Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hüseyin DERVİŞOĞLU

ZİRVEYE GİDEN YOL

08.11.2015 23:06

Geçen Pazartesi, 1 Kasım seçimleri yüzünden yazımı yazamadım. Çünkü seçime bir hafta kala yoğun bir seçim çalışmasının içinde buldum kendimi. Bu çalışmaya devam ederken okuyucularıma bir politik film yazma fikri cazip bir seçenek olarak aklıma takıldı.

Benim için politik film denilince aklıma, “ABD’yi hem eleştiren, hem de iğneleyen en cesur yapımlardan birisi olan” Başkanın Adamları (orijinal adı: Wag The Dog) gelir. Ama ben özellikle oyunculuğunu çok beğendiğim George Clooney’in hem başrollerden birisini paylaştığı hem de ilk yönetmenlik denemesi olan Zirveye Giden Yol’u anlatmaya karar verdim. Zira zafer, kariyer ve erdem üçlemesini bu kadar güzel yansıtan çok az film gördüm.

“Politikanın tek kuralını çiğnedin, başkan olmak mı istiyorsun? Bir savaş başlatabilirsin, yalan söylersin, hile yaparsın, ülkeyi iflasa süreklersin ama bir stajyerle yatamazsın, bunun hesabını sorarlar” repliği size de çok şey anlatmıyor mu? Her türlü pisliği yapmakta, dünyayı birbirine katmakta bile serbestsin ama uçkuruna sahip çıkmak şartıyla? Ne güzel bir dünya!

Film, yoğun geçen başkanlık seçimini çok güzel göstermektedir. Büyük bir ekip gece gündüz demeden özveriyle çalışmaktadır. ABD’yi dünyanın zirvesinde tutmak isteyen başkan adayı ve tüm bu cafcaflı görünümün altında dönen pis işler. Bir müddet sonra pis işlerin mi başkanlığa giden yolu açtığını veya başkan adayının kazanmak için pis işleri özellikle tezgâhladığını anlayamaz oluyorsunuz.

Ohio eyaletinde seçim kampanyaları oldukça çekişmeli geçmektedir ve başkanlık adayları mücadelede son aşamaya gelmişlerdir. Başkan Mike Morris’in (George Clooney) kampanya basın sözcüsü olan Stephen Myers (Ryan Gosling) Morris’e sadık biçimde var gücüyle çalışırken, birden politik bir skandalın içene doğru çekildiğini fark eder. Şimdi bir karar verme sırası ondadır…

Demokrat partinin en ünlü destekçilerinden biri olan George Clooney için Zirveye Giden Yol oldukça cesur bir yapım. Clooney’in canlandırdığı idealist demokrat başkan adayı gerçekte ABD’de başkan adayı olamayacak kadar cesur düşünceleri olan birisi. Filmin bir karesinde sadece Anayasa’ya bağlı olduğunu söylerken “Ben Hıristiyan bile olmayabilirim” gibi ilginç sözleri ile nasıl Amerikan başkanı olmayı düşünebilir? Obama’nın, seçim öncesi ve sonrası her fırsatta Hıristiyan olduğunu söylediği halde cumhuriyetçilerin azımsanmayacak bir kısmı tarafından gizli Müslüman olarak suçlandığını hatırlarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız zannediyorum.

Ayrıca, en idealist ve temiz yürekli politikacının bile, iş modern politikanın ayak oyunlarına sıra geldiğinde tam anlamı ile masum olamayacağının altını çizmektedir. Morris’in Demokrat adaylığını kapmak için çalıştığı dönemde, arka planda dönen ikili oyunları, pis ve ahlak dışı davranışları gösteren akıllı ve ciddi anlamda politik bir gerilim filmi çekmeyi başarmış Clooney.

Morris’in en güvendiği elemanlarından birisi olan Stephen, birden kendini bir seks skandalının ortasında bulur. Hem de başkan adayı olmaya çalışan Morris’in skandalıdır bu. Yazının başında belirttiğimiz gibi bir başkan adayının asla yapmaması gereken, seçmenlerin dünyanın içine etmesine müsaade edebileceği ama bir stajyerle beraber olmasını affedemeyeceği skandaldır bu. Sonuçta filmin başında idealizm dersi veren Morris’in gerçekte zafere giden yolda her şeyi mubah gören, kazanmak için önüne gelen her şeyi ezeceksin (bu tabirin film içinde başka şekilde anlamlandırıldığını söylememe gerek yok) şeklinde evrimine tanıklık ediyoruz.

Yanlış anlaşılmamasını temenni ederek bir düşüncemi daha paylaşmak istiyorum: Clooney, tavırları, konuşması hatta jest ve mimikleri ile Sn. Abdullah Gül’e o kadar çok benziyor ki şaşırmamak imkânsız. Clooney’i izlerken küfürlü sahneleri çıkartın (inanın orijinal ses tonu bile) birebir sanki Abdullah Gül. İlginç bir deneyim oldu benim için. Oyunculuğu ise üst düzey, belirtmeme bile gerek yok. Kendi filmine ayrıca özen göstermiş diyebilirim.

Filmde başrol Ryan Gosling’in. Stephen’in ahlaki düşüşünü o kadar incelikle ortaya koyuyor ki, insan sırf bu performans için filmin bitmemesini istiyor. Philip Seymour Hoffman ve Paul Giamatti seyrettiğim her filmlerinde olduğu gibi bu filme de ortalamanın üzerinde katkı yapmışlar.

Politikayla ilgilenen erkeklerin kadın zaafı bir gün mutlaka önlerine engel olarak çıkabilir düşüncesine destek veren bu cesur filmi seyretmenizi öneririm.

zirveye-giden-yol-2.jpg 

 

Künye

Orijinal Adı: The Ides Of March

Senaryo: Beau Willimon, George Clooney, Grant Heslov

Orijinal Fikir: Beau Willimon

Tür: Politik Dram

Süre: 95 dak.

Ülke: ABD-2011

Cast Direktörü: Ellen Chenoweth

Yapım: Cross Creek Pictures, Smoke House Productions, Exclusive Media Group

Türk Dağıtımcı: UIP Türkiye

Yapımcı: George Clooney, Brian Oliver, Grant Heslov

Ortak Yapımcı: Guy East, Tyler Thompson

Besteci: Alexandre Desplat

Müzik Süpervizörü: Linda Cohen

Müzik Montajcısı: Gerard McCann

Görüntü Yönetmeni: Phedon Papamichael

Kurgu: Stephen Mirrione

Oyuncular: Ryan Gosling (Stephen Myers), George Clooney (Governor Mike Morris), Philip Seymour Hoffman (Paul Zara), Paul Giamatti (Tom Duffy), Marisa Tomei (Ida Horowicz), Evan Rachel Wood (Molly Stearns), Max Minghella (Ben Harper), Jeffrey Wright (Senatör Thompson)

Yönetmen: George Clooney

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2286 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri