Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hüseyin DERVİŞOĞLU

SENDEN BANA KALAN

04.05.2015 09:40

Çocukluğunda annesiz ve babasız kalan Özgür, büyükbabasının mirası sayesinde zorluk görmeden, biraz da şımartılarak büyümüştür. Büyükbabasından kalacak olan miras sayesinde rahat ve sorumsuz bir hayat sürmeyi planlarken 18 yaşına bastığı gün işlerin hiç de umduğu gibi gitmeyeceğini öğrenir. Özgür, mirası alabilmek için vasiyetnamede yazan bir şartı yerine getirmek zorundadır. Buna göre İstanbul’dan Çanakkale’nin Adatepe Köyü’ne taşınacak ve burada bir yıl geçirecektir. Özgür bu şartı yerine getirmezse mirasın yalnızca ufak bir kısmını alabilecek, geri kalan kısmı ise hayır kurumlarına bağışlanacaktır. Mirası hak ettiğini düşünen Özgür, Adatepe’ye gider ve kendini bekleyen yeni hayata böylece atılmış olur. Adatepe’de onu büyük sürprizler beklemektedir. En büyük sürpriz ise beklenmedik bir anda hayatına giren Elif olacaktır.

 

Yukarıda kısaca konusunu anlattığım Senden Bana Kalan, Güney Kore sinemasının dillere destan aşk filmlerinden birisi olan A Millionaire’s First Love’ın,  televizyon için yaptığı işlerle yıldızını parlatan Abdullah Oğuz’un bire bir uyarlayarak çektiği bir film. Abdullah Oğuz, yapımcı ve yönetmen olarak Türk sinemasına hizmet etmeyi sürdürüyor.

 

Senden Bana Kalan’ı eleştirirken hangi yolu tercih edeceğiniz çok önemli. Filme uyarlama gözüyle bakarsanız, iki film arasındaki benzerliklere dikkat çeker “Bundan kolay ne var canım, aynısını çekmişler” dersiniz konuyu kendi bakış açınızdan bitirmiş olursunuz. Ama uyarlama yapmanın (üstelik orijinali çok beğenilmişse) basit bir iş olmadığını kabul ederek filme yönelirseniz, yönetmenin işinin ne kadar zor olduğunu da itiraf etmek zorunda kalırsınız.

 

Film “Aşk ta statü olur mu?” sorusuna cevap arıyor. Geleneğimize baktığımızda bu soruya tekdüze cevap vermek mümkün değil. Çünkü bize göre “İki gönül bir olunca samanlık seyran olur” ama “Davul bile dengi dengine ” olursa çalar. Film, bu anlamda gençlerin tarafında gözükmeyi tercih etmiş.

 

Senaryodaki en zayıf bölüm, başroldeki Özgür’ün karakter değişiminin tam olarak yansıtılamaması, yönetmen, bizden Özgür’ün ne kadar şımarık, ukala bir yeniyetme olduğunu kavrayamadan, onun bir anlayış abidesi olarak kabullenmemizi istiyor. Aynı şekilde iki genç arasında filizlenen aşk da, fazla çabuk gelişiyor, bu da izleyenlerde gerçeklik sorunsalı oluşturuyor. Ayrıca Elif’in Özgür’ü araması ve onu bulmak için çırpınmasının altındaki amacı tam olarak verilememiş.

 

Filme mekân olarak seçilen yerlerin doğal güzelliği seyirciyi adeta büyülüyor. Abdullah Oğuz, bağımsız Avrupa filmlerinden örnekler sunmuş sanki. Yeşillikler, taş evler ayrı bir duygu bütünlüğü katmış filme. Ayrıca kırmızı motosikletli sahneler, aşkın uçarı ve kendinden geçiren duygusunu da iyi yansıtmış.  

 

Oyunculuklara geçmeden filmin müziklerinden bahsetmek istiyorum. Yoksa gerçekten Yıldıray Gürgen’e haksızlık yapmış oluruz. Özellikle finali süsleyen Ayna’nın klasiği “Ölünce Sevemezsem Seni” filmin dokusuna gayet uygun düşmüş. Benim tercihim bu parçanın filmin içinde bir yerde işlenmesi, daha uygun olurdu şeklinde. Çünkü filmin sonunda jenerik akarken biraz hak ettiği ilgiyi bulamadı gibi düşünüyorum. Diğer şarkılarda rahatsız edici değil. Bu açıdan film eli yüzü düzgün müzikle takdiri hak etmiş.

 

Neslihan Atagül, filme damgasını vurmuş. Samimi, içten, mutluluktan hüzne, dramdan komediye bütün duyguları seyirciye yansıtmayı başarmış. Yaprak Dökümü’nden beri oyunculuğunun üstüne koyarak ilerliyor. Umarım, doğru roller ve iyi yönetmenlerle çalışmayı sürdürür.

 

Ekin Koç, züppe bir delikanlıdan, duyarlı bir gence kadar geniş bir yelpaze gerektiren rolünün altından kalkmış. Tek zayıf noktası, Neslihan ile birlikte gözüktüğü sahnelerde Neslihan’ın rol çalmasına izin vermesi olmuş. Temel eğitim noktasında usta sanatçılardan eğitim aldığını bildiğim Ekin Koç’un geleceği açık desem abartmış olmam sanırım.

 

Abdullah Oğuz, televizyon için yaptığı birçok işin yanı sıra asıl sinemaya ağırlık verse daha iyi olacakmış hissi bırakan bir yönetmen. Seyrettiğim en iyi Türk filmlerinden birisi olan Mutluluk’un yönetmeni Abdullah Oğuz’dan bu ayarda film beklemek hakkımız sanırım.

 

Sonuç olarak “Senden Bana Kalan” bir uyarlama ama başarılı bir uyarlama. Gözyaşı da akıtabileceğiz, mutluluk da hissedebileceğiniz sıcak bir aşk filmi. Gençler zaten izleyecektir diye düşünüyorum ama asıl ruhu genç kalanlara da izlemelerini tavsiye ediyorum.

 

 

 

Künye

 

Uyarlama Senaryo: Levent Kazak

Orijinal Senaryo: Kore yapımı, A Millionaire’s First Love (2006) filminden uyarlama.

Yapım: ANS Production

Türk Dağıtımcı: Mars Dağıtım

Yapımcı: Abdullah Oğuz, Muzaffer Yıldırım, Evren Oğuz

İdari Yapımcı: Serdar Şen

Yardımcı Yönetmen: Aslı Kızıltuğ

Görüntü Yönetmeni: Veli Kuzlu

Sanat Yönetmeni: Reza Hammatirad

Müzik: Yıldıray Gürgen

Makyaj Sanatçısı: Neriman Eröz

Kurgu: Emrullah Hekim, Yusuf Ziya Kaya

Oyuncular: Neslihan Atagül (Elif), Ekin Koç (Özgür), Zeynep Kankonde (Saliha), Doğa Konakoğlu (Tosun), Sabri Özmener (Müdür Nihat), Gamze Pelin Gökçe (Meraklı), Tayfun Savlıoğlu (Selman), Wilma Elles (Emma), Hakan Karahan (Avukat Hamdi), Silvyo Behmoras (Gözlük), Buğra Özmüldür (Menfi), Dila Pekdemir (Emel)

Yönetmen: Abdullah Oğuz

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2040 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri