Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hüseyin DERVİŞOĞLU

EVEREST

21.09.2015 14:31

Bugüne kadar profesyonel dağcılar başta olmak üzere, dağcılığa yeni başlayanların bile dillendiremediği, ama gönüllerini yakıp kavuran bir aşktır Everest. Herkes her dağa çıkabilir, ama sadece tüm benliği ile Everest’e âşık olanlar ancak Everest’e tırmanabilirler. Everest gaddar bir âşıktır. Acımasızdır. Merhametsizdir. Bugüne kadar, Everest’e meydan okumuş, 250’den fazla insan bu cesaretlerinin karşılığını hayatları ile ödemişlerdir.

Filmi, Mayıs 1996’da Everest’e tırmanan bir grup dağcının yaşadığı unutulmaz felaket olarak özetlemek mümkün. Film, Everest Dağı’nın tepesine çıktıktan sonra iniş sırasında güçlü bir fırtınanın kapanında yaşam ve ölüm mücadelesi veren iki dağcı takımının gerçek hikâyesini, çoğunlukla gerçek mekânları kullanan muazzam görsellerle aktarıyor. Everest, uyarladığı trajik gerçek hikâyeyi dürüst bir biçimde aktaran, hem doğanın acımasızlığına, hem de doğaya meydan okuma cesaretine sahip insan yüreğine saygıda bulunan, yer yer duygulandıran, yer yer nefes kesen bir gerilim.

Filmin özgün taraflarından birisi, hayatta kalanların hikâyelerinden yola çıkılması değil (çünkü bunu her senaryoda görebilirsiniz), olayları olabildiği kadar saygıyla resmederek, dramatik tablo neredeyse eldeki dokümanların ortaya saçılması ile gerçekleşmiş. Bu dokümanların iyi değerlendirilmesi sayesinde de derinlemesine anlatılamamış olmasına rağmen karakterler, karikatüre de dönüşmemiş. Bence bu tarz sert ve düz bir yaklaşımı her filmde bulamayız. Büyük bütçeli bir filmde duygu sömürüsü yapılmadan gerçeklere bağlı kalınmasını tebrik etmek gerekir.

Filmin İzlandalı yönetmeni, 2000 yılında yönettiği ilk filminde de (101 Reykjavik) oldukça dokunaklı ‘kar öyküsü’ne yer vermişti. Aslında, Everest’in en önemli yanı da, dünyanın çatısındaki bu dağın nefes kesici fotoğrafları olmuş desek abartmış olmayız. Kormákur, insanoğlu ile dağ (doğa) arasındaki mücadeleyi etkileyici karelerle hissettirmiş. Yönetmen, bütün dağı gösteren harika geniş çekimlerden şahsî moda giren gerilimli bakış açısı çekimlerine kadar macerayı olabildiğince sinematik bir ustalıkla aktarmış. Filmin görsel yönetimi o kadar başarılı olmuş ki, dağda mahsur kalan dağcılarla birlikte izleyenler sanki gönüllerinin bir tarafını da dağda bırakıyor.

Filmin, seyircide oluşturduğu en büyük hayal kırıklığı yıldız oyuncuların varlığı olmuş. Böylesi bir filmde, bu kadar yıldız oyuncuyu bir araya toplamak da anlamsız. Evde telefon bekleyen kadının (Keira Knightley) ya da hikâyede hiçbir şeyi değiştirmeyen birkaç sahnelik rolün (Jake Gyllenhaal) yıldız oyunculara verilmesinin amacı ne? Gişe başarısı elde etmek mi, yoksa birkaç festivalden ödülle dönmek mi? Kabul etmek gerekir, Casting açısından iyi bir çalışma, gişede karşılık bulacağına eminim.

Yönetmen, yaşayacağını zannettiğiniz karakterleri öldürerek, baştan öleceğini düşündüğünüz karakterleri yaşatarak seyirciyi terse yatırmış. Filmin artılarından bir tanesi de bu. Hikâye ilerledikçe olağanüstü başarı gösterip kahraman olacağını zannettiğiniz insanların gözünüzün önünde yok olması, (kanaatimce) bilinçli bir tercih olarak düşünülmüş. Bu şekilde Everest Dağı, olduğundan daha gizemli, daha büyük ve daha acımasız gösterilmiş.

Filmde beni en çok rahatsız eden şey, felaketin bütün suçunu Nepal’in yerli rehberlerinin üstüne atmaya çalışması oldu. Gizliden gizliye yabancı düşmanlığı kapitalizmi aklamak için yapılmış. Filmin önemli kusuru da, Nepal’in yerli rehberlerini kötüleyebilmek adına ilk yarısı yavaş bir ritme kurban edilmiş. Asıl hikâye dağcılar Everest’ten inmeye başladığında oluşacağına göre, zaten derinlikli işlenmeyen karakterler için koskoca bir saati harcamaya gerek yoktu.

Bütün eleştirilere rağmen Everest, sinemada, mümkünse en büyük perdeye sahip salonda, üç boyutlu olarak izlenmeyi hak ediyor. Salondan çıkarken pişman olmazsınız.

everest.jpg

Künye

Orijinal Adı: Everest

Senaryo: Simon Beaufoy, William Nicholson

Orijinal Fikir: 1996 yılında Everest’e tırmanırken hayatlarını yitiren 16 kişinin gerçek hikâyesine dayanıyor.

Vizyon Tarihi: 18 Eylül 2015

Tür: Dram, Gerilim, Macera

Süre: 121 dak.

Cast Direktörü: Alessandro Santucci

Yapım: Cross Creek Pictures, Rvk Studios, Universal Pictures, Walden Media

Türk Dağıtımcı: UIP Türkiye

Yapımcı: Tim Bevan, Eric Fellner, Baltasar Kormàkur, Nicky Kentish Barnes, Brian Oliver, Tyler Thompson

Ortak Yapımcı: David Nichols

Besteci: Dario Marianelli

Görüntü Yönetmeni: Salvatore Totino

Genel Yayın Yönetmeni: Mick Audsley  

Oyuncular: Jason Clarke (Rob Hall), Jake Gyllenhaal (Scott Fischer), Josh Brolin (Beck Weathers), John Hawkes (Doug Hansen), Robin Wright (Peach Weathers), Emily Watson (Helen Wilton), Michael Kelly (Jon Krakauer), Keira Knightley (Jan Hall), Guy Cotter (Sam Worthington), Andy Harris (Martin Henderson)

Yönetmen: Baltasar Kormàkur      

 

 



 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2490 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri