Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İbrahim DANACILAR

Siyonizm'in Bize Kazandırdığı Manevi Hastalıklar!

25 Ekim 2011 Salı

Bazı rahatsızlıklarım nedeni ile on yedi gün hastanede tedavi altındaydım. Uzun süre uzak kaldık, çok doldum hemen yazmam gereken makaleyi henüz yatağıma yatmadan  ve dinlenmeden yazıyorum. Tekrar merhaba sevgili dostlar.  Bu arada dualarınızı beklerim…

Başta gelen en önemli hastalığımız; maalesef ''TEFRİKA'' yapmak İslam’ın taa... kalbine bıçak sokmaktır.! Peki ya tefrika nedir.? Fikir başkalığı, Fikir ayrılımı, ihtilaf-ı efkardır. Yani insanın menfaat ve nefsine dokunan şeyi haklı çıkarmak için bilinmez şahid arama çabasıdır. Serbest bırakılan nefisle hakikate karşı gelip ''SETTAR'' olana bir nevi isyandır. Buda inanan bir insan için çok tehlikeli bir durumdur. Günümüz Müslümanları ve cemaatleri içerisinde çok yaygın olan bu durum aslında Siyonizm’in yapamadığı bir işlevi Müslümanların kolayca arasında yapmasıdır. Siyonizm için ise nerdeyse bu olay biçilmiş bir kaftandır.

''Allah’ın kulları arasında bir grup var ki, onlar ne peygamberlerdir ne şehitlerdir. Üstelik Kıyamet günü Allah indindeki makamlarının yüceliği sebebiyle peygamberler de, şehitler de onlara gıpta ederler.''

Orada bulunanlar sordu; ''Ey Allah’ın Resulü! Onlar kim, bize haber ver?''

''Onlar aralarında ne kan bağı, ne de birbirlerine bağışladıkları mal olmadığı halde, Allah’ın Ruhu Kuran adına birbirlerini sevenlerdir. Allah’a yemin ederim, onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken, onlar korkmazlar. İnsanlar üzülürken onlar üzülmezler.'' ''Müminin mümine bağlılığı, taşları birbirine kenetli duvar gibidir.'' buyuran Resûl-i Ekrem efendimiz,  bu kenetlenmeyi göstermek için iki elinin parmaklarını birbirine geçirdi…  Bizlere düşen bu hadisler nazarında ümmet olmak konusunda zihnimizde, kalbimizde, fikrimizde var olan bütün olumsuzlukları bir kenara bırakıp kardeş olmanın ümmet olmanın onurlu duruşunu göstermeliyiz. Hem de hemen..! Çünkü vaktimiz çok kısıtlı… Muttaki, şuurlu ve ferasetli bir mümin olalım. Basiretsiz asalakların oyununa gelmeyelim...!

İkinci büyük manevi hastalığımız;AHDE VEFA’dır. Siyonizm aramızda birbirimize karşı ahde vefasız olmamızı önemle arzuluyor. Ahde Vefasızlık, Bana göre kişi'nin iman zayıflığındandır. Günümüzün maalesef ki yeni trendi olan ahde vefasızlık hayatımızın her karesinde izini acımasızca göstermektedir. Karşımızdaki insanlar bazen ne ifade ettiklerini hatırlamıyor ve acımasızca kendi düşünceleri içerisinde yargısız infaz yapmaktadırlar. Bu ne kişinin İslam ahlakına nede sosyal yaşantısı içerisindeki yaşam ahlakına  yakışan bir davranış biçimi değildir. 

Vaadinden cayan, verdiği sözden dönen, sözleri yalan olan kimse Allah'a isyan, insanlığına ihanet etmiş olur; Münafıklar güruhuna katılır. Ahirette de münafıklarla birlikte azap görür.

