelerce ahlaklı olmayı adil olmayı öğretenlerin hırsları karşısında Allaha sığınıyorum.
28 Eylül 2010 Salı 17:35
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
cuk diye buna denir
ahmet yasin
sevgili kardeşimiz nezaketen isim vermemiş ama yazıdan herşey anlaşılıyor.o şahıs ile partinin kim olduğu malumun ilanı olurdu zira.evet yazıya katılmamak mümkünmü.gelecğin liderinin nasılbozuk para gib harcandığını görüyoruz.yazırımızın bu cümlesi yeterde artar bile "“Kibrit kutusu” “büyüklüğündeki” “beyinlerini” görünce sevincimiz çoşarken, yıllar yılı koskoca ülke insanlarının küçücük bir kibrit kutusuna “sığdırıldığının” farkına varınca da “hayıflanmak”, şimdi bize düşen!…" Şimdi bize düşen koltuğun-saltanatın nasıl bişey olduğun ibretle izlemek.
28 Eylül 2010 Salı 14:53
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri