Hepsi tesadüf…

Aydın Doğan Medyası'nın Abdullah Gül'ün Çankaya'ya çıkmaması için nasıl uğraş verdiğini unutmuş olamazsınız.

Gül'ün geçen yılın 24 Nisan'ındaki ilk adaylığından sonra başlattıkları kampanyayı, 22 Temmuz seçimlerini müteakip artırarak sürdürmüşler; Doğan'ın gazetelerinde “Abdullah Gül feragat etmeli” yollu haber ve yazılar gırla gitmişti.

Hürriyet'in Kaptanı, sütunundan Gül'e “Sessiz Dilekçe” bile yazmıştı. Amiral Gemisi, tam bir tuzak olan “uzlaşma” söylemi üzerinden Statüko adına “Gül Çankaya'ya çıkmamalı” tezini işlemişti.

Doğan'ın Vatan'ı manşetinden “Gül, yüzde 51 aday değil” diyerek kamuoyunu yanıltmaya çalışmıştı.

Neticede, Doğan Medyası Gül'ün Çankaya'ya çıkmasını engelleyememişti.

Grubun Statüko'nun yıllanmış “psikolojik harekat” ayağı olduğu düşünüldüğünde, sadece bu çarpıcı örnek dahi Türkiye'de Statüko'nun kaybettiği gerçeğinin bir yansımasıydı.

*

Yine hatırlayacaksınız, Doğan Grubu 1 Mart tezkeresinin Meclis'ten geçmesi için çok büyük çaba sarf etmiş, ancak ağır bir yenilgiye uğramıştı. Hürriyet'in Kaptanı, sütununda “İşte şimdi bittik. En az iki nesil kaybettik. Büyük fırsat kaçırdık. Dolar acayip fırlayacak, ekonomimiz çökecek” yollu ağlamıştı.

Tezkerenin oylandığı tarihte Başbakanlık koltuğunda oturan Abdullah Gül, perde arkasında tezkerenin reddedilmesi için uğraşıyordu. Dört yıl sonra Çankaya'ya çıkmış olmasında bu hayati rolünün de payı olduğu bir gerçektir.

Doğan Medyası'nın geçen yılki Çankaya sürecinde imza attığı “Anti-Gül” kampanyasını kimin adına icra ettiği yeterince açık değil mi?

*

Doğan Grubu, bugünlerde AKP hükümetine karşı birlikte 'savaştığı' Baykal'ı üç yıl önceki kurultay günlerinde yerden yere vurmuş; Milliyet, “CHP'nin başına kim geçsin?” anketi düzenlemiş ve Mustafa Sarıgül'ü “En çok istenen aday” ilan etmişti.

Hürriyet'in Kaptanı, kurultay öncesinde “Merak etmeyin, en kötü ihtimalle CHP bölünür. Refah Partisi bölündü de ne oldu? İçinden tek başına iktidar çıktı” diye yazarak Sarıgül'ün “parlak geleceği”ni müjdeliyordu!

Baykal, Doğan Grubu'nun kendisine karşı yürüttüğü kampanyayı o vakitler nasıl mı yorumluyordu? “1 Mart tezkeresinden sonra CHP yönetimine karşı bir büyük Haçlı Ordusu harekete geçmiştir” diyordu!

Sonrasında, Baykal yeniden Erol Taş kıyafetini giydi…

Şimdilerde ise bu Erol Taş rolünü “Doğan Grubu'nun yeni filmleri” için oynuyor, Ergenekon'un Avukatı!

Sahi, Doğan Grubu Ergenekon soruşturması başladı beri neden çok büyük bir telaş yaşıyor? Bir korkuları mı var acaba?

28 Şubat'ın cansiperane destekçisi, “Susurluk sürecinin örtbas edicisi” Doğan Grubu'ndan söz ediyorum…

Aydın Doğan nereden mi koşuyor?

Abdi İpekçi Suikastı'nın ardından Ercüment Karacan daha fazla dayanamamış, Milliyet gazetesini satmıştı. Milliyet'in o dönemde tanınmayan bir isim olan “Vehbi Koç'a yakın” Aydın Doğan'a satışı “12 Eylül darbesinin üzerinden bir ay bile geçmeden” gerçekleşmişti:

Tesadüf, tabii!

Bir başka tesadüf, Ergenekon'un “derin kazısı”nın İpekçi Suikastı'na da ulaşıyor olmasıdır!

Önceki ve Sonraki Yazılar