Ecdadımız, ne güzel ifade etmiş; “Var ikrar verme, öl ikrarından dönme!” demişler…

Üçüncü büyük manevi hastalığımız;PARA AŞKI’dır. Siyonizmin adeta nokta atışı yaptığı unsurdur. Eğer kendimizle ya da hayatımızla ilgili manalı ve asla sarsılmayacak bir nokta olsun istiyorsak, para kavramına sadece bizi korkutan ve taciz eden bir araç olarak değil, içimizde asla ticaret konusu yapamayacağımız noktaların varlığını bize hatırlatan bir araç olarak bakmalıyız.  Paraya değer veren insan, kendine değer veremez, hayatta hiçbir şeyin değeri para olamaz…

 

Dörtdüncü büyük manevi hastalığımız;‘’GENÇLİĞİN ASIL AMACINI UNUTMASI’’ Bu durum ise siyonizm’in en önemli hedefidir.  Kendi konjektörlerinde özelikle İslam ülkelerinde gençliği ele geçirip bir şekilde elde ederler. Onlar iyi bilirler gençler yarının büyükleridir. Bundan dolayıdır ki onları  Allahında hoşlanmadığı zina, içki, boş yaşma tutkusu, uyuşturucu ve üste saydığım tüm hastalıkları adeta damarlarına enjekte edip koordinasyonları altına almış olurlar.

Olması gereken aslıda şudur; Gençler yeryüzünde güzel ahlakın yayılması, savaşların, zulmün, gözyaşının dindirilmesi, Müslümanların yeryüzünde eziyet görmelerinin son bulması konularında kendilerini sorumlu hissetmeli ve iyiliği emredip kötülükten sakındırma görevini üstlenmelidirler. Tüm bunların temelini oluşturan sapkın felsefelerle fikri anlamda mücadele etmeli, kendilerinden önceki salih müminlerin yaşamını örnek almalıdırlar. Böylece dünyanın, çok yakın olan, aydınlık günlerine yaklaşılmasına mümin gençler bu çabalarıyla vesile olacaklardır.

Sonuç;  Hayat büyük bir tiyatrodur. Kısa bir sürede son bulur. Bir nevi yaşarken dört duvar içinde hapis olursun. Yaşamak için bir neden ararken. Yine bir anda kanatlanıp ebediyete uçarsın... Gül Gibi Görünüp Diken Gibi Batandan, Dost Gibi Görünüp Yılan Gibi Sokandan ALLAH'a  samimi olarak sığınmalısınız bunların sayısıda çoktur bu ülkede maalesef.

Şunu unutmayın ki; Haksız bir davada ''ZİRVE'' olmaktansa, haklı bir davada ''ZERRE'' olmayı tercih edin. İşte o zaman huzuru yakalayacaksınız. Bir şeye niyet etmek o işi yapmak gibidir ancak niyetinize bağlı kalıp çalışmak gerekir. Hayatınız sonlansada Allah c.c. o işi tamamlamış olarak kabul eder ve sevabını hemen verir.

O çok rahmet sahibidir. Allah c.c. peygamberlerin en değerlisini bize vermiştir. Ona tabii olma şerefi peygamberlerin imrendiği bir ünsiyettir.  Biz buna nasip olduk. Bize en değerli kitap Kuran-ı kerim gönderilmiştir. Bizlere peygamberlerin varisi olan Allah dostları da gönderilmiştir. Bizlere Allahın dostları çok merhametlidir.

Peygamberimiz onlardan da merhametlidir. Allah c.c. peygamberimizden de merhametlidir. Şimdi bize bu kadar merhamet eden varken bize ne oluyor? Allah aşkına söyleyin… Daha ne istiyoruz ki.. Siyonizm belasının oyuncağı haline geliyoruz…

Yılmadan tüm olumsuzluklara rağmen sabırlı,vakur bir şekilde mücadele ediceğiz. Bilmiyormusunuz ki tüm peygamberler, alimler, müşteitler, şehidler hayatlarının sonu kadar iyilik için, islam ve ümmet için, zalimlerle hep bir mücadele içerisinde oldular.
 

İşte bizde aynı onlar gibi olucaz. Böylece onların gerçek davalarının dava arkadaşı olabiliriz. yoksa bunlara gücümüz veya güç sahibinden güç isteme lütfundu bulunmazsak, bizim davamız dava değildir…
 

Büyüklerimizle aynı davada hizmetçi olma temennisiyle..
 

Ves... Selam.
İbrahim DANACILAR

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5428 defa okunmuştur

Etiket(ler): , ,

tebrik
büşra
aydınlatıcı, bilgi dolu yazınız ,doğru tespitleriniz aynı zamanda güzel yorumunuzdan dolayı sizi tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerim
05 Aralık 2011 Pazartesi 12:11
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Tefrika-7
Turhan Külünk
Cennet mekan Üstad Nurettin topçu nun deyımıyle Anadolu Gençliği aralarindakı bütün ihtilaflari halledip ayağa kalktiğinda Tutsak olan hilalin kurtuluşu gerçekleşmiş olacaktır.Anadolu gençliği ayağa kalkmiş Allah in iznile devletin başina geçmiştır.Ancak aramizdakı ihtilaflar egemen olmamiza izin vermiyor.Bunlarida hallettiğimizde işte o noktada hilalin özgür güneşi bizi isitiği gibi bütün mazlüm milletlerinde işği olacak ALLAH in izniyle.Saygılarimla
28 Ekim 2011 Cuma 18:17
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Tefrika-5
Turhan Külünk
Elbette her hastalığın bir tedavi yöntemi ve bir ilacı vardır. Müslümanları zillete düşü¬ren, birlik ruhunu zaafa uğratan ve sosyal bünyemizde derin yaraların açılmasına kaynaklık ede¬cek olan tefrika hastalığından kurtulmanın yegane yolu, Müslümanların dinin asıllarında aynı inanç esaslarını paylaştıklarını unutmamaları, birbirlerini iman kardeşliğinin verdiği cesaretle içten sevmeleri ve aralarında hoşgörü erdemini birbirlerine karşı asla esirgememeleridir.
28 Ekim 2011 Cuma 18:16
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Tefrika-6
Turhan Külünk
Her Müslüman grup dinde zaruri olan noktalarda ittifak edip aralarında fer'i mes'eleleri anlaşmazlık sebebi yapmamalıdır. Çünkü asıl temel esas iman olup, ahkam ise usûl-i fürûa ait konulardır. Nasıl ki, içtihada dayalı olarak fürû-i dinde ihtilaf kabul edilmişse, usûl-i dinde de ihtilafın ve farklı yorumların olmasını kabulde hiçbir beis olmaması gerekir. Gerek fıkhi ve gerekse itikadi mezhepler Kur'an ve Sünnet'ten çıkarılan pratik yorumlardır ve ümmet için dini yaşamada bir kolaylıktır. Etnik temele dayalı farklılıklar, Allah'ın bir âyetidir. Asla bir ayrıcalık olarak nitelendi¬rilemez. Çünkü renklerin ve dillerin farklılığı akidemize göre üstünlük ve alçaklığın bir ölçüsü olmayıp bir nev'i güzellik unsurudur. Gerçek üstünlük İslam'ın belirlediği ilahi ölçüler doğrul¬tusunda hayatımızı anlamlandırmaya gayret göstermemizdir
28 Ekim 2011 Cuma 18:16
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Tefrika-6
Turhan Külünk
Her Müslüman grup dinde zaruri olan noktalarda ittifak edip aralarında fer'i mes'eleleri anlaşmazlık sebebi yapmamalıdır. Çünkü asıl temel esas iman olup, ahkam ise usûl-i fürûa ait konulardır. Nasıl ki, içtihada dayalı olarak fürû-i dinde ihtilaf kabul edilmişse, usûl-i dinde de ihtilafın ve farklı yorumların olmasını kabulde hiçbir beis olmaması gerekir. Gerek fıkhi ve gerekse itikadi mezhepler Kur'an ve Sünnet'ten çıkarılan pratik yorumlardır ve ümmet için dini yaşamada bir kolaylıktır. Etnik temele dayalı farklılıklar, Allah'ın bir âyetidir. Asla bir ayrıcalık olarak nitelendi¬rilemez. Çünkü renklerin ve dillerin farklılığı akidemize göre üstünlük ve alçaklığın bir ölçüsü olmayıp bir nev'i güzellik unsurudur. Gerçek üstünlük İslam'ın belirlediği ilahi ölçüler doğrul¬tusunda hayatımızı anlamlandırmaya gayret göstermemizdir
28 Ekim 2011 Cuma 18:16
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri