Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İbrahim DANACILAR

Hakka Yürüyen Dev Bir Çınar ''ERBAKAN HOCA''

28 Şubat 2011 Pazartesi

Evet, bir çınar gidiyor... 

Bazen susarsın aniden hani boğazınız düğümlenir. Bazen haykırmak istersin ama anlamsızdır. İşte öyle bir şey bu...

Ülkemizin siyasal yaşamının 45 yılında bir düşüncenin bir haklı iddianın mücadelesi ile ömrünü geçiren ve milyonlarca insanı bu haklı davaya inandıran,  54. Hükümetin Başbakan'ı ve Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Necmettin  ERBAKAN Vefat etti... 

Bir çınar gidiyor hem de arkasında bir davanın zaferi ile. Başarısı mutluluğu ile. Arkasında milyonları ağlatarak, Hakka sevinç ve hasretle yürüyerek, onurla şerefle  bir çınar gidiyor...

Ben prof. Dr. Necmettin ERBAKAN hocamızı henüz ortaokul yıllarında iken tanıma fırsatı yakaladım adeta onun felsefesi beni adeta büyülüyordu. Görüşleri yaşam mantalitem haline gelmişti. Gençlik yıllarımdı milli görüş felsefesinin çeşitli kademelerinde görev yapma fırsatını da yakalamıştım. Biz küçük yaşlarda kimsenin birbirinden haberi yokken büyük Ortadoğu projesini konuşurduk. O dönemlerde hoca'ya bazı kitleler gülerlerdi. Ne büyük Ortadoğu projesi diye? Şimdi günümüzde büyük Ortadoğu projesini hepimiz konuşuyoruz. Yani hoca ileriyi gören bir adamdı bunu kimse inkâr edemez...

Bir küçük anım var; Hoca Aliye izzet Begoviç'i çok severdi Bosna savaşı dönemleriydi.  Erbakan hocanın misafiri olarak İstanbul’A gelmişti ve Gülhane parkında büyük bir miting düzenlendi. İkisi de o mitingde konuşuyordu... Bende kendisinin yanındaydım bana ilgi göstermişti.  Aliye İzzet Begoviç ile Erbakan hocamın arasına oturdum ikisininde elini öpmek nasip olmuştu.. O an benim için unutulmaz bir gündü tabii yaşım daha küçüktü... Sonrasında pek tabii daha çok anılarımız oldu.

Hocamız hakikaten çok nazik bir insandı. Misafirini kapıda karşılardı. Ceketeini daima  iliklerdi.  Asla argo konuşmaz, kabalaşmaz, cebelleşmez, öfkesini taşkınlık yaparak dışa vurmazdı. Yaşantısında bir asalet vardı. Zihni berrak, hiç teklemeden konuşuyor, konuya hâkim olma kabiliyeti ve olaylar arasında kurduğu irtibat yerinde ve kuvvetliydi.

Açıkçası Hocamızı televizyon'da son demeçlerini  dinlerken hüzünlendim. Uzun zamandır onu yakından görmemiştim. Eşinin vefatından sonra sanki çökmüş gibiydi. Son olarak onunla eşinin cenazesinde fatih Camii’ni bilen bilir girişindeki küçük bir cami’de vakit namazını birlikte kılmış, yanı da kısa bir sohbet fırsatım olmuş, başımı okşamış o sıkıntılı gününde ülkenin bizim gibi gençlere ihtiyacı olduğunu söylemişti ve bende o dönem TBMM meclis başkanı Bülent ARINÇ ve  E.İçişleri Bakanı Mehmet AĞAR ile birlikteydik nazikçe elini öperek helallik ve duasını almıştık. O çok hüzünlü halinde bile asaletinden ödün vermeyen sabırla acısına sarılan etrafına küçük kısık gözlerinden ışık saçmayı ihmal etmiyordu. Adeta ben devlet, dava, ilim adamıyım diyordu...  İşte son kendisi ile görüşmem böyleydi... Erbakan hoca; Türk siyasetinin ve dünya İslam Toplumu’nun seçkin liderlerinden biriydi. 

Muhterem Erbakan hoca'nın vefatı ülkemiz için ve dünya İslam ülkeleri adına kuşkusuz büyük ve acı bir kayıptır...

Ülkemize ve milletimize çeşitli alanlarda hakkıyla hizmet etmiş olan bu büyük devlet ve dava adamı çok başarılı takdire şayan hizmetlere imza atmıştır. Halkının gönlünde büyük bir sevgi elde etmiştir. Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN’IN Milli görüş felsefesi bir dönem ciddi başarılara imza atmış, halkımızı başarılı hizmetlerle tanışmasına da bu şekilde vesile olmuştur.

Milletimiz içerisinde bir dönem kaybolan birlik ve beraberlik ruhunun İslam şuuru ile pekinleştirilmesini sağlayan ve bu ruhun her farklı kesime dağılmasına vesile olan bu müthiş devlet adamı, yeni yetişen bireylerin Türk İslam şuuru ile tanışmasına öncülük yapması ayrıca göz ardı edilemeyecek kadar büyük, takdir edilmesi gereken bir durumdur.

Çok önemli bir konuya temas etmek istiyorum  Erbakan hocanın birlik ve beraberlik konusunda hassasiyeti olmasaydı, Türkiye o dönemlerde bir Mısır bir Libya gibi karışıklığa  sürüklenebilirindi. Hoca'nın kıvrak ve başarılı zekâsı bunu bu ülke'de engelledi.  Maalesef kendisinin önü her daim kesildi buna rağmen son anına kadar mücadeleden vazgeçmedi Bence hocada müthiş akıl almaz bir liderlik vasfı vardı. O kâmil bir Müslüman dı. O ilim ve irfan adamıydı.

Ne kadar önü kesilmişse de o görüş iki Cumhurbaşkanı dört başbakan çıkarttı ve çeşitli bürokratik, diplomatik kademelere bu görüşün mensupları geldi. Aslında buda hoca'nın görünmeyen bir zaferiydi...

Şahsımın da doğru siyaset bilincine sahip olmasına öncü olan ve üzerimde ciddi anlamda emeği olan muhterem Erbakan hocamızın vefatı her kesim için bir kayıp, şahsım adına derin bir üzüntü vesilesidir.

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN’A Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyor, geride bıraktığı, başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine, dava arkadaşlarına, milletimize ve ayrıca İslam alemine bu acı

Kayıptan ötürü yüce Allah’tan baş sağlığı ve sabır diliyorum...

Ves... Selam.

İbrahim DANACILAR 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5326 defa okunmuştur
Allah rahmet eylesin.
Kazanlı
Bir de Erbakan Hoca'nın mesai arkadaşları üzerinde gerek: 28 şubat sürecinde baskı, tehdit ve şantajlara rağmen hiç bir milletvekili Refah Partisi'nden istifa etmedi. 1969 yılında yola çıkığı arkadaşları 42 yıl onun yanından ayrılmadı. Acaba bu insanlar zengin olmak, popüler olmak yada bakan olmak yerine neden hocanın yanında yer almayı seçtiler? Velhasıl gerçek lider yüz senede bir çıkar, Necmettin Erbakan gibisi bir daha zor çıkar.
01 Mart 2011 Salı 15:25
Beğendim (3)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri